21 Sep, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Öykü

Balkan Blues incecik bir öykü kitabı. İçinde dokuz öykü var ve bu dokuz öykünün ikisinde konuk olarak Komiser Haritos’la karşılaşıyoruz (Komiser Haritos, Petros Markaris’in Gece Bülteni, Alan Savunması, Che İntihar Etti ve Eskiden Çok Eskiden adlı kitaplarının kahramanı). Öykülerin hepsi Atina’da geçiyor ve Markaris Balkanlardan gelen mültecilerin hayatlarının kenarında dolaştırıyor bizi.

09 Jun, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Öykü
Saki, bu tuhaf isim, Hector Hugh Munro’nun takma adı. Kısa öykünün en büyük ustaları arasında sayılıyor. Ömer Hayyam’dan esinlenerek kendine Saki dediği düşünülüyor. 1870-1916 yılları arasında yaşamış bir İngiliz. Babası Burma sömürgesinde görevliyken, annelerinin ölümüyle 3 kardeş İngiltere’ye evlenmemiş 2 halanın yanına gönderilirler ve onların vesveseleri ile büyürler. Anlatıldığına göre, kapı dışarı çıkmalarına bile izin verilmeyen kardeşler teselliyi kitaplarda bulmuşlar.

Sandık Odası Sezgin Kaymaz’ın on sekiz hikayeden oluşan ilk hikaye kitabı. Aslında bu kısa hikayeler hakkında, daha doğrusu hikayelerin bende bıraktığı tat -duygular hakkında tam olarak karar veremedim. Okurken hikayelerin çoğundan rahatsız oldum, ama elimden de bırakmak istemedim. Belki de beni huzursuz eden hikayelerin ağırlıklı olarak ölümle ilgili olmasıdır. Ölümün ya da ölüme dair duyguların, korkuların bu kadar net anlatılmasıdır. Sezgin Kaymaz’ın romanlarını sevmeme neden olan dili, anlatımı hikayeye de çok yakışmış, öyküler kolayca okunuyor ama, maalesef anlatılanların hazmı o kadar kolay…
Etiketler:
Ateş Canına Yapışsın,
Fantastik,
Geber Anne,
hikaye,
Kaptanın Teknesi,
Lucky,
Medet,
Sandık Odası,
Sezgin Kaymaz,
Uzunharmanlarda davetsiz bir misafir,
Zindankale
17 May, 2010
Yazan: elfy | Kategori: Öykü
Ursula K. Le Guin’in benim için ne anlama geldiğini doğru ifade etmem çok zor. Mutsuzken okurum, mutluyken okurum, yalnızken okurum, kendimi iyi hissettiğimde, kendimi kötü hissettiğimde okurum . Büyürken okudum, yaşlanırken okuyorum. Ben değişirken ona bakışım da değişti zamanla. İlk okuduğumda Ged gibi olmak istemiştim, sonra okuduğumda Tenar gibi. Ama hep sığındığım kitaplardan oldu onunkiler. Kitaptan önceki ben ile, kitaptan sonraki ben hep farklı oldu onun kitaplarında. Evrendeki hangi gezegeni, hangi zamanı, nereyi ve kimi anlatırsa anlatsın, hep ama hep insanı…
12 May, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Öykü
Pazartesi akşamı bir kitap bitirdim, daha doğrusu kitap beni bitirdi. Dün akşam gene elime alıp rastgele bir yerini açtım, yepyeni birşey okuyormuşum gibi heyecanlandım yeniden. 2003 yılında Sait Faik Öykü Ödülü kazanmış bir kitap. Nasıl atladım bilmiyorum, hem de Can Yayınları. Yazarı araştırmak biraz zor oldu, oyuncu Mehmet Günsur ile karışıyor çünkü. Yazar olan 2004 yılında, daha 50 yaşında bile değilken kayığına binip gitmiş bu dünyadan. Ressam Nedim Günsür’ün oğlu, Sarıyer , Büyükdere’de geçmiş çocukluğu. Galatasaray Lisesi’nde okumuş, sonra TİP’e…
26 Apr, 2010
Yazan: nazimo | Kategori: Öykü
Erken Kaybedenler Emrah Serbes’in hikaye kitabı. İçinde 8 öykü var. Hepside erkek çocuk öyküleri. Çoğunluğu 13-14 yaşında çocuklar. Öyküleri birinci ağızdan, yani erkek çocuklarının ağzından anlatmış yazar. Çok çeşitli çocuk ve ergen tiplemeleri. Emrah Serbes kahramanlarının ruhlarında kopan fırtınaları öyle güzel anlatmış ki. Sanki tüm ergenler karşınızda, onlarla yüzyüze sohbet ediyorsunuz.
Öykülerden seçmeler;
Anneannemin Son Ölümü‘nde anne ve babasını çok erken yaşta kaybeden bir erkek çocuğunun, hayatındaki her şeyi dolduran yaşlı anneannesiyle kurduğu ilişkiye, anneannenin çocuğun hayatında kapladığı yere, birlikte paylaştıkları hayata tanıklık…
25 Apr, 2010
Yazan: Tosbaa | Kategori: Öykü

