Millenium üçlemesinin son kitabı, Eşekarılarının Yuvasını Tekmeleyen Kız.. Henüz Türkçe’ye çevrilmedi ancak ilk iki kitabı okuyanların nasıl merakla beklediğini tahmin edebiliyorum. Haklılar. İlk iki kitapta olduğu gibi umulmadık şeylerin olduğu bir hikaye. Kitabın yarısı boyunca Lisbeth hastanede, ama olaylar hız kesmeden devam ediyor. Sonra okuduğum en zeka dolu mahkeme sahneleri geliyor, okurken kendimi “İşte bu! Helal olsun! “derken yakaladığım bu sahneler herhalde henüz izlemediğim ama çekildiğini bildiğim film versiyonunun da en eğlenceli bölümleri olmalı. Bu nasıl bir derin devlet işidir,…
Millenium üçlemesinin ikinci kitabı. İlk iki kitabın İngilizcesini almış kütüphaneme koymuşum. İkisi de oldukça hacimli kitaplar, yaklaşık 600 sayfa filan. Sonunda Temmuz başında çıktığım tatilde yanıma ilk kitabı (The Girl With the Dragon Tattoo-Ejderha Dövmeli Kız) ve olur ya bitiririm ya da sıkılırım diye de Momo’yu alıp gittim. Ne mi oldu? Tüm gün gölgede oturup, aralarda ısrarlara dayanamayıp denize/havuza girip sanırım 4 günde bitirdim kitabı. Fakat öyle bir virüs ki bu seri, başladığınızda mutlaka daha fazlasını istiyorsunuz! Eve gelmeyi iple…
Bir kitapla ilgili hayal kırıklığı yaşamak nedir, işte onu yaşıyorum. Kitabı 2 gün oldu bitireli, özellikle bekledim azıcık başım durulsun diye. Belki dedim farketmediğim bir şeyi farkeder ve uyanırım bu kötü rüyadan! Heyhat, her şey gerçekti. Sene 1812, Rusya’dayız. 4 ajan-asker arkadaş Moskova’da durmuş, yavaş yavaş kendilerine doğru ilerleyen Napolyon’un ordusuna karşı ne yapabileceklerini düşünüyorlar kara kara. Derken içlerinden biri –ismi Dimitri ve anlatıcımız olan Aleksey’in hayatını önceki bir savaşta kurtarmış- daha önce Eflak’ta Türklere karşı beraber çarpıştığı gözüpek savaşçıları…
Genç ve yalnız bir kadın olan Yargıç Jeanne Korowa, tesadüfen şahit olduğu bir psikiyatri seansı sayesinde Paris’te işlenen tüyler ürpertici seri cinayetlerin failini keşfetmiştir. Ama elinde hiçbir kanıt yoktur ve katilin peşine tek başına düşmek zorundadır. Böylece Guatemala, Nikaragua ve Arjantin’de soluk soluğa ve kanlı bir takip başlar.
yazıyor kitabın arka kapağında. Gerçi arka kapakta ne yazarsa yazsın, benim gibi Grange hayranları dayanamayıp çıkar çıkmaz alıp okuyacaklardır bu kitabı da.


Da Vinci Şifresi’ni okuduktan sonra yazara karşı bir keşfetme heyecanı uyanmış ve diğer kitaplarını da merak etmeye başlamıştım. Melekler ve Şeytanlar kitabını neden bilmem hep Da Vinci Şifresi’nin devamı gibi algılamışım. Oysa iki kitabın ortak noktası ana karakterleri meşhur simgebilimci Robert Langdon.
Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi’nden önce yazılmış bir kitap aslında. Hatta yazarın kitaplarının sıralaması da şöyleymiş:
-


