
Kitap, Antoni Casas Ros’un ilk kitabı ve otobiyografik ögeler içeren bir hikaye anlatıyor. Mezuniyet gecesi, hafif içkiliyken yanında sevgilisi ile araba kullanmakta olan Antoni, karşısına birden bire çıkan geyiğe çarpmamak için direksiyonu kırar ve bir ağaca çarpar. Sevgilisi olay anında ölür, kendisi ise çok ağır yaralanır. Yüzü tamamen yok olmuştur kazadan sonra. Geçirdiği acı verici ameliyatlar da “insan içine” çıkmasına sebep olacak kadar başarılı bir sonuç vermemiştir ve insanlardan kaçmaya, gündüzleri evden dışarıya çıkmamaya başlar. İnternet üzerinden matematik dersi vermek suretiyle de geçimini sağlamayı başarır. Tam 15 yıl boyunca onu hiç kimse görmemiştir. Eğer hiç kimse sizi görmüyorsa , yoksunuzdur.
Kitap zaman zaman geri dönüşlerle ve çocukluğuna dair hikayelerle zenginleşmiş ve Antoni’yi daha iyi tanımamıza yardımcı olmuş. Babası İspanya Franco döneminde, pek çok acıya sebep olmuş bir faşist, annesi matematik sevdalısı bir komünisttir. Küçük Antoni babasının kimliğini öğrendiği gün, annesi de babasını terk etme cesaretini bularak oğlu ile birlikte yeni bir hayata başlar. Matematik sevgisi, rakamların büyülü dünyasına oğlunu da sokabilen annesinden geçmiştir Antoni’ye ve karanlık 15 yıl boyunca tutunduğu yegane şey olacaktır sayılar. İlk aşık olduğu kız ve kızın kendisini görmesi-sevmesi için yaptıkları ise buruk bir şeyler bırakır okuyucuda.
Antoni Casas Ros ünlü yönetmen Pedro Almodovar ile tanıştığını ve Almodovar’ ın onun filmini çektiğini hayal eder. (ki bir tek Almodovar filmi seyretmiş biri için bile anlaşılabilir bir hayal bu bence.) Hayal ile gerçeğin karıştığı, birbirinin içine geçtiği bir yerlerde, hayali Almodovar ile birlikte yürürken dünyanın en güzel transseksüeli olan Lisa ile tanışır. Lisa ona bakabilen, bedenine dokunabilen ilk insan olmuştur ve aralarında aşk, dostluk, erotizm barındıran bir ilişki başlar. (Kitabın özellikle bu bölümlerinde anlatım çok güçlü ve çarpıcı.) Yazar da bu kitabı yazmaya ve gelecek için hayaller kurmaya, kurabilmeye başlar.

Kitap gerek hikayesi gerek anlatımıyla, gerçekten çok çarpıcı bir kitap. Çok sade bir dille yazılmış olmasına rağmen dümdüz okuyup geçemiyorsunuz ve arada soluklanmak istiyorsunuz. Antoni Casas Ros’un kendine sorduğu sorular çok tanıdık, çünkü o sorular sizin de sorularınız. Almodovar Teoreminin ne olduğunu ise söylemeyeceğim. Bence mutlaka okuyun ve teoremin doğru olup olmadığına kendiniz karar verin.
Meraklısına Notlar:
İnternette Antoni Casas Ros ile ilgili kısa bir araştırma yapıca şu bilgilere ulaştım. Almodovar Teoremi, 2008 yılında İspanya’da yılın en iyi romanı seçilmiş. Roman, Fransa’da da çok ilgi çekmiş. İspanyol bir baba ve İtalyan bir anneden doğmasına rağmen çocukluğunu Fransa’da geçirdiği için Fransızca yazan Antoni Casas Ros’un kimliği bazı sorunlara neden olmuş. Fransa’da ilk romanını yazan genç yazarların tanınmasını hedefleyen bir ödül olarak verilen Prix Landerneau, yazarın kimlik sorunu yüzünden ona verilmemiş. Yapılan açıklamada, ne kitabın yayıncısı Gallimard’ın editörlerinin ne de yazarın menajerinin yazarı hiç görmemiş ve tanımamış olmaları neden gösterilmiş. Kendisiyle sadece e-posta ve telefonla bağlantı kurulduğunun söylenmesi ödül jürisine bu kararı verdirmiş. Ünlü bir yazarın takma isimle yazmış olma ihtimali kadar Pedro Almodovar’ın yazmış olduğu düşüncesi de akılları kurcalamış.