30 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Kurgu
İlhami Algör’ün üç romanı, bir tarihi anı kitabı, bir de biyografisi bulunmakta. Yeni bir roman yazmasını dört gözle bekliyorum. Okuyucu arkadaşlarım arasından da bekleyenler olduğunu biliyorum.
Şimdi bu öyle bir yazar ve de öyle bir kitap ki, aklıma İlhan İrem örneğini getiriyor. Yani her satırına hayran olmanız da mümkün,” neyini beğendin şimdi bunun?” demeniz de. Ben hayran olanlardanım. Dönüp dönüp tekrar okuyorum.

Klasik Fars edebiyatının önemli bir eseri olan bu kitap, Hasan Ali Yücel’in çevirilerini yaptırdığı klasikler arasında dilimize çevrilmiş. Ferdüddin Attar, 1190 – 1296 yılları arasında yaşamış, Mevlana da dahil bir çok şairi ve din adamını etkilemiş İranlı Kürt bir şair ve sofi. Mantık Al-Tayr (Kuş Dili olarak çevrilmektedir) bir çok eserinden en önemlisi. Manzum olarak yazılmış bu kitapta ana hikaye, kuşların padişahları olan Simurg’u arayışları, bu arayışta Hüdhüd’ün onlara verdiği öğütler ve anlattığı hikayeler ile sonunda Simurg’a ulaşmaları. Vahdet-i Vücut…
Hayatında parasını vermeden hiçbir kadınla sevişmedi ve şimdi 90 yaşında. Kitabın ana karakterini anlatmak için en uygun tanımlama bu olur diye düşünüyorum.
Bu yaşlı adam, bir gazete de köşe yazıları yazan bir yazardır. 90. yaş gününde bugüne kadar yaşamadığı bir deneyimi yaşamak ister ve yıllardır gittiği genelevin patroniçesi, Rosa Cabarcas’ı arar. Ona el değmemiş genç bir kızla birlikte olmak istediği söyler.

26 Jul, 2009
Yazan: Tosbaa | Kategori: Gerilim

Ahmet Ümit’in okuduğum dördüncü kitabı Bab-ı Esrar. Daha önce Kar Kokusu, Kukla ve Bir Ses Böler Geceyi kitaplarını okumuştum. Bir polisiye yazarı olmakla birlikte kitaplarında değişik konular işleyip bu konuları da kendi olay kurgusuna çok başarılı bir şekilde işlediğini düşünüyorum. Bir Ses Böler Geceyi kitabında Alevilikle ilgili öğeler bulunuyordu. Kar Kokusu’ nda aralarında TKP’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerin komünist partilerinden bazı üyeler Moskova’daki Marksizm Enstitüsü’nde ki eğitimden bahseder. Kukla da Susurluk olayı anlatılmaktadır. Bab-ı Esrar da ise Mevlevilikten bahsediyor.
…

Bilmem size de olur mu benim okuma serüvenimde bazı kitaplar bitmek bilmez. Okudukça çoğalır sanki kitap, yeter bitsin derim. Bu kitapta öyle oldu; ondandır bir süredir yeni bir kitap ekleyemedim siteye.
Kitap sosyalist bir devlet ütopyası düşünülerek yazılmış. Yazar 1834 yılında doğup 1896 yılında ölmüştür. İlk olarak 1890 yılında yazarın kendi gazetesinde parça parça hikayeler halinde yayınlanmış. Yazar Londra parlamentosunda Sosyalist Birlik adı verilen bir grup içinde yer almaktadır. Bu birlikteki tartışmaların birinden çıktığında umutsuzca keşke o günleri görebilsem der.…

Oğluma aldığım halde yalnızca benim okuduğum kitaplardan oluşan küçük bir kütüphane dolusu kitabım var. Neil Gaiman’ın Mezarlık Kitabı bir çocuk/gençlik kitabı olarak tanımlanmasına rağmen kendim için aldığım kitaplardan. Kitabın çizimlerini de muhteşem adam Dave Mckean yapmış. Zaten Neil Gaiman ve Dave Mckean ayrılmaması gereken ikililerden bence. İkisi bir arada tahin-pekmez ya da bal-kaymak etkisi yaratıyorlar bünyede.
Kitap ne Sandman kadar sofistike, ne de Amerikan Tanrıları ya da Bir Kıyamet Komedisi kadar karmaşık bir olay örgüsüne sahip. Fakat çok eğlenceli ve kesinlikle…
Evet işin suyunu çıkartmış olabilirim. Ne kadar suyunun çıktığını Dulcinea’ya sorabilirsiniz. Sonuçta çoğu gece bağırış çığırış oyunu oynarken onun kafasını şişiriyorum. Ama bu teneke kafalı adam her nedense ilgimi çekiyor. Onun için ister yazılı olsun ister görsel hakkında bulabildiğim her şeyi okuyorum, seyrediyorum. Sağolsun Halo evrenini yaratan Bungie’de bu konuda beni yalnız bırakmıyor. Oyunu, kitabı derken ilk çizgi romanı da okuma şansına eriştim.

