Bu dünya hakkında bütün ama bütün bildiklerinizi unutun. Uyuduğumuzda gittiğimiz rüyalar alemi hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Cennet ve Cehennem hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Masallar hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Mitoloji hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Sandman evrenine adımınızı atın, gözlerinizi sımsıkı kapayın ve derin bir nefes alın. Buradayken görmek için gözlerinize ihtiyacınız yok. Neil Gaiman’ın hayal ettiği, başkalarının resmettiği, bir başlayınca sizin de elinizden bırakamayacağınız bir çizgi roman, yolculuk kitabı, rüya hikayesi olan Sandman’de 10 tane kitap içinde anlatılan yaklaşık 75 tane öyküde Dream başta ve merkezde olmak üzere, zamanın başlangıcından beri var olan yedi “Endless” kardeşin hikayesi anlatılıyor.

Destiny (Kader); Endless’ lerin en büyüğüdür, elinde bir kitap vardır, kitapta olan ve olacak her şey yazılmıştır.

Death (Ölüm); Death romanın en sevimli kahramanıdır. Cıvıl cıvıl bir hatundur. Adildir, neşelidir. Her insanla iki kez konuşur, bir doğduğumuz zaman, -ama hatırlamayız neler dediğini- bir de tabii öldüğümüz zaman. Dream’ in en iyi anlaştığı kardeşidir.

Dream (Düş); Sandman, Morpheus, Rüyalar Lordu, Hikayeler Prensi, Şekil Veren gibi adları da vardır. Uykuya dalmadan önce gelir ve rüya görmemiz için gözlerimize büyülü bir kum serper. Uyandığımızda biz onları çapak zannederiz. Kendine ait bir krallığı vardır. İnatçı, bazen bencil, çok zor affeden ama adil bir yapısı vardır. İnsanlara ve rüyalar krallığına karşı sorumluluklarını asla unutmaz.

Destruction (Yıkım); Nedenini kimse bilmiyor ama, uzun süre önce kardeşlerini terk edip gitmiştir. Ondan bahsedildiğini ve çok özlendiğini duyarız diğer kardeşlerden ama az görürüz onu romanda.

Desire (İhtiras); Despair ile ikizdir. Kadın da olabilir, erkek de, hatta aynı anda ikisi de. İki gölgesi vardır, istediği şeyi mutlaka alır. Desire, kim ya da ne olursanız olun, istemiş olduğunuz her şeydir.

Despair (Umutsuzluk); Desire’ in ikizidir. Fısıltı ile konuşur çoğu zaman çıplak gezer. Sarayında, dünyadaki aynalara açılan pencereler vardır. Bazen aynaya baktığınızda umutsuzluğun da size baktığını görürsünüz.

Delirium (Hezeyan); Kardeşlerin en küçüğüdür ama elbette diğer tüm varoluştan daha yaşlıdır. Eskiden Delight (haz) imiş ama Destiny’ nin bile bilmediği bir sebeple Delirium olmuştur. Ter, ekşi şarap, gece ve deri kokar.
Sandman’ de ayrıca daha önceden bildiğimiz, hayattan yada düşlerden ve masallardan tanıdığımız başka karakterlerin de bilmediğimiz yönleriyle tanışırız. Habil ile Kabil, Lilith, Havva, Lucifer, Odin, Loki, Azazel, Beelzebub, Orpheus, çok eski unutulmuş tanrılar, hatta Marco Polo, Shakespeare, Harun Reşit, Octavianus Julius Caesar, Mark Twain, Maximilien Robespierre.
Preludes and Nocturnes - The Doll’s House - Dream Country - Season of Mists - A Game of You - Fables and Reflections - Brief Lives - Worlds’ End - The Kindly Ones - The Wake adlarında 10 tane kitabı var serinin.
Bunların yalnızca Preludes and Nocturnes (Düş Müziği), The Doll’s House (Bebek Evi), Dream Country (Düş Ülkesi), Season of Mists (Sisler Mevsimi), A Game of You (Sen Oyunu), Fables and Reflections (Fabllar ve Yansımalar) ve Brief Lives (Kısa Hayatlar) Türkçeye çevrilmiş durumda. Diğerlerini hevesle bekliyoruz.

