10 Nov, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Gerilim

Bir başka The New York Times Bestseller yazarı ile daha karşınızdayım. Üç bilinen sebepten dolayı (taşınabilir, kolay okunan ve ucuz) aldığım bu ikinci kitabı maalesef beğenmedim.
Sevgili Ne Okudum yazarları ve yorumcuları, ekonomik hassasiyetime gösterdiğiniz sempatiden dolayı teşekkür ederim, ama bazen de ucuz etin yahnisi yavan oluyormuş. Bu da bana ders olsun, iyiyi olduğu gibi kötüyü de paylaşmak adına, kitap hakkında bir iki şey yazayım dedim.
Geçmişi acılar ile dolu beş kişi, büyük bir fırtınanın etkisinde kalan Amerikan kasabasında mahsur kalırlar. Çevrelerinde acımasız…
01 Nov, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Gerilim
Bu kitabı üç sebeple aldım, birincisi boyutlarının çantaya atıp taşımaya çok uygun olması (boyut önemlidir). İkincisi gerilim romanı olması, vapurda otobüste kolayca kaldığım yerden konuyu yakalayıp dikkatim dağılmadan okuyabilmem için. Son sebebi de ucuz olması (7.90 TL). Hakkında hiç fikrim olmayan bir kitabı almam için bu üç sebep bana yetti. Üstelik keyifle okuğum, heyecanlı ve sürükleyici bir roman çıktı karşıma.


Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
Bana göre insanlar iki tipte aşkı yaşarlar. Birincisi aşka aşık olanlar, ikincisi gerçekten sevebileceği kişiye ait olanlar.
Alacakaranlık kitabının devamı olan Yeniay’da kitabın öznesi İsabella Swan gerçekten aşkı yaşadığı insanı kaybeder…
Bu kayıp, kitabın 3/4′ü boyunca bizlere onun daha ne kadar dibe vurabilmek için uğraştığını anlatmakla geçiyor. Çünkü İsebella her dibe vurmak istediğinde göğüsünde açılmış olan bu kocaman deliği hem kapatmaya çalışıyor hem de O’nu zihninde yaşatabilmesini sağlıyor. Bunun nedeni çok basit İsabella hayatına devam etmek zorunda peki ama yaşadıkları ve kendini…
Ne ufak bir lekeleri…Ne de en ufak bir kusurları vardı…
Ve ne de en ufak bir günahları…
Ama onların saflığı kötülüğün saflığıydı…
Bir Ermeni klisesinde işlenen cinayet bir çok olayın, başka cinayetlerin ve sıradışı bir ortaklığın tetikleyicisi olacaktı. Biri emekli tecrübeli bir polis, olaylara karışmasındaki tek sebep, ilk cinayetin kendi kilisesinde işlenmiş olması, diğeri Emniyetin Çocuk Bürosunda çalışan eroin bağımlısı genç bir polis. Bu ortaklık pek çok sırrı çözmeli ve cinayelerin arkasındaki gizemi ortadan kaldırmalıydı.

Okumaya başladığınızda elinizden bırakamayacağınız bu kitabın yazarı ne acıdır ki, bu kitabın basıldığını dahi görmemiştir. İsveçli yazar Steig Larsson 2004 yılının Kasım ayında vefat etmiştir. Öldüğünde geride Milenium Üçlemesi diye bilinen, basılmaya hazır 3 kitap bırakıyordu. Sağlığında bu kitapların basılması için, ancak ölümüne yakın belli belirsiz bir çaba içine girdiği iddia edilmektedir. Vefatından sonra basılan ilk kitap İsveç’te satış rekorları kırması üzerine, pek çok dile çevrilmiş ve satışa sunulmuştur. İlk kitaptan sonra serinin devamı olan The Girl Who Played with…

Vampirler hakkında yapılan birçok uyarlamadan sonra, yüzlerce yıl yaşadıklarını, sarımsaktan korktuklarını, uçabildiklerini, nefes almadan yaşayabileceklerini ve bunun gibi birçok özelliklerini öğrendik ve hala da öğrenmeye devam ediyoruz. Ama birçok filmde veya kitapta vampirlerin hiç sevebilme ihtimaline değinilmemiş olması veya yüzeysel değinilmiş olması bu kitabın yani Alacakaranlık’ın doğmasına neden olmuş.(aslına bakarsanız yazar tüm bu hikayeyi gördüğü bir rüyadan sonra karalamış.)

13 Aug, 2009
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Gerilim| Korku
80′li yıllardan bu yana Amerikan korku ve gerilim edebiyatını sırtlayan üç tane isim var. Bu isimlerden bir tanesi olan Dean R. Koontz ile ilk kez ortaokul - lise yıllarımda tanışmıştım. Ve tanışmamla beraber o güne kadar türkçeye çevrilmiş bütün romanlarını da hızla okuyup tüketmiştim. Bendeki bu ani Koontz aşkı, başladığı gibi ani bir şekilde birden bitivermişti. Çünkü okuduğum bir düzine kadar kitaptan sonra aslında her kitabının aşağı yukarı aynı klişelerle yazılmış, aşağı yukarı benzer karakterleri olan “formül” kitaplar olduğunu anlamıştım.…
26 Jul, 2009
Yazan: Tosbaa | Kategori: Gerilim

Ahmet Ümit’in okuduğum dördüncü kitabı Bab-ı Esrar. Daha önce Kar Kokusu, Kukla ve Bir Ses Böler Geceyi kitaplarını okumuştum. Bir polisiye yazarı olmakla birlikte kitaplarında değişik konular işleyip bu konuları da kendi olay kurgusuna çok başarılı bir şekilde işlediğini düşünüyorum. Bir Ses Böler Geceyi kitabında Alevilikle ilgili öğeler bulunuyordu. Kar Kokusu’ nda aralarında TKP’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerin komünist partilerinden bazı üyeler Moskova’daki Marksizm Enstitüsü’nde ki eğitimden bahseder. Kukla da Susurluk olayı anlatılmaktadır. Bab-ı Esrar da ise Mevlevilikten bahsediyor.
…

Bu tür kitaplardan hoşlanmayacağımı düşünüp önyargılı davrandığımı bu kitabı okuduğumda anladım. Bir ölüm makinası olan ana karakteri Nicholai Hel , oldukça başarılı betimlenmiş. Olaylar oldukça sürükleyici bir dille anlatılıyor. Özgün bir karakter ve kurguyla, insanı meraklandıran ve hayrete düşüren bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın konusu, profesyonel bir terörist olan aynı zamanda uzakdoğu felsefesini benimsemiş Nicholai Hel ‘in, emekliğe ayrılıp yaşadığı yerden çıkartılarak yeni bir kavganın içine çekilmesidir.
