24 Jun, 2010
Yazan: elfy | Kategori: İnceleme
”Resmen inkar edilene kadar hiç bir şeye inanmayın.” Claud Cocburn-İrlanda’lı gazeteci
John Pilger “Araştırmacı Gazeteciliğin Şahikaları” alt başlığı ile yazdığı kitapta hükümetlerin ve devletlerin servis ettiği haberler ile yetinmeyen, hatta onların söyledikleri yalanların arkasındaki gerçekleri bulup açığa çıkaran gazetecilerin yazdıkları yazıları derlemiş. Okudukça yakın tarih dediğimiz şeyin ne büyük yalanlar içerdiğini bir kez daha dehşetle fark edip, kamuoyunun nasıl aldatıldığını, güdüldüğünü, maniple edilip gerekirse hareketsiz kılındığını, gerekirse harekete geçirildiğini görüyorsunuz.
Kitapta yer alan gazetecilerin tümünün resimlerini koymak isterdim buraya, ama 608 sayfa ve…
Simya ile ilgili okuduğum bu ikinci kitapta simya tarihi ve bu öğreti ile uğraşanlar hakkında bilgiler bulunuyor. Simyanın ne olduğu ile ilgili zaten çok daha heyecan verici bir kitap okuduğum için bu kitapta benim için ilgi çekici ve yeni olan yıllarını simyaya vermiş bilim adamları, krallar, kraliçeler, imparatorlar ve sanatçılarla tanışmak oldu. Bir çoğu hayatlarının sonunda idam edilmiş, hapsedilmiş, eziyete şantaja uğramış simyacıların mükemmel maddeyi arayışları sırasında yaptıkları icatlar da sürecin araştırmacı yönüne ışık tutuyordu.


Nazi Almanya’sında Yahudilerin gettolara ve toplama kamplarına nakil edilmesinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Arjantin Buenos Aires’te Mossad tarafından yakalanıp, yargılanmak üzere İsrail’e kaçırılır. Aylar süren mahkeme sırasında 15 ayrı suçtan yargılanır. Bunların arasında Nazi dönemi boyunca, özellikle de 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere ve insanlığa karşı işlediği suçlardan suçlu bulunur ve idama mahkum edilir.

“Simya gerçekte bir dönüşüm sanatıdır. Kirli olanı, hasta olanı bir çok süreçten geçirerek, arınmış ve mükemmel olana dönüştürmeyi amaçlar.” Simya öğretisinin, saygınlığını modern bilimin gelişimi ve aydınlanma ile kaybettiği düşünülse de, simya, Newton gibi bir bilim adamının bile ilgilisini çeken, bu konuda kitaplar yazdıran bir öğretidir. Kökleri çok eskiye dayanmakta, felsefesi neredeyse tüm dinlerde yankısını bulmaktadır. Sembolleri bir çok sanatçının eserinde kendine yer bulmuş ve günlük hayatta kullanılan ikonlara dönüşmüştür. Bu kitap ile, eski, köklü ve antik Yunan’dan Hurifiliğe kadar…

Dünyayı, günümüz reklam sloganlarındaki gibi değil, kelimenin tam anlamıyla; gerçekten değiştiren, yani yepyeni ufuklar açıp, milyonlarca insanı ve hayatını etkileyecek kökten değişiklikler yaratan ya da algıları ve anlayışları değiştiren kitaplar sayılırken, semavi dinlerin kutsal kitapları dışında 3 kitap sayılıyor genellikle: Sigmund Freud’un yazdığı Düşlerin Yorumu, Charles Darwin’in yazdığı Türlerin Kökeni ve en çok etkilemiş olan Karl Marx’ın yazdığı Das Kapital.


Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…

Annemi, Kız Kardeşimi ve Erkek Kardeşimi Katleden Ben, Pierre Riviere
Kitap XIX. Yüzyılda (1835) işlenen bir cinayeti, mümkün olan tüm noktalarından mercek altına alarak inceleyen bir kitap. Michel Foucault psikiyatri ve suça yönelik adalet arasındaki ilişkilerin tarihi üzerine bir araştırma yapmak isterken Pierre Riviere vakasıyla karşılaşır. Olay 1836’da Halk Sağlığı ve Adli Tıp Yıllığında yayınlanmıştır ve olayların bir özetinden ve adli tıp bilirkişi raporlarından oluşmaktadır. Bu raporlar bir köy doktoru, büyük bir akıl hastanesinin yöneticisi olan bir başka doktor ve o dönemde…
13 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: İnceleme
Metin And, tiyatro tarihi üzerine sayısız araştırmaları olan bir araştırmacı. Bu kitabı da, minyatürler ile profesyonel anlamda ilgilenenlerden ziyade, her şeye burnunu sokan meraklı okuyucu tipi için yazmış. Tarih, din ve mitologya bilgisi tam olmayan benim gibi birisi için ciddi bilgi bombardımanı içeriyor. Bir yandan okuyup bir yandan da sindirmek için araştırma falan yapmak lazımdı aslında. Ben kendimce hızlı okudum, genel bir fikir sahibi olmama yaradı.

Sitüasyonist Enternasyonal üzerine (kitapta söylendiğine göre Sitüasyonist Enternasyonalizm diye bir şey yok) fikir üretmiş başlıca kişilerin yazılarının çevirileri ve Türkçe yazılmış bu konudaki bir iki önemli metinin derlendiği bir kaynak kitap. Kitabın sonlarında yer alan ve sitüasyonist enternasyonalin manifestolarının yer aldığı kısım özenli ve sabırla okunursa kavramı oldukça anlaşılabilir hale getiriyor. Ayrıca, konu hakkında daha fazla araştırma yapmak isteyenlere metin önerileri de bulmak mümkün.
Kitapta sitüasyonist enternasyonalin ne olduğu, tavrı, tarihçesi ve manifestoları yer alıyor. Bu kitabın tamamına internet üzerinden de…
Ağacın çürüğü özünden olur
Yiğidin kötüsü sözünden olur
El için ağlayan gözünden olur
Eşkiya dünyaya hükümdar olmaz.
Bu kitapta; iyiye, insana ve insanın özünün iyi olduğuna inanan bir büyük yazarın, dönemin karanlık gelişmeleri karşısında okuyucusunun mantığına ve özüne seslenmeye çalışan yazıları toplanmıştır.
Kitap; Yaşar Kemal’in 1959 - 77 yılları arasında yazdığı, Cumhuriyet, Milliyet, Politika, Yeni Halkçı gazeteleri ile Ant, Forum, Sanat ve Toplum gibi dergilerdeki yazıları, çeşitli toplantılarda yaptığı konuşmaları ve verdiği röportajlardan yapılan seçkiler ile oluşturulmuş.


Hikâyemiz 1909 yılının sonbaharında Viyana’da başlıyor. İki adam yaşıyor Viyana’da. Biri 53 yaşındaki Sigmund Freud, diğeri henüz çok genç olan Adolf Hitler.
Hitler mimar ve ressam olmak hayali olan, küçük bir dairede arkadaşlarıyla birlikte yaşayan, karnını zor doyuran bir genç. Ama o zamanlar bile Almanya’nın kaderinin diğer uluslardan üstün olmak olduğunu söylüyor.
Freud ise, hayatının en parlak dönemini yaşıyor. İlk büyük kitabı Rüyaların Yorumu’nu yazmış ve bilinçdışının incelenmesinde epey yol kat etmiş. Bir kaç sene sonra zehirli hale gelmiş, kötüleşmiş otoriteye…

Bu Vatana Nasıl Kıydılar
İnsan olan vatanını satar mı?
Suyun içip ekmeğini yediniz.
Dünyada vatandan aziz şey var mı?
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?
…..
Günü gelir çark düzüne çevrilir,
Günü gelir hesabınız görülür.
Günü gelir sualiniz sorulur.
Beyler bu vatana nasıl kıydınız?

Oral Sander’in dış politikayı bir ders anlatır gibi (muhtemelen de bir ders kitabı olarak kullanılan) açıkladığı bu kitabında; tarih nasıl incelenmeli, tarih felsefesi nasıl kurulmalı gibi sorular üzerinde açıklamalar ve nesnel incelemeler yer alıyor. Bu kitapta hem Türkiye’nin dış politikası,ve ikili ikişkileri, hem de nedenleri, değişkenleri ve sabitleri inceleniyor.
