07 May, 2009
Mass Effect: Revelation - Drew Kapryshyn
Yazan: Dragon Reborn Kategori: Bilimkurgu| İngilizce

Mass Effect, oyun dünyasında haklı bir üne sahip Bioware’in, oyun konsolu Xbox 360 için 2007 yılında çıkardığı bir RPG (Role Playing Game - Rol Yapma Oyunu) aslında. Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız gibi Mass Effect evreni romanlarla da destekleniyor. Mass Effect yüzyılımızın sonunda Mars üzerine bilinmeyen bir ırka ait gelişmiş bir teknolojinin bulunması ile başlıyor. İnsanlık bu teknolojinin incelenmesi ile geliştirdikleri gemilerle uzaya açılmaya başlıyor ve kısa bir süre sonra yıldızlar arasındaki muazzam boşluğu bir çırpıda geçmeye yarayan devasa uzay istasyonları Mass Relay’i keşfediyorlar. Bundan sonra da elbette diğer uzaylı ırklarla ilk karşılaşma ve kurulmuş olan galaktik düzene entegre olma çabaları başlıyor.
Aslında birilerine sipariş olarak verilen romanları hiç sevmem. Yazarlık insanın içinden gelmeli, yazar olan adam kendisini heyecanlandıran bir konuda yazmalı. Bu sipariş olayı özellikle Star Wars evreninde çok olur, aynı şekilde oyunlar için de son 10 yıldır sıkça kullanılmaya başlandı ki geçen bu sürede daha çok berbat sipariş romanları okuduk. Fakat Mass Effect: Revelation bu konuda diğerlerinden biraz farklı bir konumda. Çünkü kitabın yazarı aynı zamanda Mass Effect evrenini oluşturan, ve oyunun da senaryosunu yazan kişinin kendisi. Bu bakımdan çok da sipariş olduğu söylenemez romanın.
Mass Effect evreni, bilimkurgunun altın zamanlarından kalma bir Space Opera değil kesinlikle. Bilimkurgunun bu tarz örneklerinde insanoğlu, her zaman galaktik toplumun gözbebeğidir ve olaylar hep insanların etrafında döner. Mass Effect ise bunun tam tersi. Zaten oyunu oynarken de beni etkileyen bu olmuştu, çünkü ME’nin evreninde insanlar, bir Irak’lının ABD’de göreceği muamelenin benzerini görüyorlar. Dahası ırkçılık, faşizm ve daha da ötesinde soykırım (aynı bizim dünyamızda olduğu gibi) sıkça rastlanan olgulardan. Hatta oyun içerisinde bazı yerlerde bazı türlerin soyunun tükenmesi kararı sizin ellerinize bırakılıyor.
Hal böyleyken romandan da aynı derecede suya sabuna dokunan sert söylemleri olan bir hikaye bekliyor insan. Ama malesef bu yok. Drew Kapryshyn (Ne zor soyadın var be kardeşim, araya bir kaç sesli harf ataydı deden!) daha çok Mass Effect evrenine bir başlangıç yapma, daha doğrusu oyunda anlatılan hikayeye bir girizgah yapma çabası içine girmiş. Böylelikle roman da biraz hafif kalmış. Fakat eğer bunu gözardı edebilirseniz, Revelation rahat bir okumalık. Drew abi asıl amacı olan girizgah olayını iyi halletmiş. Özellikle oyunun kötü karakteri Saren’ın kötü adam olma yolunda nasıl ilerlediğini okumak benim açımdan hayli eğlenceliydi. Fakat yine de daha derin karakterlere ve daha derin bir hikayeye de hayır demezdim doğrusu.