
“1909 yılında Sigmund Freud, Carl Gustav Jung ile birlikte Clark Üniversitesinde bir dizi konferans vermek üzere Amerika Birleşik Devletleri’ne gelir. Ziyareti son derece başarılı geçmesine rağmen, Freud ilerleyen yıllarda, bu ziyaretiyle ilgili sürekli olumsuz konuşmuş ve Amerikalılardan “vahşiler” diye bahsetmiştir. 1909’dan çok uzun zaman önce başlayan bazı fiziksel rahatsızlıkları için bile Amerika’yı suçlamıştır. Freud’un biyografları için bu bir muammadır ve bu açıklanamaz davranışın nedeni olarak Amerika’da önemli bir olay yaşanmış olabileceği fikrini savunmuşlardır.”
Roman bu fikirden yola çıkarak, tam Freud ve Jung Amerika’dayken işlenen bir cinayeti kurguluyor.

Clark Üniversitesinin önünde çekilen grup fotoğrafı
Ön sıra: S.Freud, G. Stanley Hall, C.G.Jung
Arka Sıra: Abraham A. Brill, Ernest Jones, Sándor Ferenczi.
Freud’u karşılamak ve ülkedeki mihmandarlığını yapmak üzere üniversite tarafından görevlendirilen Dr. Younger aile ilişkileri sayesinde tam o günlerde işlenen vahşi bir cinayetten haberdar olmuş ve laf arasında, Freud’un böyle bir cinayeti işleyebilecek katil ile ilgili görüşlerini merak eden valinin yanında, Freud’un Amerika’da olduğunu söylemiştir.
Böylece cinayetin çözülmesi ve katilin bulunması meselesine bir şekilde Freud da dahil olmuştur.
Çok kısa bir süre sonra birincinin aynısı bir cinayet daha işlenmek istendiyse de, kurban şansı yardımıyla ölümden kurtulmuş ama geçirdiği travma sonrasında konuşma yetisini tamamen kaybetmiştir, üstelik olay anını asla hatırlayamıyordur.
Katilin hem ikinci kurbanı öldürmesini engellemek, hem de yeni vahşi cinayetler işlemesini önlemek için, kurtulan kurbanın konuşmasını sağlamak, bunun için de psikanalizinin yapılması gerekmektedir. Genç kız Dr. Younger’a güvendiği için doktor olarak onu seçer, Freud’da da Dr. Younger’a danışmanlık yapmak düşer bu olayda.
Olaylar bir yandan Dr. Younger’ın hastası ile yaşadığı sorunlar etrafında dönerken, bir yandan da heyecanlı bir cinayet soruşturması içinde buluruz kendimizi. Dr. Younger katilin yakalanması için polis müfettişine de yardım etmektedir. Freud ile Jung arasındaki gerilimli ilişki de zaman zaman kendini belli etmekte ve bu da işleri daha da zorlaştırmaktadır.
Dr. Younger tüm bu karmaşa arasında, hem kendisiyle hem de Freud öğretisiyle hesaplaşmaktadır. Freud’un anne-baba-çocuk ilişkisini açıklayan ve şu anda herkesin malumu olan teorisi, o zaman henüz çok yeni ve alışılmadıktır. Dr. Younger, fanatik bir Shakespeare hayranı ve tüm gençliğini takıntılı bir şekilde Shakespeare okuyarak geçiren biri olarak, Freud’un Hamlet değerlendirmesini bir türlü kabul edememekte ve sürekli olarak kendisini tanımak, babası ile ilişkisini tanımlayabilmek amacıyla, kendi cevabını aramaktadır. Yani Hamlet de romanın kahramanlardan herhangi biri kadar olaya dahildir.
Gerçek kişileri birer roman kahramanı haline getirmek riskli bir iş. Yazar sadece Freud ve Jung’u değil, G. Stanley Hall, Abraham A. Brill, Ernest Jones, Sándor Ferenczi ‘yı da romanın içine kendi kimlikleri ile almış.
Özellikle Freud ve Jung gibi hayatlarının ve görüşlerinin çok büyük bir kısmı bilinen kişileri roman kahramanı yapmak daha da riskli bir iş ve ciddi bir araştırma yapmayı gerektiriyor. Freud ile Jung arasında yapılan konuşma ve tartışmalar, sadece zamanı ve mekanı değiştirilerek, olduğu gibi aralarındaki mektuplaşmalardan alınmak suretiyle bu meselenin altından başarıyla kalkılmış. Freud ve Jung’un romanda olay örgüsü içine yedirilmiş çeşitli konuşmaları, görüşleri ve fikirleri yazdıkları kitaplardan ve makalelerden alınmış. Bu da romanın daha keyifli okunmasını sağlamış.
Psikolojiye ya da polisiyeye ilgi duyanlar okusun, ikisini de sevenler asla ıskalamasın bence bu kitabı.
.
Meraklısına :
Açık Radyo’da yayınlanan, Serol Teber ve Şenol Ayla’nın birlikte hazırladıkları, “Didik Didik Freud” adlı çok ilginç, öğretici ve eğlenceli program dizisi için:
http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=yzr&yid=526
Daha Meraklısına:
“Hamlet ile ilgili sorunları (http://tr.wikipedia.org/wiki/Hamlet) ele alırken Hamlet’in öç alma görevini bunca zaman ertelemesi başta gelir ve öteki sorunların tümünü kapsar aslında.”M.Urgan .
Freud’un Hamlet sorununa yaklaşımı için:
http://www.psikiyatrivehayat.com/hamlet.htm
En meraklısına :
1800’lü yılların başından itibaren New York’a yoğun olarak göç eden İrlandalılar yüzünden İngilizlere karşı New York’ta büyük bir öfke birikmiştir. İngiliz tiyatrocu William Charles Macready’ın sahne aldığı opera evi önünde 10 Mayıs 1849 Cuma gecesi büyük kavga çıkmış ve tarihe Astor Place Ayaklanması olarak geçmiştir.
İngiliz aristokrasinin temsilcisi Shakespear oyuncusu William Charles Macready, ilk Amerika doğumlu Shakespear oyuncusu Edwin Forrest’ı hor gören hakkında açıklamalar yapmış ve bu toplumda büyük tepki yaratmıştı. Macready, sadece Forest’ı eleştirmiyor Amerikalıları da sıkıcı ve kültürsüz olarak gördüğünü söylüyordu. Edwin Forest ise, William Charles Macready’i Londra’da Hamlet’i oynarken seyretmiş ve oyun sırasında ayağa fırlamış ve oyuncuyu yuhalamıştı. Onun Kral Hamlet’i oynayamayacak kadar ufak tefek ve efemine olduğunu söylüyordu.
Yaklaşık 15,000 kişilik bir kızgın kalabalık 10 Mayıs 1849 Cuma gecesi Astor Place Opera House’un önünde toplanarak İngiliz aristokrasinin temsilcisi Shakespear oyuncusu William Charles Macready’i protesto etti. Kızgın kalabalık Macready’yi istemiyor onun yerine Amerikalı doğumlu Shakespear oyuncusu Edwin Forrest’ı istiyordu.
Protestocu kalabalık çoğunlu genç erkeklerden oluşmuştu. Silahsız polisler kalabalığa engel olamamış ve New York o gece tarihinde bir sanatçının neden olduğu ilk ve tek ayaklanma ve faciaya tanıklık etmişti. Gece boyu atılan taşlar ve süren çatışma sonunda 23 kişi ölmüş en az 100 kişide yaralanmıştı.
http://en.wikipedia.org/wiki/Astor_Place_Riot


W. C. Macready(1793-1873) ve E.Forrest (1806-1872)