Millenium üçlemesinin son kitabı, Eşekarılarının Yuvasını Tekmeleyen Kız.. Henüz Türkçe’ye çevrilmedi ancak ilk iki kitabı okuyanların nasıl merakla beklediğini tahmin edebiliyorum. Haklılar. İlk iki kitapta olduğu gibi umulmadık şeylerin olduğu bir hikaye. Kitabın yarısı boyunca Lisbeth hastanede, ama olaylar hız kesmeden devam ediyor. Sonra okuduğum en zeka dolu mahkeme sahneleri geliyor, okurken kendimi “İşte bu! Helal olsun! “derken yakaladığım bu sahneler herhalde henüz izlemediğim ama çekildiğini bildiğim film versiyonunun da en eğlenceli bölümleri olmalı. Bu nasıl bir derin devlet işidir,…
Millenium üçlemesinin ikinci kitabı. İlk iki kitabın İngilizcesini almış kütüphaneme koymuşum. İkisi de oldukça hacimli kitaplar, yaklaşık 600 sayfa filan. Sonunda Temmuz başında çıktığım tatilde yanıma ilk kitabı (The Girl With the Dragon Tattoo-Ejderha Dövmeli Kız) ve olur ya bitiririm ya da sıkılırım diye de Momo’yu alıp gittim. Ne mi oldu? Tüm gün gölgede oturup, aralarda ısrarlara dayanamayıp denize/havuza girip sanırım 4 günde bitirdim kitabı. Fakat öyle bir virüs ki bu seri, başladığınızda mutlaka daha fazlasını istiyorsunuz! Eve gelmeyi iple…
Müjdeler olsun. İlk göz ağrım bilimkurguya kesin geri dönüş yapmış bulunuyorum. Uzun süre fantastiğin elfleri, cüceleri, büyüsü, büyücüsü derken çok uzun zaman gönlümü eğlendirdim. Fantastiğe teşekkürü bir borç bilirim, orası farklı bir konu. Ama çok uzun zaman geçti, ne üstünde konuşmaya ne de hakkında bir iki satır yazmaya değecek bir fantastik romana denk gelmedim. Oysa bilimkurgu tekrar tüm çekiciliği ile önümde uzanıyor. Fakat ufak bir sorunum var, Türkiye’de artık neredeyse hiç BK romanı basılmaz oldu. En son yıllar, yıllar önce…
Kendinize bir iyilik yapmak istiyorsanız, gidin bu kitabı alın ve hemen okumaya başlayın. Pek az yazar için yeni bir akım başlattı demek mümkündür. Roberto Bolano’da bu azınlık yazarlardan biridir.Bu kitapta, yıllar önce kaybolmuş bir edebi akım olan Visceral Realism’i benimseyen Arturo Belano ve Ulises Lima’nın hikayesine tanık olacaksınız.
Bolano G. Amerikan literatürüne ayrı bir soluk getirmiştir. Garica Marquez, Maria Vargas Llosa gibi ustalardan sonra Latin Amerika’nın çıkarttığı en büyük yazarardan biridir.
Kısa süren hayatını maceracı, gezgin ve bir şair olarak geçirmiştir. 2003…
Okumaya başladığınızda elinizden bırakamayacağınız bu kitabın yazarı ne acıdır ki, bu kitabın basıldığını dahi görmemiştir. İsveçli yazar Steig Larsson 2004 yılının Kasım ayında vefat etmiştir. Öldüğünde geride Milenium Üçlemesi diye bilinen, basılmaya hazır 3 kitap bırakıyordu. Sağlığında bu kitapların basılması için, ancak ölümüne yakın belli belirsiz bir çaba içine girdiği iddia edilmektedir. Vefatından sonra basılan ilk kitap İsveç’te satış rekorları kırması üzerine, pek çok dile çevrilmiş ve satışa sunulmuştur. İlk kitaptan sonra serinin devamı olan The Girl Who Played with…
Evet işin suyunu çıkartmış olabilirim. Ne kadar suyunun çıktığını Dulcinea’ya sorabilirsiniz. Sonuçta çoğu gece bağırış çığırış oyunu oynarken onun kafasını şişiriyorum. Ama bu teneke kafalı adam her nedense ilgimi çekiyor. Onun için ister yazılı olsun ister görsel hakkında bulabildiğim her şeyi okuyorum, seyrediyorum. Sağolsun Halo evrenini yaratan Bungie’de bu konuda beni yalnız bırakmıyor. Oyunu, kitabı derken ilk çizgi romanı da okuma şansına eriştim.

Master Chief’i neden bu kadar çok sevdiğimi inanın bilmiyorum. Suratını hiç görmedim, çünkü kafasındaki kaskı bir kere dışında hiç çıkarmadı. O tek bir seferde ise ben arkasında duruyordum neye benzediğini göremedim. Ayrıca nasıl bir insan olduğunu da bilmiyordum. Nelerden hoşlanırdı, nasıl bir yaşamı olmuştu, onu kafasına bu kaskı takmaya zorlayan etmenler neydi? Uzun zaman öğrenemedim bunları.


Mass Effect, oyun dünyasında haklı bir üne sahip Bioware’in, oyun konsolu Xbox 360 için 2007 yılında çıkardığı bir RPG (Role Playing Game - Rol Yapma Oyunu) aslında. Son zamanlarda sıkça karşılaştığımız gibi Mass Effect evreni romanlarla da destekleniyor. Mass Effect yüzyılımızın sonunda Mars üzerine bilinmeyen bir ırka ait gelişmiş bir teknolojinin bulunması ile başlıyor. İnsanlık bu teknolojinin incelenmesi ile geliştirdikleri gemilerle uzaya açılmaya başlıyor ve kısa bir süre sonra yıldızlar arasındaki muazzam boşluğu bir çırpıda geçmeye yarayan devasa uzay istasyonları…