Düş Müziği’ nde Death’ i kaçırmak isteyenler, onun yerine yanlışlıkla Dream’i kaçırırlar ve onu hapsederler. Tam 70 yıl boyunca.. “Ne? Death’i mi istemiştiniz? O zaman küçük gezegenizin ve türünüzün adına kendini şanslı say ki başaramadınız” İç içe geçmiş ve birbirinden güzel sekiz hikayede, Dream yokken olanları, düşler ülkesinden onun yokluğundan yararlanarak kaçan kabusların dünyamızda yol açtığı olayları, Düşler Krallığını eski haline getirmesini ve Dream’ in kendisi tutsak edilmişken kaybolan ve yanlış ellere geçen güç armalarını geri almak için yaptıklarını anlatır. Armalarının nerede olduğunu sormak için Macbeth’ten de tanıdığımız üç cadıya (Hakate) gider. Büyülü kum kesesi John Constantine’nin eski kız arkadaşındadır. Düş taşı yakut John Dee’nin elindedir. Miğfer ise, cehennemde. “Cehennemde Bir Umut” adını taşıyan bölüm gerçekten çok çarpıcıdır. Dream, henüz çok zayıf olmasına rağmen ve cehennemde de çok az gücü olmasına rağmen, Lucifer ile bir anlaşma yapmak zorunda kalır. Miğferini alan zebaniyi yenmek zorundadır. Kitabın son hikayesinde ise “Death” ile tanışırız.

Bebek Evi de bazıları bağımsız, bazıları birbirinin devamı yedi ayrı öyküden oluşuyor. Kum Masalları adlı ilk bölümünde Sandman’in aşık olduğu ölümlü kadınla tanışırız: Nada. Çok güzel anlatılmış bir hikayedir bu. Binlerce yıllık bir hikaye. Ve maalesef hüzünlü bir hikaye. Bebek Evi adını alan bölümlerin hikayeleri günümüzde geçmektedir. Rüyalar Lordu tutsak alındığında yaşanan olayların sonuçları vardır ve insanlar etkilenmiştir hiç beklemedikleri bir şekilde. Bir rüya girdabı oluşmuştur ve bu bir kadındır. Üstelik kaçan kabuslardan bir kısmı hala dışarılardadır ve insanlar üzerinde çeşitli oyunlar oynuyorlardır. Ya kabus görürken uyandığımız halde, kabus devam ederse? Ya bizim gerçek sandığımız her şey aslında bir rüyaysa? Ya biz sadece başka birinin kabusunun bir parçasıysak? Ya kabuslarımız bile gerçek hayattan daha iyiyse? Kitabın bir başka bölümü “Şanslı Adam” adını taşır ve ölmemeye karar veren bir adamın hikayesini anlatır. Adam şanslıdır çünkü Death onu duyar ve Dream de, ne olacağını merak eder. Adam gerçekten istemedikçe Death ona dokunmayacaktır ve 100 yılda bir aynı yerde Dream ile buluşacaktır.

Düş Ülkesi’nde dört ayrı öykü var. Biri kedilerin ağzından anlatılmıştır ve benim en sevdiğim öykülerden biridir. Bundan çok uzun zaman önce, uygarlık kedilerin elindedir ve insanlar onların evcil yaratıklarıdır. Bir gün insanlar eğer hepsi aynı rüyayı görmeyi başarırlarsa, rüyalarının gerçek olacağını fark ederler. “Hayal etmeliyiz, eğer yeterince çok kişi hayal ederse, hayal gerçeğe döner, hayaller dünyaya şekil verir.” Ve öyle de olur, o zaman kediler de aynısını yapabilir değil mi? Bu öyküde Dream’i kedi olarak görürüz. Diğer öykü, bir oyun yazarı tarafından esir alınan Yunan Mitolojisinin dokuz esin perisinden biri olan Calliope üzerinedir. Elbette Rüyalar Prensi bu olaya müdahale eder. Bir diğer öykü William Shakespeare’e bir saygı duruşu gibidir. “Bir Yaz Gecesi Rüyası” Bu öyküyle 1991 yılında Dünya Fantastik Edebiyatı Ödülünü alır Sandman, bu ödülü alan ilk ve tek çizgi romandır.

