Leo, Manhattan’da, Waverly Place sokağının yine Waverly Place sokağıyla kesiştiği olasılık dışı bir noktada karlı ve rüzgarlı bir gecede onunla karşılaştı. Kadının kıyafetleri simsiyahtı, başındaki şapkanın altından uzun siyah saçları sırtına doğru dökülüyordu ve yere düşürdüğü anahtarlarını arıyordu. Leo karların arasında bulduğu anahtarları kıza verirken, bu anahtarlarla kendisi için tarifsiz bir maceranın kapısını açtığından habersizdi. Bu Leo’nun Veronica’yı ilk görüşüydü. İkinci kez gördüğünde, kendisine bakan gözlerin birinin mavi birinin yeşil olduğunu fark etti.
Veronica’nın hayatına girmesiyle birlikte, Leo kendini açıklanamaz bir…
25 May, 2010
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Fantastik

Büyük Orta Dünya projesi içinde tekrar okumaya başladığım (oğul Tolkien’in yazdığı 12 bölümlük History of Middle Earth dışında) Tolkien külliyatına, elbette onun en naif, en saf ve en masalsı romanı Hobbit ile başladım; 13 cüce ve Hobbit Bilbo Baggins’in, Yalnız Dağ’ın hükümdarı Altın Ejder Smaug’u devirmek üzere Gandalf tarafından tertiplenen unutulmaz macerasıyla.
Bilbo Baggins, yer altındaki kovuğunda kendi halinde yaşayan basit bir hobbittir. Bu cümleden de anlaşıldığı gibi hobbitler kovuklarda yaşarlar ama onları bir kemirgenle veya toprak altında yaşayan pis orklarla…
Sandık Odası Sezgin Kaymaz’ın on sekiz hikayeden oluşan ilk hikaye kitabı. Aslında bu kısa hikayeler hakkında, daha doğrusu hikayelerin bende bıraktığı tat -duygular hakkında tam olarak karar veremedim. Okurken hikayelerin çoğundan rahatsız oldum, ama elimden de bırakmak istemedim. Belki de beni huzursuz eden hikayelerin ağırlıklı olarak ölümle ilgili olmasıdır. Ölümün ya da ölüme dair duyguların, korkuların bu kadar net anlatılmasıdır. Sezgin Kaymaz’ın romanlarını sevmeme neden olan dili, anlatımı hikayeye de çok yakışmış, öyküler kolayca okunuyor ama, maalesef anlatılanların hazmı o kadar kolay…
Etiketler:
Ateş Canına Yapışsın,
Fantastik,
Geber Anne,
hikaye,
Kaptanın Teknesi,
Lucky,
Medet,
Sandık Odası,
Sezgin Kaymaz,
Uzunharmanlarda davetsiz bir misafir,
Zindankale
Katilin Şeyi’nde tanışıp, Katilin Meselesi’nde kaynaştığımız acemi acar dedektifler Vedat Kurdel ve Tefo ile tekrar birlikteyiz. Vedat ve Tefo meslekte geçirdikleri 4 yılın ve gösterdikleri başarıların ardından hatırı sayılır bir üne kavuşmuşlar. Vedat’ın 2017 yılından anlattığı bu macera, Haracı ailesinin Polonezköy’deki saray yavrusu evlerinde verdikleri 2009 yılı bahar partisinde başlıyor. Normal şartlar altında asla davet edilmeyecekleri bu partide bulunma sebepleri de iş. Görev başındalar. Zengin bir kocanın boynuzlarını kontrol ediyorlar; adamın boynuzları var mı, yok mu diye. İşlerini tamamlayıp tam…
17 May, 2010
Yazan: elfy | Kategori: Öykü
Ursula K. Le Guin’in benim için ne anlama geldiğini doğru ifade etmem çok zor. Mutsuzken okurum, mutluyken okurum, yalnızken okurum, kendimi iyi hissettiğimde, kendimi kötü hissettiğimde okurum . Büyürken okudum, yaşlanırken okuyorum. Ben değişirken ona bakışım da değişti zamanla. İlk okuduğumda Ged gibi olmak istemiştim, sonra okuduğumda Tenar gibi. Ama hep sığındığım kitaplardan oldu onunkiler. Kitaptan önceki ben ile, kitaptan sonraki ben hep farklı oldu onun kitaplarında. Evrendeki hangi gezegeni, hangi zamanı, nereyi ve kimi anlatırsa anlatsın, hep ama hep insanı…
Londra’ya gitmeden önce Richard Mayhew’in el falına bakan esrarengiz ve yaşlı kadın ona ; “Senin yerinde olsam, kapılara dikkat ederdim.” dedi.
