
Kayboluş George Perec’in Fransızcanın en çok kullanılan harfi olan E harfini kullanmadan yazdığı romanı. Yunancada Kayıp harf (missing letter) anlamındaki Lipagrammatos sözcüğünden gelen, lipogram deniyormuş bu yazım tekniğine. Nitekim roman İspanyolcaya çevrilirken İspanyolcanın en çok kullanılan harfi olan A olmadan çevrilmiş. Türkçeye çeviren Cemal Yardımcı da çeviride hiç E harfi kullanmamak gibi bir mucizeyi başarmış.
Türkiye’de kitabın piyasaya çıkmasından sonra çevirmenler arasında çıkan tartışma dolayısıyla duymuştum ilk kez bu kitabı. Zaman zaman üslup; tartışma kelimesi ile ifade edilemeyecek bir hale gelmişti üstelik.
Georges Perec kitabı ilk bastırdığında, hiç bir eleştirmenin E harfinin eksikliğini fark etmediği bir şehir efsanesi mi gerçek mi bilmiyorum ama, ben okuduğumda gözümü rahatsız eden çok az şeye rastladım. Kuzey Afrika yerine Şimali Afrika denmesi, ya da yirmiyedi denemediği için yirmialtının bir fazlası denmesi gibi.
Kitap Anton Ssliharf’in birden bire ortadan kaybolmasıyla başlayan olaylar üzerine. Anton Ssliharf arkadaşlarının her birine birer ipucu olabilecek şeyler göndermiş ve ortadan kayboluvermiştir. Bu ipuçlarını bir araya getirmeye çalışan ve bu kayboluşun esrarını çözmeye çalışan dostlarının, kendileri henüz bilmese de öyküleri birbirinin içine geçmiştir ve çözülmesi gereken bir çok şey vardır.
Roman bir polisiye tadında ilerliyor ve heyecanla sonunu merak ediyorsunuz. Birbirinin içine geçmiş hikayeler anlatılırken ipin ucunu kaçırdığım, bir iki sayfa geri dönüp bir kez daha okuduğum yerler oldu.
Perec romanında bir çok edebiyat eserine de referanslar vermiş, okurken bunları keşfetmek çok zevkli oldu. Bir çok edebi türle, sık sık da kendisi ve kendi romanıyla da dalga geçmiş zaten. Okurla yazar arasında adeta bir suç ortaklığı yaratmış çeşitli sözcük oyunlarıyla, canıgönülden oyuna katılıyorsunuz ve bu da okuma serüvenine başka tatlar getiriyor.
Zaten George Perec dille oynamayı çok seviyor anlaşılan. 5000 kelimelik bir palindromu varmış Fransızca olarak yazılmış. Yani baştan ve sondan aynı okunan 5000 kelimelik bir yazı. “Anastas mum satsana” ya da “Ey Edip Adana’da pide ye” örneğindeki gibi. Üşenmedim buldum ve dahi sıfır Fransızcamla şöyle bir baktım. Sahiden de öyle:)
Gönül isterdi ki ben de bu yazıyı hiç E kullanmadan yazsaydım. Böyle bir emek için George Perec’e ve Cemal Yardımcı’ya bir saygı duruşu babında. Ama denemeye bile cesaret edemedim.
Sayın George Perec; sizinle tanıştığıma gerçekten çok çok çok memnun oldum efenim. Tekrar tekrar görüşmek üzere…