23 Nov, 2009
Mass Effect: Ascension - Drew Karpyshyn
Yazan: Dragon Reborn Kategori: Bilimkurgu| İngilizce
Müjdeler olsun. İlk göz ağrım bilimkurguya kesin geri dönüş yapmış bulunuyorum. Uzun süre fantastiğin elfleri, cüceleri, büyüsü, büyücüsü derken çok uzun zaman gönlümü eğlendirdim. Fantastiğe teşekkürü bir borç bilirim, orası farklı bir konu. Ama çok uzun zaman geçti, ne üstünde konuşmaya ne de hakkında bir iki satır yazmaya değecek bir fantastik romana denk gelmedim. Oysa bilimkurgu tekrar tüm çekiciliği ile önümde uzanıyor. Fakat ufak bir sorunum var, Türkiye’de artık neredeyse hiç BK romanı basılmaz oldu. En son yıllar, yıllar önce Metis tarafından Bilimkurgu dizisi adı altında bir seri roman çevirilmişti. Ama herhalde onların üzerinden de rahat bir 10 sene geçmiştir. 2000′li yılların başında İthaki bu konuda bayrağı eline almıştı ama onlar da BK’ın altın çağ yazarlarından Arthur C. Clarke’ın eserlerinden bir adım uzağa gitmeye cesaret edemediler. Bilimkurgu sevenler için Türkiye tam bir çöl.
Şimdi diyeceksiniz ki “Vay be adama bak, yıllar sonra bilimkurguya bu kitapla dönmüş. O zaman şahane bir kitap olmalı bu”. Alakası yok. Roman rezalet. Hani yıllarca lezbiyen olmuş da öyle bir adam görmüş ki lezbiyenliğe tövbe etmiş gibi bir durum yok ortada. Mass Effect: Ascension, sıradan, uyuz bir aksiyon romanı. Bilimkurgu türüne hiç bir şekilde hiç bir şey eklemediği gibi, roman olarak da alalade. Benim için romanın tek güzel tarafı pek sevdiğim Mass Effect evreni ile alakalı olması. Yoksa roman o evrene bile adam gibi bir katkıda bulunmuyor.
Fakat yine de benim gibi ME evrenini sevip bu roman ne hakkındaymış diye soranlar olabilir diye kısaca konudan bahsedeyim. Ascension, ilk oyun ile ikinci oyun arasındaki bir zaman diliminde geçiyor. Ascension’un aksine güzel bir roman olan Revolation’dan ve ilk oyundan tanıdığımız Saren’in Citadel saldırısından hemen sonra başlıyor roman. Fakat ne Reaper ile ne de bu saldırı sonucunda olanlarla ilgili bir şey söylemiyor. Muhtemelen işin o kısmını Ocak sonunda çıkacak olan ikinci oyuna bırakmışlar. Konu insanlarda Biotic güçleri ortaya çıkarmak için oluşturulmuş Ascension Project, ve proje içindeki bir öğrencinin Cerberus tarafından ele geçirilmeye çalışılması olarak özetlenebilir. Cerberus, insanlığın evrendeki en büyük güç olması gerektiğini düşünen faşizan bir yeraltı örgütü. Cerberus ve örgütün başındaki Illusive Man’in ikinci oyunun da ana konusu olacağını biliyoruz. Bu açıdan romanın belki de tek iyi tarafı ikinci oyun için zayıf da olsa bir hazırlık olması.
Soykırım, ırkçılık gibi konuları bir oyunun kaşıyabileceği kadar kaşıyan Mass Effect’in romanının, üstelik oyunun senaryosunu da yazan aynı kişi tarafından yazılmış olmasına rağmen bu kadar sığ olması beni hayal kırıklığına uğrattı. Olur ya Mass Effect sever birileri buralara uğrarsa ve bu müstakbel ne okudum müdavimi hakikaten yaratılan evreni seven biriyse ancak o zaman belki bir şans verilebilir.
Not: Bu yazı aynı zamanda admin nerelerde diyenler için de geldi. Korkmayın buradayım.