“Gelecek Sefere” Fransız yazar Marc Levy’nin dördüncü romanı ve kitabın arkasında yazdığına göre Fransa’ da 4.000.000 adet satarak bir rekora imza atmış. Ben de 4.000.000 Fransız yanılıyor olamaz deyip, bu kitabı alıp okudum – yalan söyledim, çok sevdiğim bir arkadaşım doğum günü hediyesi olarak aldı - ve diyorum ki, iyi ki de okumuşum.
Yazarın çok akıcı bir dili var. Okurken mizah peşinizi hiç bırakmıyor, soluğunu hep ensenizde hissediyorsunuz. Kısa bir kitap olmasına rağmen, yoğun bir olaylar örgüsü taşıyor. Hatta bir miktar polisiye tadında bile olduğu söylenebilir.
Daha ilk sayfasından size kitabın gelişimini sorgulamanıza neden olacak açılımlar sunuyor ve kitap boyunca bu sorgulama hiç bitmiyor. Her sayfada yeni bir acaba ile göz göze geliyorsunuz.
Kitabın baş kahramanı Jonathan, Boston’da, limana karşı harika manzarası olan bir evde oturan, özellikle 19. yüzyılda yaşamış Rus ressam Vladimir Radskin’ in eserlerinde uzmanlaşmış, sanat dünyasında sözü geçen bir resim eksperi. Vladimir Radskin, çocukluğunda babasıyla beraber gittiği müzede ressamın oto portresini gördüğü günden beri Jonathan’ın tutkusu olmuştur ve 20 yıldan fazladır ressamın gerçekte var olduğu kanıtlanamamış “kırmızı elbiseli kadın” adlı baş eserinin izini sürmektedir.
Jonathan ressam olan nişanlısı Anna ile evlenmesine 4 hafta kala, bulmak için yıllarını verdiği, 100 yıldan fazladır kayıp olan resmin peşine düşerek, Londra’ ya doğru bir seyahate çıkacaktır. Aslında bu yolculuk, zaman ve mekanın birbirine karıştığı, romanın kahramanlarının yüzlerinin bir silikleşip bir belirginleştiği hatta suret değiştirdiği, sonsuz aşka, ihanete, hırsa ve intikama doğru yapılmış fantastik bir yolculuk olacaktır. Bu yolculukta, okuldan beri birbirlerinden ayrılmadıkları, can dostu , resim simsarı Peter da Jonathan’nın yanında olacak ve ona yardım edecektir.
Yolculuğun sonunda herkes ressam Vladimir Radskin’in etrafında düğümlenen olaylar ve kahramanlar hakkındaki tüm gerçeklere ulaşacaktır ve herkes öğrendiği gerçeklerin bedelini ödeyecektir. Okuyucu bile. Gözyaşlarıyla.
Kitabı okurken yer yer sonraki olayları tahmin edebildiğimi düşündüm ama, pek çok yerde ana hatlara yaklaşsam da, detaylarda yazar beni ters köşeye yatırdı. Keyifli bir okuma serüveni oldu. Aynı yollardan sizin de geçmenizi tavsiye ederim.

Not: Vladimir Radskin adında 19. yüzyılda yaşamış bir ressam yokmuş, bütünüyle hayal ürünü. Boşuna araştırmayın. :-)
Not: Bu arada yazarın karizmatik görüntüsünü de sizlerle paylaşmak istedim.