
Arz’da ormanların tümü kesildiği ve hiç ağaç kalmadığı için, dünyanın kereste ihtiyacını karşılamak üzere 27 ışık yılı uzaktaki Athsheli gezegenine gidilmiş ve orası kolonileştirilmişti. Askeri ekipteki Yüzbaşı Davidson sert bir adamdı. Arz’lıydı ve Arz ehlileşmiş bir gezegendi, oysa burası için aynı şey söylenemezdi. Burada olma nedeni de buydu zaten, gezegeni ehlileştirmek. Kendisini bir dünya-terbiyecisi olarak görmekten hoşlanıyordu. Ekiptekiler de sıkı çocuklardı. Mühendisler, psikologlar, doktorlar gibi uzmanlar dışındakiler yani.
Müjdeler olsun. İlk göz ağrım bilimkurguya kesin geri dönüş yapmış bulunuyorum. Uzun süre fantastiğin elfleri, cüceleri, büyüsü, büyücüsü derken çok uzun zaman gönlümü eğlendirdim. Fantastiğe teşekkürü bir borç bilirim, orası farklı bir konu. Ama çok uzun zaman geçti, ne üstünde konuşmaya ne de hakkında bir iki satır yazmaya değecek bir fantastik romana denk gelmedim. Oysa bilimkurgu tekrar tüm çekiciliği ile önümde uzanıyor. Fakat ufak bir sorunum var, Türkiye’de artık neredeyse hiç BK romanı basılmaz oldu. En son yıllar, yıllar önce…

Birinci kitaptan sonra başladım hemen ikinci kitaba. Bu kitabın adı Evrenin Sonundaki Restoran.İlk kitapta Vogonlar tarafından yok edilen dünyadan kurtulan, Arthur ve Ford, Vogon gemisine binmeyi başarırlar. Vogonlar yabancılara karşı oldukça tahammülsüzdürler. Aslında kendileri dışında her şeye tahammülsüzdürler. Arthur ve Ford’u gemiden atarlar, 30 saniye yaşama şansları varken son saniyede Altın Kalp isimli sonsuz ihtimalsizlik motoruna sahip olan ve eski Galaksi Başkanı Zaphod Beeblebrox’un kaçırdığı gemi tarafından kurtarılırlar.

Okuyanların hep olumlu anlattığı bu bilimkurgu kitabı acaba bahsedildiği kadar var mı diye okumaya başladım. Kitap 5+1’lik bir dizi olarak yayınlanmış. Bu altı kitabın birlikte olduğu ve sadece masa başında okunabilecek, ansiklopedi versiyonu olduğu gibi, parçalar halinde cepte taşınabilir boyu da bulunmaktadır. Ben tabiki parçalı halini tercih ettimJ
Parçaların her birinin ayrı adı bulunmaktadır. Otostopçunun galaksi rehberi ilk kitabın adıdır. Kitabın giriş bölümü beni etkiledi ve heyecanlı bir serüvenin içine daldığım hissine kapıldım:

Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
30 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Bilimkurgu
Kendisi gibi, uyuşturucu bağımlısı olan Jim Barris ve Ernie Luckman ile birlikte yaşayan Bob Arctor, oldukça tehlikeli ve bağımlılık yaratan bir uyuşturucu olan D maddesini hem kullanmakta hem de satmaktadır. Fred ise bir narkotik memurudur ve gizli görevdedir. Bob arctor’u izleme görevi Fred’e verilir. Fred Bob Arctor’un, aslında kendi gizli kimliği olduğunu açıklayamaz, zaten bunun çok da farkında değildir.
21 Aug, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Bilimkurgu
Dünyanın çeşitli denizlerinde balıkçılar kaybolmaya, balinalar garip davranmaya ve şehirlerde hastalıklar türemeye başlar. Bir gurup bilim adamı birbirlerinden habersiz bu olayları araştırmaya ve ürkütücü gerçekler ile karşılaşmaya başlarlar. Bir bilimkurgu kitabı olan Sürü’nün kapağında “Yeri göğü inleten dev bütçeli bir film gibi” yazıyor. Gerçekten de okurken bazı sahnelerin bir film yapımcısının aklını çelmek için kurgulandığını düşündüm.
İthaki yayınlarından çıkan Jules verne kitapları serisinin ilk iki kitabını okudum, okudukça da aslında daha önce okumuş olduğumu şaşırarak anımsadım. Unuttuklarımı hatırladım, bu sefer unutmamayı umarak paylaşıyorum. Her iki kitapta da 19. yüzyılın ikinci yarısında yazılmış olmaktan kaynaklanan, biraz çocukça bulunabilecek farklı bir dil, üslup kendini gösteriyordu. Yazarın müzik, jeoloji, coğrafya alanlarındaki derin bilgisi , yaratıcı hayalgücü ile harmanlanarak iki ilginç hikaye ortaya çıkarmıştı.
Evet işin suyunu çıkartmış olabilirim. Ne kadar suyunun çıktığını Dulcinea’ya sorabilirsiniz. Sonuçta çoğu gece bağırış çığırış oyunu oynarken onun kafasını şişiriyorum. Ama bu teneke kafalı adam her nedense ilgimi çekiyor. Onun için ister yazılı olsun ister görsel hakkında bulabildiğim her şeyi okuyorum, seyrediyorum. Sağolsun Halo evrenini yaratan Bungie’de bu konuda beni yalnız bırakmıyor. Oyunu, kitabı derken ilk çizgi romanı da okuma şansına eriştim.
07 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Bilimkurgu
Orson Scott Card’ın; Marvel tarafından çizgi romana dönüştürülen, yakında filmi de çekilecek olan serisinin ilk kitabı. Bir başlangıç kitabı olmasına rağmen, kitabın sonunda hikaye bitiyor. Bu ciltte Ender isimli çocuğun bir savaşçı olarak yetiştirilmesi anlatılıyor. Karakterin büyümesine ve değişmesine şahitlik ediyoruz. Bundan sonraki maceralarına katılıp katılmamak bize kalıyor. Oldukça sürükleyici bir bilimkurgu romanı olduğunu söyleyebilirim.
Master Chief’i neden bu kadar çok sevdiğimi inanın bilmiyorum. Suratını hiç görmedim, çünkü kafasındaki kaskı bir kere dışında hiç çıkarmadı. O tek bir seferde ise ben arkasında duruyordum neye benzediğini göremedim. Ayrıca nasıl bir insan olduğunu da bilmiyordum. Nelerden hoşlanırdı, nasıl bir yaşamı olmuştu, onu kafasına bu kaskı takmaya zorlayan etmenler neydi? Uzun zaman öğrenemedim bunları.

Mass Effect, oyun dünyasında haklı bir üne sahip Bioware’in, oyun konsolu Xbox 360 için 2007 yılında çıkardığı bir RPG (Role Playing Game - Rol Yapma Oyunu) aslında. Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız gibi Mass Effect evreni romanlarla da destekleniyor. Mass Effect yüzyılımızın sonunda Mars üzerine bilinmeyen bir ırka ait gelişmiş bir teknolojinin bulunması ile başlıyor. İnsanlık bu teknolojinin incelenmesi ile geliştirdikleri gemilerle uzaya açılmaya başlıyor ve kısa bir süre sonra yıldızlar arasındaki muazzam boşluğu bir çırpıda geçmeye yarayan devasa uzay istasyonları…