30 Jul, 2010
The Girl Who Played With Fire-Ateşle Oynayan Kız-Stieg Larsson
Yazan: habbele Kategori: Gerilim| Kurgu| Polisiye| İngilizce
Millenium üçlemesinin ikinci kitabı. İlk iki kitabın İngilizcesini almış kütüphaneme koymuşum. İkisi de oldukça hacimli kitaplar, yaklaşık 600 sayfa filan. Sonunda Temmuz başında çıktığım tatilde yanıma ilk kitabı (The Girl With the Dragon Tattoo-Ejderha Dövmeli Kız) ve olur ya bitiririm ya da sıkılırım diye de Momo’yu alıp gittim. Ne mi oldu? Tüm gün gölgede oturup, aralarda ısrarlara dayanamayıp denize/havuza girip sanırım 4 günde bitirdim kitabı. Fakat öyle bir virüs ki bu seri, başladığınızda mutlaka daha fazlasını istiyorsunuz! Eve gelmeyi iple çektim, gelir gelmez daha bavulu boşaltmadan “ay azıcık dinleneyim” diyerek ikinci kitabı elime aldım ve ikinci kitabı da 3 günde bitirdim. Benim için bunca hız çok önemli değil, önemli olan bu kitapların hakikaten değişik olması. Bir kere Amerikan klişelerinden uzak, İsveç’te geçen hikayeler. Özel isimler bize biraz Ikea’nın telaffuz edemediğimiz ürünlerini andırıyor, örneğin Lundagatan, Götgatan, Kundelsgatan semtleri; metroya verdikleri isimle Tunnelbana. Sonra alışıyorsunuz; Taksim, Beşiktaş, Kadıköy gibi oluyor bu semtler size, çünkü bu hareketli hikayeler içinde bu yerler arasında o kadar mekik dokuyor ve kahve içiyorsunuz ki! –evet, İsveçliler kahveyi çok severler diye bir genellemeye bile gidebilirsiniz- . Anlatım nasıl, çok detaylı, ama yutar gibi okuyorsunuz hepsini, hikayeler çünkü çok güzel.
İkinci kitap ilkinin kaldığı yerden yaklaşık 6 ay sonra başlıyor. Kahramanlarımız Mikael Blomkvist ve Lisbeth Salander hayatlarına ayrı ayrı devam ediyorlar, sonra işlenen üçlü bir cinayetin sorumlusu olarak Lisbeth aranmaya başlayınca Blomkvist devreye giriyor ve ortam beklenmedik düğümlerle canlanıyor. Bu kitaplardaki kadar ters köşeye yatıran sürprizlerle uzun zamandır karşılaşmamıştım. Hele bu kitabın bittiği öyle bir yer var ki, üçüncü kitap elinizin altında olmadan, elinizden geldiğince, ikinciyi bitirmeyin derim ben. Sonra nöbetçi kitapçı ararsınız ona göre! Lisbeth Salander, şu 1.50 boylarında, 15-16 yaşlarında gösteren, dövmeli, biseksüel ve asosyal hacker kız var ya, hiç unutamayacağım bir roman kahramanı. Tanışmayı bence ertelemeyin.
Bu üçlemeyi yazan Stieg Larsson, kahramanı Blomkvist gibi bağımsız ve sol bir dergide çalışıyormuş. 2004 yılında ilk üç kitabı yayıncısına teslim ettikten sonra, 50 yaşındayken ölmüş ve bu kitapların basıldığını görememiş. Onun ölümünden sonra basılan bu üçleme dünya çapında övgüler kazanmış. Bu seri Larsson yaşasaydı on kitaba tamamlanacakmış bildiğimiz kadarıyla, üstelik Larsson’un kız arkadaşında henüz bitmemiş dördüncü kitabın taslağı varmış, ama “ben hayattayken bu taslak basılmayacak” diyormuş. Dün de bir internet sitesinde Millenium serisinin Amerika’daki e-kitap satışlarının bir milyonu geçtiğini ve Larsson’un Kindle-milyon kulübüne giren ilk yazar olduğunu okudum. Bu haberleri gördükçe şu muzip görünüşlü adam kitaplarıyla nasıl gurur duyardı bunları görseydi ve Lisbeth için daha neler yazabilirdi diye düşünmekten kendimi alamıyorum.