Ne Okudum

27 May, 2009

A’dan X’e / John Berger Tarafından Kurtarılmış Mektuplar-John Berger

Yazan: elfy Kategori: Kategori Dışı

978975342690911

“Sadece seni görmek istiyorum,

Güneş batarken.

Bu kadar basit.

Güneş batarken seni görmek istiyorum.

Başkaca bir şey yok.”

 

 

Bu kez John Berger’in bir kitabından bahsetmek istiyorum.

Bu kitabı; nasıl anlatsam, hani çok lezzetli bir çikolata yiyorsunuzdur. Bitmesin diye ısırmazsınız bile hani. Bitmesin o tat, biraz daha sizinle kalsın diye, dilinizle damağınız arasında oyalar durursunuz. Belki de siz yapmıyorsunuzdur. Çölde; matarasında su olduğu halde susuzluktan ölen insanlar olduğunu okumuştum.  Belki de ben onlardanımdır.

Öyle okudum ben bu kitabı. Bazı pasajları aşağıda; yani bu eşsiz tattan bir ısırık alıp, size de ikram ediyorum.

 

Ama önce biraz John Berger’den bahsetmeliyim. John Berger benim aynı gezegende yaşadığım için mutlu olduğum insanlardan. Dünyayı gerçekten güzelleştiren insanlardan. Bakışını, görmesini, gördüğünü göstermesini seviyorum. Anlattıklarını, anlattığı şeyleri anlatma şeklini seviyorum. Anlatmayı seçtiği şeyleri seviyorum. Irak Dünya Mahkemesinde olduğu için, Gazze üzerine İsrail’e mektup yazdığı için seviyorum.  ”G” adlı romanıyla da Booker Ödülü’nü kazandığında, ödül konuşmasında, Booker McConnell’ı, Batı Hint adalarında ticari sömürgecilikle suçladığı ve ödülün yarısını Black Panther’lere bağışladığı için seviyorum. Elini değil, yüreğini taşın altına koymasını seviyorum.

 

John Berger’i bir yazarı sever gibi değil, bir insanı sever gibi seviyorum ve bin yaşına dek yaşamasını diliyorum.

 

Asıl mesleği tamircilik olan ama daha sonradan “terörist bir şebekenin üyesi” olmaktan iki kez müebbet hapis cezasına çarptırılan Xavier adlı politik bir mahkûmla, dışarıda eczacılık yapan ve Xavier’e âşık A’ida adında bir kadın arasındaki yazışmalardan oluşuyor kitap. Evli değiller, o yüzden sadece mektuplarla görüşebiliyorlar. Mektuplar A’ida’nın Xavier’e yazdığı mektuplar. Bazılarının arkasına Xavier’in notları yazılmış. Mektuplarda her şeyden bahsediyor kadın. Olaylardan, insanlardan, başına gelen şeylerden, düşlerinden düşüncelerinden.

Çeşitli dillerde sesleniyor sevdiği adama, “Hayati” “Ya Nur” “Mi Guappo”, “Habibi”  . Çeşitli dillerde adları olan insanlar var kitapta ; “Murat”, “Alexis” , “Rami”, “Ramon”, “İsse”, “Idelmis”.

Belirsiz bir coğrafyada geçen; dolayısıyla evrensel bir hikaye anlatıyor kitap. Kadınlara, erkeklere, zalimlere, mazlumlara, mücadeleye, inada, umuda  ve hepsinden öte aşka, gerçek aşka dair bir kitap bu.

 

John Berger’e dair ne söylersem söyleyeyim eksik kalacak, kitapla ilgili ne desem az gelecek bana.  O yüzden sözü onlara bırakıyorum.

 

(…) Sana iki kere müebbet verdikleri anda onların zamanına inanmayı bıraktım.

