09 Jul, 2009
Sitüasyonist Enternasyonal - Bill Brown, Jan D. Matthews, Ken Knabb, Guy Debord
Sitüasyonist Enternasyonal üzerine (kitapta söylendiğine göre Sitüasyonist Enternasyonalizm diye bir şey yok) fikir üretmiş başlıca kişilerin yazılarının çevirileri ve Türkçe yazılmış bu konudaki bir iki önemli metinin derlendiği bir kaynak kitap. Kitabın sonlarında yer alan ve sitüasyonist enternasyonalin manifestolarının yer aldığı kısım özenli ve sabırla okunursa kavramı oldukça anlaşılabilir hale getiriyor. Ayrıca, konu hakkında daha fazla araştırma yapmak isteyenlere metin önerileri de bulmak mümkün.
Kitapta sitüasyonist enternasyonalin ne olduğu, tavrı, tarihçesi ve manifestoları yer alıyor. Bu kitabın tamamına internet üzerinden de http://altikirkbescopyleft.blogspot.com adresinden ulaşılabileceği belirtilmiş, ancak ben ulaşamadım. Yine de niyet olarak bile kitaba başlamadan önce saygı duymama neden oldu.
Sitüasyonist enternasyonal emek, ürün, insan ve bunların birbirine yabancılaşmasına, sömürülmesine karşı bir tavır. Hem hayat tarzı, hem sanat, hem siyaset, hareket, eylem ve isyan olarak yankı bulmuş bir düşünce biçimi. Mimari, şehircilik, edebiyat ve resim ile ilgili somut ürünler ve karşı hareketlerde bulunmuş, Punk akımı ile kendini hayat tarzı olarak ifade etmiş.
Kitapta sanatçılar ve düşünürlerin ürünlerini ve fotoğraflarını da bulmak mümkün. Sitüasyonist enternasyonalin kuruluşunu ve tarihini hem fotoğraflardan hem de yazılardan öğrenebiliyoruz. Bu akımın İngiltere ve Fransa’da etkili olduğu dönemden çok sonra, modernizm (aslında makineleşmek demek istiyorum) ile tanışan Türkiye gibi ülkelerde etkisini daha sönük bir şekilde gösterdiğini düşünüyorum. Tabi bizim kültürümüzde önemli yeri ve saygınlığı olan çilekeşliğin de bunda etkisi olmalı. Sitüasyonist enternasyonal Türkiye’de 68 kuşağında politik etkisini göstermiş olsa da sanatsal biçimleniş, yaşam tarzı ve karşı tavır olarak ancak 90’larda etkili olabilmiştir. Bu nedenle kitaptaki metinleri okumak için geç kalmış sayılmayız.
Modernizm ve üretim yöntemlerine karşı bir tavır olan sitüasyonist enternasyonalin modernizm ile ilişkisinde zayıf düştüğünü, modernizm araçlarından faydalanmayı reddettiği için etkisini yitirdiğini düşünüyorum. Örneğin televizyonu bir zaman çalma aracı, sömürücüler tarafından insanları düşünceden uzaklaştırmak için kullanılan bir propaganda aleti olarak görüyor, ancak alternatif bir kullanım, bir karşı fikir önermiyor. Tıpkı bir zamanlar matbaaya düşman olmak gibi. Tabi bunlar benim yorumlarım. Artık dünyayı değiştirebileceğimize dair düşünceler ve umutlar üretemiyoruz. Düzeni olduğu gibi kabul edip, elimizdekiler ile mutlu olmamız gerektiği daha küçücük çocukken kafamıza işleniyor. Bu yüzden her türlü asi fikre açık olmalıyız. Bu dünyadan bir çıkış yoludur belki de…