Nazlı Eray’ın son kitabı Tozlu Altın Kafes-Yaşamımdan Anılar adını taşıyor. Bir Nazlı-Eray-sever olarak onun kendi kaleminden anlattığı anılarına kayıtsız kalmam beklenemezdi tabii. Kitabı Cuma günü aldım, iki oturuşta su içer gibi bitirdim. Nazlı Eray anılarını da diğer öyküleri/romanları gibi geçmişte bir ileri bir geri giderek, alıştığımız akıcılıkta anlatmış.

Macera, aksiyon, suç, aşk, dostluk ve Hindistan’ın büyülü havası… Yazarımız; takma adı ile Bay Lindsay, banka soymuş, uyuşturucu kullanmış, uyuşturucu satmış, hapse girmiş, gardiyanlar tarafından kemikleri kırılıncaya kadar dövülmüş, hapisaneden kaçmış ve Bombay’a gelmiştir. Buraya kadar olanlar romanımızın konusu değil. Esas macera yazar Bombay’a geldikten sonra başlar. Burada önce adı değişir, sonra hayat tarzı ve sonra da yavaş yavaş ruhu değişir. Kalbin ülkesinde, kalbini insanlara açmayı, Hintliler gibi yaşamayı ve sevmeyi, onlar gibi üzülüp sevinmeyi öğrenir.


“İsa Bu Köye Uğramadı” Carlo Levi’nin en çok bilinen kitabı ve maalesef Türkçe’ye çevrilen de tek kitabı. Kitabı okuduktan sonra diğerlerinin niye çevrilmediğini çok merak ettim ve bundan mahrum kaldığım için de çok üzüldüm. Doğum günümde bu kitabı bana hediye eden arkadaşıma da teşekkür borçluyum dünyamı büyüttüğü için.
Kitap otobiyografik ögeler taşıyor. Carlo Levi’yi tanımlamak için şunları mutlaka söylemek gerekiyor: yazar, doktor, aktivist, antifaşist.


Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
Bu kitap okunur okunmaz unutulmak için yazıldı. Suya yazı yazar gibi…
Siyap Süt kadınlığın, kadınların hayatının kasvetli ve karanlık ama son tahlilde geçici bir dönemiyle ilgili. Birdenbire gelen ve geldiği gibi hızla dalgalar halinde çekile çekile giden bir haletiruhiye burada incelenen. Bu haliyle elinizde tuttuğunuz kitap bir nevi tanıklık.
Otobiyografik bir roman.
