Ne Okudum

13 Oct, 2009

Yaşam Kullanma Kılavuzu - Georges Perec

Yazan: elfy Kategori: Bilimkurgu| Deneme| Fantastik| Felsefe| Gerilim| Kategori Dışı| Kurgu| Otobiyografi| Polisiye| Politika| Tarih| biyografi| Öykü| İnceleme

yasam-kullanma-kilavuzu

Georges Perec Yaşam Kullanma Kılavuzu adlı kitabına Jules Verne’nin Michel Strogoff romanından bir cümleyi anarak başlamış:

“ Bak, bütün gözlerinle bak.”

Kitap boyunca baktım, bütün gözlerimle baktım. Kaçırdığım bir çok şey olduğunu/kaldığını, ama gördüklerimin beni dehşete düşürdüğünü, böyle bir deha karşısında bir kez daha şapka çıkardığımı söyleyerek başlamak istiyorum konuya. Enis Batur “Perec Kullanma Kılavuzu” adlı kitabı boşuna yazmamış. Hatta bir de belki “Yaşam Kullanma Kılavuzu Okuma Kılavuzu” yazılmalı. Çünkü kitabı bitirdiğimden beri bu kitabı nasıl yazabileceğimi düşünüyorum ve hala da bulamadım.

perec-puzzle-piece

Kitap bir yapbozun ne olduğunu anlatan bir metinle başlayınca, hazırlıksız ve önbilgisiz olan ben “Perec yapmış gene yapacağını anlaşılan” diye düşündüm. Çünkü yapbozu şöyle tanımlamış yazar: “Yapboz önce ayrıştırılıp sonra incelenecek bir parçalar toplamı değildir, bir bütündür ve bir yapboz hiçbir zaman onu oluşturan şeylerin tek tek irdelenmesiyle anlaşılamaz ve bütün hakkında bir fikir veremez.” Sonra da yapbozu oluşturmaya başlamış.

Perec bir atın satranç tahtasında yaptığı hareketlerden ilham alarak oluşturduğu çatı üzerinden bize hikayeler anlatmaya başlıyor. Paris Simon-Crubellier Sokağı, No. 11 adresindeki bir apartmanın 1883-1975 yılları arasında yaşayan sakinleri ve onların hayatlarına değen kişiler/eşyalar/anılar üzerine yazılmış öyküler matematiksel bir yapıyla kurgulanarak anlatılıyor. (Aşağıdaki bina planı kitabın 555. sayfasından alınmıştır.)

mutlaka bakınız, bakmadan geçmeyiniz:  http://www3.itu.edu.tr/~bkantarci/personal/authors/GeorgesPerec.htm

perec-bina

Tüm dairelerin, mahzenlerin hatta asansörün bile hikayeleri var. Bir apartmanda olabilecek her şeyin, ama her şeyin bir hikayesi olduğu gibi. Perec piyanoyu akort etmeye gelen sağır adamın, daha önce evin antikalarına zarar verdiği için eve girmesi yasaklanan ve bu yüzden merdivenlerde dedesini beklerken kitap okuyan küçük torunun okuduğu kitabı da anlatıyor, dairelerden birinde detaylıca tasvir ettiği bir tablonun içinde olan bir figürün hikayesini de. Bir koleksiyondan bahsederken, bir paranın üzerinde resmi bulunan, bir savaşta aynı gün,  kadın, erkek, yaşlı genç demeden 30.000 insanın ölümüne sebep olduğu halde, yargılanırken çok küçük çocukları olduğunu söyleyip affedilmeyi başaran bir komutanın hikayesini de öğreniyoruz, apartman sakinlerinden birinin evden kaçan kızının karıştığı bir cinayetin hikayesini de.

Önce 10 yıl boyunca resim dersi alan, daha sonra yardımcısı ile birlikte, dünyanın pek çok yerinde 20 yıl boyunca toplam 500 adet suluboya resim yapan ve bunları çok güvendiği Gaspard Winckler’e gönderen, 20 yılın sonunda ülkeye dönen ve yapbozları tekrar birleştirmeye başlayan Bay Bartlebooth ile tanıştırdıktan sonra, insan anatomisinden de bahsediyor, işi artık kullanılmayan sözcükleri sözlüklerden çıkartmak olan birinden de. 1001 Gece Masallarına da saygılarını sunuyor, Goethe’ye de, Kafka’ya da, Mark Twain’e de. Kayınvalidesiyle aynı evde yaşamak zorunda kalan damat’a ve Kore’de ölüme terk edilen koca bir birlik askere üzülürken, Süperstar olmak için cinsiyet değiştiren gitaristle eğleniyoruz. En büyük arzusu bir salataya ismini vermek olan bir doktora şaşırırken, boş dairelerden birini ziyaret eden emlak komisyoncu kadın bize çok tanıdık geliyor. Artık yarışamayan bisiklet yarışçısının hikayesi, yepyeni bir otelcilik anlayışı getiren bir şirketin bu isten çekiliş sebepleri, antikalar toplayan yaşlı bir kadın, cinsel heyecan adına hırsızlık yapan zengin çift, gerçek babasını arayan genç kız, oğlunun ve karısının intikamını arayan adam, verdiği her ziyafette, farklı renkte yemekler pişirten kadın, sarı menüler, kırmızı menüler, Üç Özgür Adam tarikatı, asansörde kalan 4 kişi, dolandırılan uzman, kitabını basmayı kabul etmeyen akademisyenin, kitabı kendi yazması üzerine insanlardan uzaklaşan doktor, lüks yatak odası takımı yüzünden evlenmek zorunda kalan çift, trapezinden inmek istemeyen akrobat, kendisinden kaçan ilkel bir kabile arkasında ömrünü harcayan antropolog, Hitler’in hala hayatta olduğuna dair bulunan kanıtlar…Amerika’yı keşfedenlerin de yanındayız, kutsal kaseyi arayanların yanında da. Çöle de vuruyoruz kendimizi, Ankara’ya da.