Yazarı “Körlük” kitabıyla tanımıştım. Bu iyi bir tanışmaydı. “Körlük” çok beğendiğim, içinde birçok metaforu barındıran bir kitaptı. Yazar bu metaforları ustaca kullanmış ve başarılı bir anlatımla kitabı bütünlemişti. Geçenlerde kitapçıda gezinirken “Bilinmeyen Adanın Öyküsü” çarptı gözüme. İncelediğimde öyküden çok masalsı bir kitap olduğunu gördüm, merak edip aldım.

19 Apr, 2010
Yazan: elfy | Kategori: Öykü

“İhtiyarı buradan kaldırın da öbürlerini attığınız yere atın.” dedi Ayarsız “Aslında iyi bir kadın olabilirdi, tabii ömrünün her anı yanı başında onu zımbalayacak biri olaydı.”
İyi İnsan Bulmak Zor, içinde kitaba adını veren öykü de dahil olmak üzere toplam 10 öykü barındıran zehir zemberek bir kitap. Bazı şeyleri yutmak zor olsa da, boğazınıza takılacak bir şeyler olsa da, tam bir okuma şöleni ayrıca.
Diğer öykülerin de adları sırasıyla: Irmak, Düşmanla Gecikmiş Bir Karşılaşma, Talih Kuşu, Kutsal Ruh’un Tapınağı, Yapma Zenci, Ateşte Bir Çember,…
02 Feb, 2010
Yazan: Tosbaa | Kategori: Öykü

Abidin Dino’yu eskiden beri nedensiz severim. Duygularının doğallığıyla oluşturduğu çizimler, zorlamasız yazıları beni hep etkilemiştir. Bu kitabında da durum değişmedi ve Abidin Dino beni yine etkiledi.
Kitapta 1934 - 1940 yılları arasında yayınlanmış 5 öykü ve yayınlanmamış 3 kısa film öyküsü bulunmaktadır. Kitapta yazarın çizimlerine de yer verilmiştir. Bu da kitaba ayrı bir keyif katmış diye düşünüyorum.

16 Nov, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Öykü
Bir Kadının Yaşamından 24 Saat ve Bir Yüreğin Ölümü, Stefan Zweig’ın iki öyküsünün yer aldığı bir kitap. Öykülerin her ikisi de yaşamamak üzerine. Hayatlarını, fırsatlarını, duygularını yaşayamamış, o bir seferlik şansı iyi değerlendirememiş insanlarla ilgili iki öykü bulunuyor kitapta. İlk öyküde bir kadının tüm hayatını etkilemiş olan 24 saatlik bir macera, ikinci öyküde ise bir adamın tüm hayatını değerlendirmesine sebep olan olaylar anlatılıyor. Tabii ki karakterler didik didik edilmiş, detaylar öyküleri ve karakterleri gerçeğe olabildiğince yaklaştırmış.


Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:
“ Bak, bütün gözlerinle bak.”
Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.
…
01 Oct, 2009
Yazan: Tosbaa | Kategori: Öykü

Sabahattin Ali’nin daha önce okuduğum Kuyucaklı Yusuf ve Kürk Mantolu Madonna ile yazarın ustalığında ki anlatımı keşfetmiştim. Yazarla ilgili okuduğum yazılarda ise öykücülüğünün daha ön planda olduğu vurgulanıyordu. Bu yazılar merakımı arttırınca bir öykü kitabını okumaya karar verdim.
Kamyon, böyle düşüncelerle başladığım bir kitap oldu. Okudukça yazarın romanlarında da var olan incelikli karakter anlatımlarının öykülerde de bulunduğunu gördüm.

29 May, 2009
Yazan: Tosbaa | Kategori: Öykü
Öykü okumayı severim. Roman kadar detay içermez, kısadır. Bu özelliği onu anlattığı konuyu anlatabilmekten alıkoymaz. Bir çırpıda okunuyor olması ve sonrasın da insanın kendini düşünürken yakalaması. İyi bir öykünün hissettirdikleri bunlar diye düşünüyorum.
Vüs’at Orhan Bener, Bu kitabındaki öykülerinde gündelik hayattaki konuları ele alıyor. Kitaba ismini veren öykünün girişi kitabın arka kapağı.
“ Benim saçlarım yumuşak. Havva’nın saçları keçe gibi. Annem ustura ile iki defa kazıttı saçlarını uzasın diye,ama uzamadı,kısa kaldı. Burnu da öyle biçimsiz ki! Yamyassı. Tıpkı okul kitabımızdaki maymunun burnuna…