22 Oct, 2009
Yazan: nazimo | Kategori: Kurgu
“Babamın beni Unutulmuş Kitaplar Mezarlığı’na ilk götürüşü hiç aklımdan çıkmaz…..”
“Burası gizemli bir yer Daniel, bir mabet. Burada gördüğün her kitabın, cildin bir ruhu var. Onu yazanın, okuyanların, onunla yaşayıp onu düşleyenlerin ruhu. Bir kitap sürekli el değiştirir, birileri gözleriyle sayfalarını sürekli tarar, kitabın ruhu gelişir ve güçlenir. Uzun yıllar önce, babam beni buraya ilk kez getirdiğinde burası yine eski bir yerdi. Belki de şehrin kendisi kadar eski. Buranın ne kadar zamandır var olduğunu ve kim tarafından kurulduğunu kimse tam olarak…

Birinci kitaptan sonra başladım hemen ikinci kitaba. Bu kitabın adı Evrenin Sonundaki Restoran.İlk kitapta Vogonlar tarafından yok edilen dünyadan kurtulan, Arthur ve Ford, Vogon gemisine binmeyi başarırlar. Vogonlar yabancılara karşı oldukça tahammülsüzdürler. Aslında kendileri dışında her şeye tahammülsüzdürler. Arthur ve Ford’u gemiden atarlar, 30 saniye yaşama şansları varken son saniyede Altın Kalp isimli sonsuz ihtimalsizlik motoruna sahip olan ve eski Galaksi Başkanı Zaphod Beeblebrox’un kaçırdığı gemi tarafından kurtarılırlar.


Okuyanların hep olumlu anlattığı bu bilimkurgu kitabı acaba bahsedildiği kadar var mı diye okumaya başladım. Kitap 5+1’lik bir dizi olarak yayınlanmış. Bu altı kitabın birlikte olduğu ve sadece masa başında okunabilecek, ansiklopedi versiyonu olduğu gibi, parçalar halinde cepte taşınabilir boyu da bulunmaktadır. Ben tabiki parçalı halini tercih ettimJ
Parçaların her birinin ayrı adı bulunmaktadır. Otostopçunun galaksi rehberi ilk kitabın adıdır. Kitabın giriş bölümü beni etkiledi ve heyecanlı bir serüvenin içine daldığım hissine kapıldım:

20 Oct, 2009
Yazan: elfy | Kategori: Kurgu

Tom Robbins bildiğimiz gibi, bu dünya dışındaki ve ötesindeki durumlarla, oluşlarla yakından ilgili bir yazar. Villa Meçhul bir Tanuki’nin dünyaya inmesiyle başlıyor.
Tanuki’leri Hayao Miyazaki’nin “Heisei Tanuki Gassen Pompoko” adlı filminden de hatırlıyoruz. Tom Robbins’in Tanuki’si de aynen o filmde olduğu gibi ve aşağıda resmini gördüğünüz şekilde, kendi doğal paraşütünü kullanarak iniyor dünyaya.

1970’te Beatles dağılmış ve Beatlemania, yerini yavaş yavaş Punk çağına bırakmıştır. Kimyasal uyuşturucu kullanımın arttığı, gürültülü müziklerin yapıldığı, halen Beatles’ın başlattığı özgürlüklerle yaşamanın devam ettiği ilginç bir geçiş dönemdir.
Hikayemiz 16 Ağustos 1977 gününde geçmektedir. Elvis Presley’in yaşama veda ettiği bu gün, romanın baş karakterleri olan, 3 gencinde hayatının değiştiği, ergenlikten, yetişkinliğe adım attıkları gün olacaktır.


Georges Perec ile elfy’nin sitede paylaştığı Kayboluş kitabı sayesinde tanıştım. Yazarın yazma konusunda geliştirdiği fanteziler ve bunları hayata geçirmekte ki başarısı beni oldukça etkilemişti. Kayboluş’u almak için kitapçıya gittiğimde o kitabının olmadığını gördüm. Yazarın sadece Şeyler kitabı vardı. Kitabın arka kapak yazısı ilgimi çekince onu almaya karar verdim. Bir ayı aşkın bir süredir kitabı okumama rağmen kitapla ilgili bir türlü bir şeyler yazamadım. Bunun nedeni kitabın başarısızlığı değil kesinlikle. Aslında çok da başarılı olması ve anlattığı konunun beni çok etkilemesi.…
“Gelecek Sefere” Fransız yazar Marc Levy’nin dördüncü romanı ve kitabın arkasında yazdığına göre Fransa’ da 4.000.000 adet satarak bir rekora imza atmış. Ben de 4.000.000 Fransız yanılıyor olamaz deyip, bu kitabı alıp okudum – yalan söyledim, çok sevdiğim bir arkadaşım doğum günü hediyesi olarak aldı - ve diyorum ki, iyi ki de okumuşum.
Yazarın çok akıcı bir dili var. Okurken mizah peşinizi hiç bırakmıyor, soluğunu hep ensenizde hissediyorsunuz. Kısa bir kitap olmasına rağmen, yoğun bir olaylar örgüsü taşıyor. Hatta bir miktar…

Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
12 Oct, 2009
Yazan: nazimo | Kategori: Polisiye
Bir Hop-Çiki-Yaya Polisiyesi
Mehmet Murat Somer’ in literatürümüze kazandırdığı Hop-Çiki-Yaya polisiyelerinin son kitabı Kader’ in Peşinde, okurken beni yine kopardı.
Kitabın konusunda geçmeden önce biraz Hop-Çiki-Yaya polisiyelerinden bahsetmek istiyorum. Kitaplar polisiye olmasına polisiye ama, kahramanları, öyle çok da alışık olduğumuz kahramanlardan değil. Serinin baş rolünde ve merkezinde, isteyerek ya da istemeyerek esrarengiz olayların ortasında kalan, amatör dedektif Burçak Veral var. Kendisinin esas adı nedir onu hiç öğrenemiyoruz.

12 Oct, 2009
Yazan: salander | Kategori: Kurgu
Hindistan denince kimimizin aklına Şah Cihan’ın eşi Arcümend Banu’nun anısına yaptırdığı Taç Mahal, kimimizin aklına milyarları bulan nüfusu, kimimizin aklına kast sistemi, kimimizin aklına ineklerin kutsal hayvan olarak kabul edildiği geliyordur. Ancak çoğumuzun Hindistan’ın gerçekte nasıl olduğu ile ilgili net bir fikride yoktur.
2008 yılında, Oscar ödüllü film Milyoner(Slumdog Millionaire)’le, Hindistan’a ve Hindistan’daki yaşama bir göz atma imkanı bulmuştuk. Film Hindistan’daki kötü yaşam koşulları hakkında net bir fikir veriyordu.

Kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız, gidin bu kitabı alın ve hemen okumaya başlayın. Pek az yazar için yeni bir akım başlattı demek mümkündür. Roberto Bolano’da bu azınlık yazarlardan biridir.Bu kitapta, yıllar önce kaybolmuş bir edebi akım olan Visceral Realism’i benimseyen Arturo Belano ve Ulises Lima’nın hikayesine tanık olacaksınız.
Bolano G. Amerikan literatürüne ayrı bir soluk getirmiştir. Garica Marquez, Maria Vargas Llosa gibi ustalardan sonra Latin Amerika’nın çıkarttığı en büyük yazarardan biridir.
Kısa süren hayatını maceracı, gezgin ve bir şair olarak geçirmiştir. 2003…
Bana göre insanlar iki tipte aşkı yaşarlar. Birincisi aşka aşık olanlar, ikincisi gerçekten sevebileceği kişiye ait olanlar.
Alacakaranlık kitabının devamı olan Yeniay’da kitabın öznesi İsabella Swan gerçekten aşkı yaşadığı insanı kaybeder…
Bu kayıp, kitabın 3/4′ü boyunca bizlere onun daha ne kadar dibe vurabilmek için uğraştığını anlatmakla geçiyor. Çünkü İsebella her dibe vurmak istediğinde göğüsünde açılmış olan bu kocaman deliği hem kapatmaya çalışıyor hem de O’nu zihninde yaşatabilmesini sağlıyor. Bunun nedeni çok basit İsabella hayatına devam etmek zorunda peki ama yaşadıkları ve kendini…
Ne ufak bir lekeleri…Ne de en ufak bir kusurları vardı…
Ve ne de en ufak bir günahları…
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı…
Bir Ermeni klisesinde işlenen cinayet bir çok olayın, başka cinayetlerin ve sıradışı bir ortaklığın tetikleyicisi olacaktı. Biri emekli tecrübeli bir polis, olaylara karışmasındaki tek sebep, ilk cinayetin kendi kilisesinde işlenmiş olması, diğeri Emniyetin Çocuk Bürosunda çalışan eroin bağımlısı genç bir polis. Bu ortaklık pek çok sırrı çözmeli ve cinayelerin arkasındaki gizemi ortadan kaldırmalıydı.
