
Bilmem size de olur mu benim okuma serüvenimde bazı kitaplar bitmek bilmez. Okudukça çoğalır sanki kitap, yeter bitsin derim. Bu kitapta öyle oldu; ondandır bir süredir yeni bir kitap ekleyemedim siteye.
Kitap sosyalist bir devlet ütopyası düşünülerek yazılmış. Yazar 1834 yılında doğup 1896 yılında ölmüştür. İlk olarak 1890 yılında yazarın kendi gazetesinde parça parça hikayeler halinde yayınlanmış. Yazar Londra parlamentosunda Sosyalist Birlik adı verilen bir grup içinde yer almaktadır. Bu birlikteki tartışmaların birinden çıktığında umutsuzca keşke o günleri görebilsem der. Ertesi sabah uyandığında kendisini 22.yy ‘ın sabahına uyanmış olarak bulur.
Dışarı çıkar kafası karışık dolaşırken etraftaki insanlarla tanışır. Bu insanlara oldukça uzak bir yerden geldiğini söyler. Bu insanlardan biri Dick adında bir gençtir. William adında ki bu yabancıya yardımcı olmaya çalışır ama onun sorularına yanıt bulamaz ve onu dedesine götürmeyi teklif eder. Dedesi hem yaşlıdır hem de geçmişle ilgili bilgi sahibidir.
Buradan sonra kitap soru soran William ile cevaplayan Hammond ‘un konuşması şeklinde ilerlemektedir. Sorular: Mülkiyet problemleri, kadın hakları, eğitim, yönetim biçimleri, iktidar, işlerin nasıl yürütüldüğü, yaşanan değişimin nasıl gerçekleştiği, suçlar ve suçlular gibi konulardan oluşmaktadır.
Eğitim: Okullar yoktur, herkes istediği bilgiye ulaşır. Öğrenmek istediğinde bilen birilerinden yardım alır.
Mülkiyet: Para olmadığı için böyle bir problem de yoktur.
Yönetim, iktidar : Toplum kendi düzenini oluşturmuştur. Bu kurumlara gerek yoktur.
Kısaca soruların cevapları bu şekildedir.
Yazarın kitabı yazdığı dönem 19yy. olduğu için kitaptaki karşılaştırmalar da hep 19. yy örnek olarak gösterilmiş. Arada geçen süreç bence biraz boş kalmış. Değişimin nasıl gerçekleştiği konusu anlatılmış olsa da yeterli olmadığını düşündüm. Yazar makinelerden arınmış bir dünya hayal ediyor. Tamamen kırsal bir yaşam kurgusu oluşturmuş. Herkes sevdiği işi yapıyor, istediği konuları öğreniyor, istediği evde yaşıyor, para kavramı yok. Zenginlere hizmet etmek için kurulmuş devlet örgütlenmesi yok. Zengin fakir kavramı da böylelikle yok olmuş.
Bunların yanında yazar bir ortaçağ hayranı. Ortaçağ mimarisi, sanatı, o dönemde ki feodal düzene de bir yakınlık duyuyor. Kadınlar konusunda da biraz eşitliksiz bir tutum içinde bulunuyor.
Bu kitap benim için başta da belirttiğim gibi zor bir kitap oldu. Dilinin, betimlemelerinin ve olay kurgusunun beni içine çektiğini söyleyemeyeceğim. Eğer hayal etmeyi bu kadar ileri taşıyacaksa yazarın daha ilgi çekici bir anlatım kullanması gerektiğini düşünüyorum. Bir de kurulan hayal yeni bir yaşamsa okuyucuyu biraz içine çekmeli, hayal kurdurmalı ki havada kalmasın anlatılanlar. Bu kitapta bunun eksikliğini yaşadım.