80′li yıllardan bu yana Amerikan korku ve gerilim edebiyatını sırtlayan üç tane isim var. Bu isimlerden bir tanesi olan Dean R. Koontz ile ilk kez ortaokul - lise yıllarımda tanışmıştım. Ve tanışmamla beraber o güne kadar türkçeye çevrilmiş bütün romanlarını da hızla okuyup tüketmiştim. Bendeki bu ani Koontz aşkı, başladığı gibi ani bir şekilde birden bitivermişti. Çünkü okuduğum bir düzine kadar kitaptan sonra aslında her kitabının aşağı yukarı aynı klişelerle yazılmış, aşağı yukarı benzer karakterleri olan “formül” kitaplar olduğunu anlamıştım. O zamandan bu yana geçen 20′ye yakın yılda Dean R. Koontz yazmaya devam etti ben ise okumamaya.
Tatil için okunacak kitap araştırması yaparken gözüme takıldı İstila. Aradan geçen bunca seneden sonra Koontz’a bir şans daha vermek uygun olur diye düşündüm. Bence kitaba göre fazla kaçan fiyatına rağmen aldım.
İstila dünyanın dört bir yanında hemen hemen aynı zamanda başlayan açıklanamaz bir doğa olayı ile açılıyor. Okyanuslarda ve denizlerde ortaya çıkan devasa hortumlar ile birlikte başalayan garip yağmur ve ardından bütün iletişimin kesilmesiyle beraber Amerika’nın 2000 kişilik ufak bir kasabasında yaşayan bir çift kötü bir şeyler olduğunu düşünerek kasabanın merkezine doğru yola çıkarlar. Yolda gördükleri, kafasının tepesi uçmuş ama hala konuşmakta olan ölü komşuları bu fikirlerini doğrular niteliktedir. Kısa bir süre sonra dünyanın insan olmayan varlıklar tarafından istila altında olduğu anlaşılır.
Aklınıza bu varlıklarla, insanlar arasında yapılan War of the Worlds benzeri bir hikaye gelmesin. Romanda bu varlıkları neredeyse hiç görmüyoruz ki bu aslında kitabın da tek iyi diyebileceğim noktalarından biri. İstilanın arkasında gizem bütün roman boyunca korunmuş ve bu merak unsuru bir gerilim yaratmayı başarmış. Fakat kitabın geri kalanı için aynı şeyi söyleyemem. Başka yazarların alıp bir kenara koyacağı bir fikri veya hadi en fazla kısa bir hikaye yapacağı bir fikri Koontz alıp, biraz uzatıp roman yapmış. Yine içi boş ve klişe karakterler ile detaylandırılmamış bir hikaye var karşımızda.
İstila, sinemada seyrettiğiniz doksan dakikalık, bir kaç gün sonra gittiğinizi bile unuttuğunuz bir Hoolywood filmi gibi. Geçen 20 senede Koontz’un pek de kendini geliştirmiş olduğunu söylemem güç. O hala diğer iki yazarın yanında 2. ligde oynuyor.