Sisler Mevsimi’nde Dream tekrar cehenneme gitmek zorunda kalır. Orada yapması gereken bir şey vardır. Ama ondan intikam almak isteyen Lucifer herkesi cehennemden kovmuş ve cehennemi boşaltmıştır, Sandman cehennemin anahtarını almak zorunda kalır. Bunu duyan pek çok eski Tanrı ve Tanrıça Düşler Ülkesine gelirler ve Cehenneme talip olurlar. Hepsinin kendine göre bir sebebi vardır ve Dream anahtarı teslim etmelidir. Bu kez Dream’in işi gerçekten zordur.

Sen Oyunu kitabı kadın gücü, kadın dayanışması, kadınların koruyucusu Ay Tanrıçası üzerine, yani tam bir kadın öyküsüdür. Bazı şeyleri sadece kadınlar yapabilir hatta bazı yerlere sadece kadınlar gidebilir. Barbie Ken’den boşanmıştır ve zor bir hayat sürmektedir. Gündüz düşleri görmeye başladığını ve durumunun daha da kötüye gittiğini zan ederken, durumun hiç de öyle olmadığını, gündüz düşü sandığı şeylerin bir yerlerde gerçekten yaşandığını öğrenir. Kendisi de olduğunu sandığı kişi değildir.

Fabllar ve Yansımalar benim en sevdiğim ciltlerdendir. Her biri birbirinden güzel, her biri “en sevdiğim hikaye” denilebilecek, karşıma her çıkana anlatmak istediğim hikayelerle doludur. Birisi ABD’nin ilk ve tek imparatoru hakkında. Joshua Abraham Norton gerçekten yaşamış biri ve “gerçek hikayeden daha ilginçtir” mottosu sanki onun için söylenmiş. O zaten bir Sandman kahramanıymış ve Neil Gaiman sadece aracılık etmiş gibi duruyor. Başka bir hikayede Adem’in üçüncü karısı ile tanışırız. Lilith ve Havva’yı zaten biliyoruzdur ama üçüncü bizim için tam bir sürpriz olur. Bir başka hikayede 1789 Fransız Devrimine gideriz. Orpheus’un Şarkısı hikayesi tüm mitolojiyi tekrar kurgulayan, çok da iyi yapan bir başka öykü. Kargalar Meclisinde Habil ile Kabil’in hatta Dream ve Death’in çocukluk halleriyle tanışırız. Ramazan adlı hikayesi Binbir Gece Masalları ve tabii ki düşler üzerine çok çok çok iyi bir öykü.

Kısa Hayatlar şimdilik Türkçe’ye çevrilen en son kitabı Sandman’in. Delirium Destruction’ı bulmak istemektedir ve bunun için Morfeus’a gelip yardım ister. Destruction yıllar önce ortadan kaybolmuştur ve hiç biri nerede olduğunu bilmiyordur. Delirium’un aklına Destruction’ın eski arkadaşlarını bulmak ve onlara sormak gelir. Zaten verdiği fikirler sadece Dream’in anlayacağı gibidir. Böylece ölümsüz olmayan, sadece on binlerce yıldır yaşayan, yani kısa hayatlar süren eski tanıdıklar yardımıyla, bulunmak istemeyen Destruction’ı bulmak üzere yollara düşerler.
Hadi, kapayın gözlerinizi…