
Bir başka The New York Times Bestseller yazarı ile daha karşınızdayım. Üç bilinen sebepten dolayı (taşınabilir, kolay okunan ve ucuz) aldığım bu ikinci kitabı maalesef beğenmedim.
Sevgili Ne Okudum yazarları ve yorumcuları, ekonomik hassasiyetime gösterdiğiniz sempatiden dolayı teşekkür ederim, ama bazen de ucuz etin yahnisi yavan oluyormuş. Bu da bana ders olsun, iyiyi olduğu gibi kötüyü de paylaşmak adına, kitap hakkında bir iki şey yazayım dedim.
Geçmişi acılar ile dolu beş kişi, büyük bir fırtınanın etkisinde kalan Amerikan kasabasında mahsur kalırlar. Çevrelerinde acımasız cinayetler işlenmekte ve katilin aralarından birisi olma ihtimali kafalarımızı kurcalamaktadır.Karakterlerimiz neyin gerçek neyin hayal olduğunu anlayamayacak şekilde psikolojik baskı altında tutulmaktadırlar. Katilin kim olduğunu bulabilmeleri için bu beş kişinin geçmişlerindeki ortak noktaları keşfetmeleri gerekmektedir.
Kitap, ilginç bir konu, garip kişilikler ve bol olaylı bir kurguya sahip. Tüm bunlara rağmen kitabı beğenmedim. Karakterler zorlama, konuşmalar doğallıktan uzaktı. Kitabın arkasında yazdığına göre, yazar bu kitabında “güzellik nedir?” sorusunu kendimize sormamıza neden olmalıydı. İyi – kötü, güzel – çirkine dair bir şeyler vardı kitapta, ama her türlü derinlikten uzak, baharat misali karakterlere ve diyaloglara serpiştirilmişti o kadar. Daha fazla kötülemeyeyim ama defalarca elimden bırakmayı düşünüp, “hadi bir iki sayfa daha okuyayım belki toparlanır” dediğim, ancak bir türlü o beklenen dönüşü yapmayan bir kitaptı. Tamamen şahsi fikrim olduğunu hatırlattıktan sonra, gönül rahatlığı ile, hiç mi hiç beğenmedim diyebilirim.