17 Jul, 2009
Yazan: elfy | Kategori: Kurgu

Kayboluş George Perec’in Fransızcanın en çok kullanılan harfi olan E harfini kullanmadan yazdığı romanı. Yunancada Kayıp harf (missing letter) anlamındaki Lipagrammatos sözcüğünden gelen, lipogram deniyormuş bu yazım tekniğine. Nitekim roman İspanyolcaya çevrilirken İspanyolcanın en çok kullanılan harfi olan A olmadan çevrilmiş. Türkçeye çeviren Cemal Yardımcı da çeviride hiç E harfi kullanmamak gibi bir mucizeyi başarmış.


Tecrübe etmek yıllar yılı
hiçbir şeyin iyiye gitmediğini
yalnız kötülediğini.
Ezikliğini duymak
neredeyse hiçbir şeyi değiştirememenin
ve sarılmak bu “neredeyse”ye
hep başka bir çıkmaza götüren.
John Berger ile ilgili olarak ne düşündüğümü ve hissettiğimi daha önce de yazmıştım. Yine yapıyor her zaman yaptığını bu kitabıyla da. Bu kez her şeyin kıymetini bilmeye çağırıyor “Hayata Tutunma ve Direnişe Dair Notlar” alt başlığı ile bu kitapta da.
Kah mülteci kampındaki bir Filistinli çocuk olarak buluyorsunuz kendinizi; (Çocukların bedenlerinin geri kalanını kımıldatmadan başparmaklarının bir hareketiyle misketi fırlatmadaki ustalığı, çok sıkışık alanlarda yaşamaya alışmış…
13 Jul, 2009
Yazan: nazimo | Kategori: Kurgu
Ayça Şen’ in ikinci romanı, kitabın kapağında “BİR BAŞYAPIT” tanımlaması ile taçlandırılmış. Kitap 30 yaşlarını geçmiş,
ardında mutsuz bir evlilik bırakmış, işinden keyif almayan ve belki de bıçak kemiğe dayandığı için, her şeyi bir kalemde silip atarak, yazar olma yoluna baş koymuş Ece’nin hikayesi. Ece çok enteresan bir kız aslında. Geride bıraktığı yıllarda büyüyememiş. Yaşadığı topluma ve zamana çok yabancı. Düşünceleri dağınık. Kavramları karışmış. Kitapta beni en çok güldüren kısım, aynı zamanda Ece’yi de en iyi tanıtan kısımlardan biri. “…Ama çalıştığım…
13 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: İnceleme
Metin And, tiyatro tarihi üzerine sayısız araştırmaları olan bir araştırmacı. Bu kitabı da, minyatürler ile profesyonel anlamda ilgilenenlerden ziyade, her şeye burnunu sokan meraklı okuyucu tipi için yazmış. Tarih, din ve mitologya bilgisi tam olmayan benim gibi birisi için ciddi bilgi bombardımanı içeriyor. Bir yandan okuyup bir yandan da sindirmek için araştırma falan yapmak lazımdı aslında. Ben kendimce hızlı okudum, genel bir fikir sahibi olmama yaradı.

09 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Felsefe
Boyumdan büyük işlere kalkıştığımı hissediyorum. Yine de bir hevesle ve umutla okuyup paylaşmak istedim. Tabi kitapla aramda belli bir mesafe kaldı yine de.
Nietzsche’den her zaman bir beklentim olmuştur, sanki içine hapsolduğum kalıpları kırmak için bana yol gösterecek, etkili bir reçete verecek gibi, ya da ne bileyim bir aydınlanma yaşamayı umarım kitaplarında. Sonra da kavramlar, olgular, filozofun kendi iç çatışmaları arasında sıkışırım, neden bahsedildiğini bilemez halde bitiririm okumayı. Çağa Aykırı Düşünceler isimli çalışmanın dört bölümünden birisi olan bu kitapta da, kaybolduğum…
Sitüasyonist Enternasyonal üzerine (kitapta söylendiğine göre Sitüasyonist Enternasyonalizm diye bir şey yok) fikir üretmiş başlıca kişilerin yazılarının çevirileri ve Türkçe yazılmış bu konudaki bir iki önemli metinin derlendiği bir kaynak kitap. Kitabın sonlarında yer alan ve sitüasyonist enternasyonalin manifestolarının yer aldığı kısım özenli ve sabırla okunursa kavramı oldukça anlaşılabilir hale getiriyor. Ayrıca, konu hakkında daha fazla araştırma yapmak isteyenlere metin önerileri de bulmak mümkün.
Kitapta sitüasyonist enternasyonalin ne olduğu, tavrı, tarihçesi ve manifestoları yer alıyor. Bu kitabın tamamına internet üzerinden de…