
Ahmet Ümit’in okuduğum dördüncü kitabı Bab-ı Esrar. Daha önce Kar Kokusu, Kukla ve Bir Ses Böler Geceyi kitaplarını okumuştum. Bir polisiye yazarı olmakla birlikte kitaplarında değişik konular işleyip bu konuları da kendi olay kurgusuna çok başarılı bir şekilde işlediğini düşünüyorum. Bir Ses Böler Geceyi kitabında Alevilikle ilgili öğeler bulunuyordu. Kar Kokusu’ nda aralarında TKP’nin de bulunduğu çeşitli ülkelerin komünist partilerinden bazı üyeler Moskova’daki Marksizm Enstitüsü’nde ki eğitimden bahseder. Kukla da Susurluk olayı anlatılmaktadır. Bab-ı Esrar da ise Mevlevilikten bahsediyor.
Kitap, İngiliz bir sigorta şirketinin, Konya’ da yanan bir oteli incelemek üzere Konya’ya yolladığı Karen Kimya Greenwood ‘un uçakta ki düşünceleriyle başlar. Karen’ ın babası Konyalı ve Mevlevi dergahının bir üyesidir. Karen’ın annesi ve babası evlenerek Londra’ya yerleşirler. Ama Poyraz Efendi ( Karen’ın babası ) bir gün terk eder ailesini. Karen kızgındır babasına. Şimdi de onun memleketine gitmektedir. Bir an önce yangının sabotaj mı yoksa kaza mı olduğunu araştırıp dönmeyi düşünür ama kendisinin de asla tahmin edemeyeceği olayların içinde bulur kendini.
Karen için babasıyla hesaplaşma halini alır bu ziyaret. Mevlana, Mevlana’nın hocası Şems-i Tebrizi, Mevlana’nın evlatlığı ve Şems-i Tebrizi’nin karısı Kimya Hanım bir an da Karen için keşfedilmesi gereken insanlar olur. Konya da mistik olaylarla karşılaşmaktadır. Bir insanı ailesinden ayıran bağlılığın nasıl bir bağlılık olduğunu anlamaya çalışmak ister Karen. Nasıl bir aşktır babasının içinde olan.
Yazar kitapta bir doğru sunmuyor tarafsız bir biçimde anlatıyor olayları. Bir yanda Mevleviliğin mutlak sırrına ulaşmaya çalışırken ki inancı ve yaşamı bir yandan da inancı hayata eklemlemeye çalışan insanların bakış açılarını bir arada ele alır. İnanmak gerçekten soyutlanmak mıdır gibi soruları okura sorduruyor yazar. Bir röportajında da bu durumu şu şekilde ifade ediyor: “Okurun kafasında din gerekli midir, Tanrı var mıdır, ibadet cennetle ödüllendirilmek için mi yapılmalıdır, kötülük yapmamanın nedeni cehennem korkusu mu olmalıdır, yoksa bütün bunlar olmasa bile insan yine de iyi olabilir mi gibi sorular oluşsun istedim. “
Kitapta Mevlana ‘dan dizeler de yer alıyor:
“Gittin ey sevgili şimdi yollardasın
Ayın değirmisini başına yastık yapmış uyumaktasın
güzel uykular, renkli düşler seninle olsun
ama bir zamanlar dizlerimde yattığını da unutma, hatırla emi. “
Bir çırpıda okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Dili, anlatımı oldukça akıcı. Bunun yanında Mevlevilikle ilgili bir bilgim olsun derseniz iyi bir başlangıç bile olabilir bu kitap. Herkese iyi okumalar.