(…) Bundan sonra ne yapmayı planladığımızı tahmin edemezler. Bu yüzden asapları bozuluyor. Bizi içine tıktıkları sessizlik alanını aşamazlar. Onların tarafında, sınırları yalan ithamların uzak uğultusuyla çizilmiş bir alan bu, bizim tarafımızdaysa sessiz nihai planlarımızla.

(…) Eskimo şair Panegoosho çıkageldi ve çocukken tanıdığı insanlardan bahsetmeye başladı. “Güzel olmaya çalışmazlardı bile, sadece dürüst olmaya çalışırlardı, yine de güzellik mevcuttu, bir gelenekti.”

(…) Yemişler daldan kurtulup parmaklarım boyunca elimin çukurunda yuvarlanıyor, sadece bunu yapmaya yazgılıymışlar gibi. Tuhaf bir his. Parmaklarımın dokunmasıyla vadeleri dolmuş gibi. Bu da bana şeyi hatırlatıyor, her ayın belli bir döneminde, bir yumurtam yumurtalıktan ayrılıp tüpümün ağzına düşüyor, kirpiye benzeyen uzantıları onu ileri itiyor, rahmimin yukarısında periton ağzına, köşk tabir edilen yere gelene kadar. Mi Guapo, hücrende sana derim ki: O köşk senin köşkün!

(…) Kendimi yaşlı hissettim, askerlerin savaşçı olduğu, annelerin endişeyle de olsa asker oğullarından gurur duyduğu zamanları hatırlayabiliyorum hala. İlerle, Çekil ya da Koruma Ateşi Aç türü eski askeri komutlar hükümsüz kaldı çünkü ne bir cephe hattı ne de karşıda başka bir ordu var. Hiç kimse bu zorbalardan birinin asaletle öldüğünü söyleyemez.

(…) Bir kadının bir erkeğe sunabileceği komik şeylerden biri kavisli çatılardır. Gülme. Pagodalar kadınsıdır. Bir kadın bir odada yaşamaya başlar başlamaz odanın tavanı kavislenir. Fark etmemiş miydin? Eğer odada sefil bir haldeyse, tavan yırtık bir yen gibi yere sarkar. Kendini iyi hissediyorsa tavan Celile tepeleri gibi dalga dalga uzanır. Bu etkinin oluşması için bir kadının odayı ziyaret etmesi yetmez, içinde yaşamalıdır. Hava durumu gibi bir olgudur bu, aylar sürmesi gerekir.

(…) İhtiyar kadınların değerli taşları diğer kadınlarınkine nazaran daha mı fazla parlar? Belki. Gençken taktıkları mücevherler, eskiden onların sahip oldukları ışıltıyı korur. Güneş battıktan hemen sonra bazı çiçeklerde gördüğümüz ışıltı gibi.

(…) Doğrusu ne? Taban tabana zıt bir anlam kazanana kadar işkence edilmiş kelimeler; Demokrasi, Özgürlük, İlerleme, hücrelerine geri konduklarında bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor. Çözüm: yoksulların akşam lisanı. Bununla bazı doğrular anlatılıp korunabilir.

(…) Düşündüm ki: Bir kadın bir erkek için üzülebilir, onu teselli edebilir yine de teselli uzun sürmez. Erkekleri düşündüm, birbirlerini kahraman gibi karşılamayı nasıl sevdiklerini – küçük zaferlerini kendileri icat etmeleri gerekse bile. Birbirlerine tuttukları alkışlar, bizim kısa tesellilerimizden daha uzun ömürlü değil.

(…) Zaafları da vardır meleklerin. Om beşinci yüzyılda düşmüş meleklerin sayısının 130 milyon olduğu tahmin ediliyordu! Çoğu, Asael gibi, bir kadınla yattıkları için düşmüştü. Sıralamadan emin değilim. Öbür türlü de olabilir- belki önce düşmüşlerdir, sonra değil. Asla bir meleği kabul etmeye ikna olmazdım- ama düşmüş bir melek olabilir.

