30 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Bilimkurgu
Kendisi gibi, uyuşturucu bağımlısı olan Jim Barris ve Ernie Luckman ile birlikte yaşayan Bob Arctor, oldukça tehlikeli ve bağımlılık yaratan bir uyuşturucu olan D maddesini hem kullanmakta hem de satmaktadır. Fred ise bir narkotik memurudur ve gizli görevdedir. Bob arctor’u izleme görevi Fred’e verilir. Fred Bob Arctor’un, aslında kendi gizli kimliği olduğunu açıklayamaz, zaten bunun çok da farkında değildir.

Bu dünya hakkında bütün ama bütün bildiklerinizi unutun. Uyuduğumuzda gittiğimiz rüyalar alemi hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Cennet ve Cehennem hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Masallar hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Mitoloji hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Sandman evrenine adımınızı atın, gözlerinizi sımsıkı kapayın ve derin bir nefes alın. Buradayken görmek için gözlerinize ihtiyacınız yok. Neil Gaiman’ın hayal ettiği, başkalarının resmettiği, bir başlayınca sizin de elinizden bırakamayacağınız bir çizgi roman, yolculuk kitabı, rüya hikayesi olan Sandman’de 10 tane kitap içinde anlatılan yaklaşık 75 tane…
Kitabımın son sayfasını bitirdiğimde içimde bir “şıngır mıngır Boğaziçi” coşkusu, “ağzımda bal gibi tatlı bir türkü” tadı, yüzümde geniş bir gülümseme vardı. Aslında bunların hepsi, kitabımı okuduğum süre boyunca hep vardı.
Farkındaysanız “kitabın son sayfası” demiyorum, “kitabımın son sayfası” diyorum, çünkü kitapta anlatılan dünya ve o dünyanın kahramanları, tüm sıra dışılıklarına rağmen, tarafımdan büyük bir tutkuyla evlat edinildi. Bundan böyle bu kitap benim kitabım, bu Alobar benim Alobar’ım, bu Kudra benim Kudra’m, bu Pan benim Pan’ım. Tom Robbins kusura bakmasın artık.
Neyse…

William Shakespeare, okunmakla tükenmeyecek, hatta dönüp dönüp okunacak biri. Yıldızların altında anlatılabilecek, insana dair her şeyi anlatmış olduğunu düşünürüm zaman zaman. Tüm aşk hikayeleri Romeo ve Juliet oyunundan çıkmış gibidir sanki. Murathan Mungan’ın “Ben sende bütün aşklarımı temize çektim” dizesi Romeo’nun Juliet’e söylediği “Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.” repliğinin başka türlü söylenişi gibi gelmiştir hep bana. Kıskançlık mı? Shakespeare yazmıştır. İhanet? Elbette Shakespeare yazmıştır. İktidar? “Dostlar, Romalılar, vatandaşlar, beni dinleyin: Ben Sezar’ı gömmeye geldim, övmeye değil.” Komedi? Yine Shakespeare. Hele de Can…
21 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Bilimkurgu
Dünyanın çeşitli denizlerinde balıkçılar kaybolmaya, balinalar garip davranmaya ve şehirlerde hastalıklar türemeye başlar. Bir gurup bilim adamı birbirlerinden habersiz bu olayları araştırmaya ve ürkütücü gerçekler ile karşılaşmaya başlarlar. Bir bilimkurgu kitabı olan Sürü’nün kapağında “Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi” yazıyor. Gerçekten de okurken bazı sahnelerin bir film yapımcısının aklını çelmek için kurgulandığını düşündüm.

21 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Klasikler
İngiliz bir maden işçisinin karısı, dört çocuk annesi Gertrude Morel ile bu annenin kocası, oğulları ve oğulların sevgilileri ile olan ilişkileri üzerine psikolojik ve sosyal sorgulamalar yapan bir roman. Fonda ondokuzuncu yüzyıl başlarında şehirleşen ve endüstrileşen İngiliz kasabaları, bu kasabaların içe kapanık hayatları vardır.
Bayan Morel’in kocası kaba, fakir ve işi gereği pis bir maden işçisidir. Bayan Morel kocasını pek beğenmez, karı koca arasında gergin, çekişmeli bazen korku dolu bir ilişki vardır. Yine de bir sebepten dolayı bir sürü çocuk yapıp…