Richard Londra’ya gideli neredeyse 4 yıl olmuştu. İyi bir işi, çok güzel ama biraz fazla talepkar bir nişanlısı vardı. Hayat onun için kendi rutinini yakalamıştı. Bir akşam kaldırımda kanlar içinde yatan bir kıza, Door’a rastladı ve hayatının ritmi bozuldu. Kız polise haber verilmesine ve hastaneye götürülmeye şiddetle itiraz ediyordu. Onu yolun ortasında, yaralı ve çaresiz bir şekilde bırakamayan Richard, nişanlısı…
12 May, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Öykü
Pazartesi akşamı bir kitap bitirdim, daha doğrusu kitap beni bitirdi. Dün akşam gene elime alıp rastgele bir yerini açtım, yepyeni birşey okuyormuşum gibi heyecanlandım yeniden. 2003 yılında Sait Faik Öykü Ödülü kazanmış bir kitap. Nasıl atladım bilmiyorum, hem de Can Yayınları. Yazarı araştırmak biraz zor oldu, oyuncu Mehmet Günsur ile karışıyor çünkü. Yazar olan 2004 yılında, daha 50 yaşında bile değilken kayığına binip gitmiş bu dünyadan. Ressam Nedim Günsür’ün oğlu, Sarıyer , Büyükdere’de geçmiş çocukluğu. Galatasaray Lisesi’nde okumuş, sonra TİP’e…
Katilin Şeyi romanından tanıdığımız acemi dedektifler Vedat Kurdel ve ortağı Tefo yeni bir macerayla karşımıza çıkıyorlar. Ama durumlar biraz değişmiş. İlk kitaptaki seri katilin bulunmasının üzerinden yaklaşık 1 sene geçmiş, bu arada Tefo, Ayla ile evlenmiş, balayına gitmiş. Vedat kendisini biraz kandırılmış, biraz terkedilmiş hissediyor, çünkü Tefo, Ayla ile gezerken Vedat’ın ruhu bile duymamış. 10 yaşından beri yediğinin içtiğinin ayrı gitmediği, kendisi gibi ailesiyle birlikte yaşayan –böylece kendisine bir hayat kurması gerektiğini, artık kazık kadar adam olduğunu söyleyen ailesine; bakın…
10 May, 2010
Yazan: elfy | Kategori: Kurgu
Romanın kahramanı C, “zengin değil, paralı” bir adam ve parayla ilişkisi de sadece ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir. Çok zengin bir hayat sürdüğü söylenemez ama kendisine kalan miras, çalışmayıp aylaklık (tembellik değil) etmeye yetecek kadar da para sağlamaktadır ona.
Her şeye muhalif olan C, insanların rutinlerinden, alışkanlıklarından ve tekdüzeliklerinden nefret eder. Müşteri muamelesi görmemek için hep farklı yerlerde yer yemeğini, hep farklı berberlerde kestirir saçını.
Yalnızdır. Genellikle memnundur da bu seçilmiş yalnızlığından. Ama bazen de sormadan edemez; “Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar…
Kahramanımızın adı Vedat Kurdel. Özel dedektif. Bir de ortağı var. Can dostu Tefo. Asıl adı Tevfik ama, adının yanlış söylenmesinin önüne geçemediği için kendisine kısaca Tefo denmesini istiyor. Vedat ve Tefo kitabın başında henüz dedektif değiller ama, sonunda oluyorlar. Yada Tefo’nun babasının dediği gibi, ki kendisi polis emeklisi babacan bir amcadır ve çıkan özel dedektiflik yasası sayesinde bu iki adama bir iş sahası sağlamıştır, ha oldu ha olacak kıvama geliyorlar.
Kitapta anlatılan olaylar 2005 yılında acemi dedektiflerimiz 35 yaşındayken başlarından geçiyor.…
04 May, 2010
Yazan: Dulcinea | Kategori: Kurgu

Pasqual Pinon, doğuştan iki kafası olan, tutsak olduğu madenden kurtarılıp bir sirke katılan Meksikalı bir hilkat garibesidir. Pinon’un sevgi dolu bir yüreği ve birbirine aşık iki kafası vardır. Üstelik Pinon bu romandaki tek ilginç kişilik değildir. Genç bir şizofren katil, onunla arasında duygusal bağlar bulunan bir kadın, kadının psikolog olan eşi, Bertolt Brecht’in üçüncü karısı olan Ruth Berlau da romanda ilişkileri gözler önüne serilen diğer kişilerdir.
