
İskender Pala’nın 2008 tarihli bu kitabında kültürümüzde ve edebiyatta derin izleri olan bir inanış etrafında verilmiş olan eserler derlenmiş. Dört element, bunların özellikleri, kültür, inanış ve özellikle edebiyatımızdaki (aslında sadece şiirdeki) izleri bir deneme şeklinde sunuluyor.
Bu kitap benim okuduğum yedinci İskender Pala kitabı ve ben yazarın hep aynı çerçeve içinde kaldığını üzülerek fark ediyorum.
Dört element ile ilgili (ve ilgisiz) konu seçimlerini heyecan uyandırmaktan uzak buldum. Yazar divan edebiyatı dışındaki şairlerden de (Nazım Hikmet gibi) alıntı yapmasına rağmen, bazı şiirleri sürekli tekrarlıyor ve konuyu dağıtarak çok daha derinlemesine bir inceleme beklenirken yüzeysel bir anlatımı tercih ediyor.
Bu kitap ile beraber okuduğum (halen de bitiremediğim) Minyatürlerle Osmanlı İslam Mitologyası ile bazı bölümlerde (ab-ı hayat gibi) paralellikler ile karşılaştım. Her iki kitapta da yer alan konulardan daha çok keyif aldığımı fark ettim. Sanırım bunun nedeni İskender Pala’nın kitabında bu dört elementin edebiyat dışındaki köklerine inilmiyor oluşu. Her iki kitap da birbirinin (aslında benim) eksiklerini tamamladılar.
Sonuçta ben kitaptan beklediğimi bulamadım, yazar sanki elindeki şiirleri belli bir tema etrafında derleyerek bir iki beyin fırtınasını da kağıda dökmüş (Zaten deneme de bu değil midir? O zaman ben daha ne istiyorum?). Biraz daha inceleme ve incelme (hem sayfa sayısı hem de anlatım olarak) gerekiyormuş diye düşünüyorum.