Bu kitap sihirli bir hikaye çuvalı, elinizi ne zaman atsanız başka bir hikaye buluyorsunuz. Herhangi sayfayı tesadüfen açıp okumaya başlasanız bile, son derece bütünlüklü bir öykü çıkıyor karşınıza.  Bir de  gerçekten hayat gibi, bütün gözlerinizle baksanız bile, göremediğiniz kaçırdığınız bir şeyler kaldığını biliyorsunuz ama elinizden hiçbir şey gelmiyor.

Ne diyebilirim ki başka; okuyun ve Perec’i biran önce hayatınıza sokun. 

Notlar:
 
perec-map1-Georges Perec’in bu romanda kullandığı üsluba Fransızca  “l’ouvroir de litterature potentielle”’nin (potansiyel edebiyatın atölyesi) kısaltması OuLiPo deniyormuş.  Edebiyatın imkanlarını matematiğin imkanlarıyla genişletme, matematiksel hesap kitabı edebiyata dönüştürme şeklinde özetlenebilir OuLiPo. Yanda bu kitabın bölümlerinin matematiksel özetini görebilirsiniz.

 

2- Romandaki karakterlerin ve hikayelerin pek çoğu ile ilgili fikir veren, kendisi de roman kahramanlarından biri olan ressamın yapmaya karar verdiği, kendi resmini yapan ressamı resmeden ressamı da içeren bir tabloda çizmeye niyetlendiği olayları sıralayan ; Armağan Ekinci tarafından, her satırda 60 karakter ve çapraz akrostiş sınırlamalarına göre elden geçirilen metin (İmge Yayınevi, 4.baskı s.267-273):  http://home.wxs.nl/~ekici000/oulipo/perec/ykk51.htm

3- Kitabı hangi kategoriye koyacağımı bilemediğimden değil, tüm bu kategorilerin hepsine girdiği için bu şekilde etiketledim. Sözlük, Masal Kitabı gibi kategoriler de olsaydı, onları da işaretleyecektim.

"Yaşam Kullanma Kılavuzu - Georges Perec" için 1 Yorum

1 | nazimo

October 13th, 2009 saat 6:55 am

Avatar

Eline sağlık Elfi.
Bu kitabı ben de almış olduğum için kendi kendimi tebrik ettim. Kalınlığından dolayı, başlamak için bir cesaret gelmesini bekliyorum.

Çok severim kalabalık kitapları…

Yorumunuzu Yazın


  • utku kurt: Şunu sölemeliyim ki bu benim okuduğum ilk Grange kitabı. Bazı arkadaşlarım hatta birçok arkadaşım kitabın sonunun kolaylıkla kestirebildi
  • Cansu: Kitabı genel olarak beğendim..Yalnızca anlatım 1.tekil şahıs ağzından olmasaydı çok daha iyi olurdu bence.Bir de bazı bölümler de diyalog
  • nazan: merhaba kitabı o kadar güzel anlatmışsınız ki işten çıkınca hemen gidip alacağım teşekkür ederim. sizin anlatımınızla bayı

Neden?

Okuyorduk, çok okuyorduk. Bencil olmayalım, okuduklarımızın başkalarına da bir faydası dokunsun dedik ve bu siteyi açtık. Şimdilik sayımız fazla değil ama çoğalacağımıza inancımız büyük. Mottomuz: Okuyalım güzelleşelim. Başka yollarla güzelleşenlere karşı değiliz, güzelliği severiz.

Ne Okudum Twitter

  • Admin sizinle gurur duyuyor. Nisan ayında tam 23 kitap girmişiz. Bravo Ne Okudum! 2010-04-28
  • Altı ayda 100 kitap! Teşekkürler ve mutlu yıllar Ne Okudum! 2009-12-31
  • İlk 100'e çok az kaldı! 2009-11-21
  • More updates...

Powered by Twitter Tools