(…) IMF WB GATT DTÖ NAFTA FTAA – kısaltmaları dili işgal ediyor, eylemlerinin dünyayı boğduğu gibi.

(…) Küçük şeyler korkutuyor bizi. Ölümümüze sebep olabilen büyük şeyler cesaret veriyor.

(…) Onlar seni almadan önce geleceği pek düşünmezdim. Ama babalarımız bizim gelecek için mücadele verdiğimizi söylüyorlardı belki. Ama biz değil. Biz kendimiz kalabilmek için savaşıyorduk…

 

 

 

"A’dan X’e / John Berger Tarafından Kurtarılmış Mektuplar-John Berger" için 3 Yorum

1 | Tosbaa

May 27th, 2009 saat 11:51 pm

Avatar

Sabah açıpta John Berger’i gördüğümde çok şaşırdım.Sevinç şaşkınlığıydı bu.Sevilmeyi hakkeden biridir benim için John Berger.2 kitabını okudum. Fotokopiler ve Düğüne. Fotokopiler küçük derin öykülerden oluşuyor karakterler genelde “ötekiler”. Düğüne de ise karakter aids hastası. Bunu işleyiş biçimine hayran kalmıştım. ( Bu 2 kitabı da burda uzun uzun sizinle paylaşmaya karar verdim:))Elfy’nin anlattığı kitapdan da görüyorum ki Berger vazgeçilmesi imkansız bir yazardır.
Teşekkürler elfy. Biraz kitap için, biraz da güneşli bir günde beni böyle uyandırdığın.

2 | elfy

May 28th, 2009 saat 12:37 am

Avatar

:) çok sevindim. Berger aşkını paylaştığımız için de sevindim, birinin mutlu bir gününe bir damla katkım olduğu için de…

Düğüne kitabı ayrık kitaplarından biri Berger’in. Gelininin HIV pozitif olduğu bir dönemde yazıyor ve bir kez daha görmeyi öğretiyor bize aslında.

3 | Dragon Reborn

May 28th, 2009 saat 2:05 am

Avatar

Eline sağlık Elfy.

Hani demişsin ya çölde su dolu matarayla ölen adamlar vardır diye. Benim başıma da oyunlar da gelir bu. Oyun oynarken seni geçici olarak güçlü yapacak bir iksir çıkar mesela karşına. Ben derim ki “bunu sonra gerekli olunca kullanayım”. sonra o iksirler birikir de birikir ben kullanacam derken oyun biter zaten. Kitapla alakası ama aklıma geldi. :)

Yorumunuzu Yazın


  • BEHİDE ÖZTÜRK: harika bir kitap ahmet ümit bana suriçi eski istanbulu tanıtığın için teşekkür ederim bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum y
  • utku kurt: Şunu sölemeliyim ki bu benim okuduğum ilk Grange kitabı. Bazı arkadaşlarım hatta birçok arkadaşım kitabın sonunun kolaylıkla kestirebildi
  • Cansu: Kitabı genel olarak beğendim..Yalnızca anlatım 1.tekil şahıs ağzından olmasaydı çok daha iyi olurdu bence.Bir de bazı bölümler de diyalog

Neden?

Okuyorduk, çok okuyorduk. Bencil olmayalım, okuduklarımızın başkalarına da bir faydası dokunsun dedik ve bu siteyi açtık. Şimdilik sayımız fazla değil ama çoğalacağımıza inancımız büyük. Mottomuz: Okuyalım güzelleşelim. Başka yollarla güzelleşenlere karşı değiliz, güzelliği severiz.

Ne Okudum Twitter

  • Admin sizinle gurur duyuyor. Nisan ayında tam 23 kitap girmişiz. Bravo Ne Okudum! 2010-04-28
  • Altı ayda 100 kitap! Teşekkürler ve mutlu yıllar Ne Okudum! 2009-12-31
  • İlk 100'e çok az kaldı! 2009-11-21
  • More updates...

Powered by Twitter Tools