2008 Pulitzer Ödülü kazanmış, Newsweek tarafından son 10 yılın en iyi 10 romanından biri olarak gösterilmiş bir kitaptan bahsedeceğim size. Yazarı 1969 doğumlu Dominik asıllı bir Amerikalı. Halen Massachuttes Institue of Technology’de yaratıcı yazarlık dersleri veriyor. “Yazar kitaplarında genellikle göçmenlik ve aidiyet sorunlarını işliyor” diyor girişteki tanıtım yazısında. Bu kitabın hikayesi de hem Dominik’te hem Amerika’da geçiyor. Kahramanımız çok şişman ve çirkin, “Yüzüklerin Efendisi” ve bilgisayar oyunlarına çok meraklı (Dominiklerin Tolkien’i olabileceği bir kitap yazmak en büyük hayali), kızlardan ve aşktan yana yüzü hiç gülmemiş bir zenci. Ona göre bu ailenin laneti. Oscar’ın başına gelenlerle beraber, büyükbabasını, annesini ve kızkardeşini de arada sıçramalarla tanıyoruz. Karakterler kadar önemli olan bir de zaman boyutu var: Dominik’te 1930′dan 1961′deki film sahnesine benzeyen bir suikast sonucu öldürüşüne kadar hüküm süren diktatör Trujillo dönemi. Korkunç bir vahşetin ve korkunun kol gezdiği, ülkenin üzerine karabasan gibi çöken olayların olduğu karanlık, “zihin ürperten yoksulluk” yaşanan günler. Diaz, hikayenin arkasında bu dönemi çok ustalıkla anlatmış. Trujillo (namı diğer EL Jefe)kelimenin tam anlamıyla el diablo (Şeytan) ve Oscar’ın annesi daha doğmadan ailenin kaderinde çok önemli bir rol oynuyor(sadece onların ailesinde değil tabii, neredeyse o dönemde yaşayan her Dominikli için aynı şeyi söylemek mümkün). Oscar ailenin üzerine çöken laneti, fuku‘yu bozacak ve kendinden uzak tutacak olan karşı-büyünün, zafa‘nın aşk olduğuna inanıyor; fakat ona ulaşması gerçekten o kadar zor ki. Hikaye boyunca onunla ve onun kadar etkileyici karakterler olan La Inca, Lola, Beli ve diğerleriyle çırpınıp duruyorsunuz. Hikayenin sonunda kötülük kadar sevginin de var olduğunu görüyorsunuz, ne kadar imkansız da olsa!
Çevirmen Püren Özgören, hikaye boyunca bir çok şeyi İspanyolca bırakmış, bu yüzden zaman zaman hikayeden kopabiliyorsunuz. Ancak çevirilmesi gerçekten zor bir metin olduğu da kesin. Özgören bu çeviri ile 2009 yılı Dünya Kitap tarafındna verilen Yılın Çeviri Ödülü’nü da almış. Döneme ilişkin önemli olay ve kişilere ait bilgiler, bazen sayfanın yarısını kaplayan dipnotlarla verilmiş. Dominik tarihine fazla aşina olmayan benim gibi okurlar için hem aydınlatıcı hem şaşırtıcı olan bu dipnotlar bazı okurları da zorlayabilir. Nihayetinde karşımızda kanlı canlı Oscar gibi bir kahraman, arkasında Dominik yakın tarihi; kazandığı ödülleri bence hakeden, biraz çetin ama değişik bir roman var.