Annemi, Kız Kardeşimi ve Erkek Kardeşimi Katleden Ben, Pierre Riviere
Kitap XIX. Yüzyılda (1835) işlenen bir cinayeti, mümkün olan tüm noktalarından mercek altına alarak inceleyen bir kitap. Michel Foucault psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir araştırma yapmak isterken Pierre Riviere vakasıyla karşılaşır. Olay 1836’da Halk Sağlığı ve Adli Tıp Yıllığında yayınlanmıştır ve olayların bir özetinden ve adli tıp bilirkişi raporlarından oluşmaktadır. Bu raporlar bir köy doktoru, büyük bir akıl hastanesinin yöneticisi olan bir başka doktor ve o dönemde…
13 Aug, 2009
Yazan: nazimo | Kategori: Kurgu
Bit Palas, Jurnal sokak 88 numaradaki Bonbon Palas’ın ve içinde yaşayanların hikayesi. Aslında içindekilerden çok, Bonbon Palas’ın hikayesi. Birbirine sırt sırta vermiş müslüman ve gayrimüslim mezarlarının üzerinden silindir gibi geçilerek imara açılan topraklara, 1966 yılında Art Nouveau mimari tarzıyla, geçmiş mutsuzlukların ve ümitsizliklerin hıncını almak için yaptırılmış bir apartman. Ekim devrimiyle Rusya’ dan kopup Türkiye sığınan General Antipov ve genç karısı, bir süre yaşamak (ya da sürünmek) zorunda kaldıkları ve uyum sağlayamadıkları bu şehirden, geride yeni doğan bebeklerinin cansız bedenini…
13 Aug, 2009
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Gerilim| Korku
80′li yıllardan bu yana Amerikan korku ve gerilim edebiyatını sırtlayan üç tane isim var. Bu isimlerden bir tanesi olan Dean R. Koontz ile ilk kez ortaokul - lise yıllarımda tanışmıştım. Ve tanışmamla beraber o güne kadar türkçeye çevrilmiş bütün romanlarını da hızla okuyup tüketmiştim. Bendeki bu ani Koontz aşkı, başladığı gibi ani bir şekilde birden bitivermişti. Çünkü okuduğum bir düzine kadar kitaptan sonra aslında her kitabının aşağı yukarı aynı klişelerle yazılmış, aşağı yukarı benzer karakterleri olan “formül” kitaplar olduğunu anlamıştım.…
İthaki yayınlarından çıkan Jules verne kitapları serisinin ilk iki kitabını okudum, okudukça da aslında daha önce okumuş olduğumu şaşırarak anımsadım. Unuttuklarımı hatırladım, bu sefer unutmamayı umarak paylaşıyorum. Her iki kitapta da 19. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olmaktan kaynaklanan, biraz çocukça bulunabilecek farklı bir dil, üslup kendini gösteriyordu. Yazarın müzik, jeoloji, coğrafya alanlarındaki derin bilgisi , yaratıcı hayalgücü ile harmanlanarak iki ilginç hikaye ortaya çıkarmıştı.

11 Aug, 2009
Yazan: nazimo | Kategori: Kurgu
Tom Perrotta ismine Oray Eğin’ in bir köşe yazısında rastladım. Tom Perrotta’ nın Türkiye’ de hakkettiği ilgiyi görmediğinden bahsediyordu. Ben de bu yazarı hafızamda bir yerlere aldım. Aylar sonra, yine bir yazısında, yazarın yeni bir kitabının çıktığını haber verdiğinde almak farz oldu dedim ve Siren yayınla-rından çıkan Yatak Odası Dersleri adlı kitabı aldım.
Kitabın arka kapak tanıtım yazısından;
“Bir grup insanın çevrenizde güç odağı haline geldiğini ve neye inanıp, nasıl yaşayacağınızı belirlediğini düşünün…. İnançlarımız sadece size ait olmaktan çıkıp başkalarınca sorgulanabilir mi?…
09 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Polisiye
Tunus’un sıcak ve durağan atmosferinde, birbirinden alabildiğine farklı birkaç karakterin amaçsız birliktelikleri sırasında gerçekleşen ölümler, kendilerini sorgulamaları ve aralarındaki ilişkilere etkileri üzerine bir suç romanı. Particia Highsmith bu kitabında da cinayetten çok kadınlar, ilişkiler, aşk, ihanet, suçluluk, vicdan azabı gibi bir çok konuya değinmiş. Yazar cesurca Araplar, İsrail, Amerikalılar, Avrupalılar, değer yargıları, hayata bakışları ve birbirleri hakkındaki düşünceleri hakkındaki farklı fikirleri de yazmış.
Kitabın kahramanı Howard Ingham Amerikalı bir yazardır, bir senaryo ile ilgili olarak yönetmeni ile buluşmak ve çalışmak için…

Paris’li ünlü ressam Henry Cueco yaz aylarında gittiği sayfiye evinde, bahçesiyle ilgilenen bahçıvanıyla yıllar boyunca yaptığı kısa sohbetleri kitaplaştırmış. Aslında arka kapak yazısı, kitap hakkında gayet yeterli bilgi içeriyor. Ama ben yine de bir kaç cümle eklemek istedim.
Kitap, aynı konuşulduğu gibi yazılmış, okunması çok kolay. Bir bahçıvanla, bir ressamın önce bahçecilik ile başlayan, tanışıklıkları ilerledikçe günlük hayat gaileleri üzerine yaptığı sohbetler, zaman içerisinde bu iki adam arasında yıllar süren derin bir dostluğa dönüşüyor. Sanki birlikte günlük hayatın felsefesini yapıyorlar. Siz…