“1909 yılında Sigmund Freud, Carl Gustav Jung ile birlikte Clark Üniversitesinde bir dizi konferans vermek üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gelir. Ziyareti son derece başarılı geçmesine rağmen, Freud ilerleyen yıllarda, bu ziyaretiyle ilgili sürekli olumsuz konuşmuş ve Amerikalılardan “vahşiler” diye bahsetmiştir. 1909’dan çok uzun zaman önce başlayan bazı fiziksel rahatsızlıkları için bile Amerika’yı suçlamıştır. Freud’un biyografları için bu bir muammadır ve bu açıklanamaz davranışın nedeni olarak Amerika’da önemli bir olay yaşanmış olabileceği fikrini savunmuşlardır.”
Roman bu fikirden yola çıkarak, tam Freud…
16 Mar, 2010
Yazan: nazimo | Kategori: Gerilim
Kar Kokusu, Ahmet Ümit’in Moskova’nın karları altında geçen politik gerilim romanı. Türkiye’de 1980 ihtilali yaşanmıştır ve asker Türkiye’deki sol örgüt ve parti üyelerine karşı büyük bir sürek avı başlatmış ve yakalananlar hepimizin bildiği malum süreçlerden geçmektedirler. Türkiye’nin bu karışık zamanlarda bir grup TKP parti üyesi yoldaş, Moskova’nın kuzeybatısında Kurkino’da, Uluslararası Leninizm Enstitüsünde, Sovyetler Birliği Komünist Partisinin davetlisi olarak eğitim görmektedir. Uluslararası Leninizm Enstitüsü tüm dünyadan yoldaşların geldiği ve Marksizm konusunda eğitim aldığı bir okuldur. Yani gün içinde 72 milletten 72…
10 Nov, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Gerilim

Bir başka The New York Times Bestseller yazarı ile daha karşınızdayım. Üç bilinen sebepten dolayı (taşınabilir, kolay okunan ve ucuz) aldığım bu ikinci kitabı maalesef beğenmedim.
Sevgili Ne Okudum yazarları ve yorumcuları, ekonomik hassasiyetime gösterdiğiniz sempatiden dolayı teşekkür ederim, ama bazen de ucuz etin yahnisi yavan oluyormuş. Bu da bana ders olsun, iyiyi olduğu gibi kötüyü de paylaşmak adına, kitap hakkında bir iki şey yazayım dedim.
Geçmişi acılar ile dolu beş kişi, büyük bir fırtınanın etkisinde kalan Amerikan kasabasında mahsur kalırlar. Çevrelerinde acımasız…
01 Nov, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Gerilim
Bu kitabı üç sebeple aldım, birincisi boyutlarının çantaya atıp taşımaya çok uygun olması (boyut önemlidir). İkincisi gerilim romanı olması, vapurda otobüste kolayca kaldığım yerden konuyu yakalayıp dikkatim dağılmadan okuyabilmem için. Son sebebi de ucuz olması (7.90 TL). Hakkında hiç fikrim olmayan bir kitabı almam için bu üç sebep bana yetti. Üstelik keyifle okuğum, heyecanlı ve sürükleyici bir roman çıktı karşıma.


Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
Bana göre insanlar iki tipte aşkı yaşarlar. Birincisi aşka aşık olanlar, ikincisi gerçekten sevebileceği kişiye ait olanlar.
Alacakaranlık kitabının devamı olan Yeniay’da kitabın öznesi İsabella Swan gerçekten aşkı yaşadığı insanı kaybeder…
Bu kayıp, kitabın 3/4′ü boyunca bizlere onun daha ne kadar dibe vurabilmek için uğraştığını anlatmakla geçiyor. Çünkü İsebella her dibe vurmak istediğinde göğüsünde açılmış olan bu kocaman deliği hem kapatmaya çalışıyor hem de O’nu zihninde yaşatabilmesini sağlıyor. Bunun nedeni çok basit İsabella hayatına devam etmek zorunda peki ama yaşadıkları ve kendini…
Ne ufak bir lekeleri…Ne de en ufak bir kusurları vardı…
Ve ne de en ufak bir günahları…
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı…
Bir Ermeni klisesinde işlenen cinayet bir çok olayın, başka cinayetlerin ve sıradışı bir ortaklığın tetikleyicisi olacaktı. Biri emekli tecrübeli bir polis, olaylara karışmasındaki tek sebep, ilk cinayetin kendi kilisesinde işlenmiş olması, diğeri Emniyetin Çocuk Bürosunda çalışan eroin bağımlısı genç bir polis. Bu ortaklık pek çok sırrı çözmeli ve cinayelerin arkasındaki gizemi ortadan kaldırmalıydı.

Okumaya başladığınızda elinizden bırakamayacağınız bu kitabın yazarı ne acıdır ki, bu kitabın basıldığını dahi görmemiştir. İsveçli yazar Steig Larsson 2004 yılının Kasım ayında vefat etmiştir. Öldüğünde geride Milenium Üçlemesi diye bilinen, basılmaya hazır 3 kitap bırakıyordu. Sağlığında bu kitapların basılması için, ancak ölümüne yakın belli belirsiz bir çaba içine girdiği iddia edilmektedir. Vefatından sonra basılan ilk kitap İsveç’te satış rekorları kırması üzerine, pek çok dile çevrilmiş ve satışa sunulmuştur. İlk kitaptan sonra serinin devamı olan The Girl Who Played with…