17 Jun, 2010
Sıcak Ülkelerden Dönen Vahşi Sakatlar - Tom Robbins

“Kadınlar sıcak ülkelerden dönen vahşi sakatları sever…” ya da “Kadınlar sıcak ülkelerden dönen vahşi sakatları sever mi…” Kahramanımızın beyninden ışık hızıyla gidip gelen en önemli cümleler bunlar. Söz konusu er kişi, güneş gibi gülümsemesiyle ortalarda dolaşan Swittters olunca değil sevmek, aşık olmaktan alamazsınız kendinizi.
Romanımızın baş aktörü Switters yakışıklı, zeki ve hınzır bir CIA ajanıdır ancak, bildiğimiz ajan profilinin dışında, nevi şahsına münhasır bir kişidir. Olanla olması gereken arasında kesin ayrımlara sahip olmasına karşın, hayatında bunu başaramayan, uçlarda gidip gelen Switters; düzene karşı ruhu ile birlikte hükümet için çalışan, barışı öven ama silahsız dolaşmayan ve bunu kullanmaktan çekinmeyen, din ve dogmaları sıkı eleştiren, ruhaniyeti ve bilgeliği önde tutan bir insandır.
“Dünya İnsanları Gevşeyin!” sloganını tekrar etmekten sıkılmayan büyükannesinin papağanı ile sıcak ülkelerden birine görev nedeni ile yaptığı yolculukta, Kandekandero yerlisi şamanın sırlarına vakıf olan Switters, öğrendiği bilginin bedelini tekerlikli sandalyeye mahkum olmakla öder. Zaten hikayemiz de bundan sonra başlar. Merakı yüzünden sakat (!) kalan ve işinden olan Switters, delicesine takıntılı olduğu ve henüz ergen olmayan sarışın güzelimiz Suzy’nin, Fatima Ana’nın üçüncü kehaneti ile dönem ödevini yaparken, birden kendisini özel bir iş için doğunun gizemli çöllerinde bulur. Doğum kontrolü yasağına şiddetle karşı çıkan rahibelerin sürgün edildiği bir vahada misafir olan Switters, bir yandan rahibelerin isyanına tanıklık ederken, bir yandan da olgun hatunumuz Rahibe Domino’yu etkilemeye çalışır. Fatima Ana’nın üçüncü kehaneti ile Henri Matisse’nin ünlü Mavi Nü tablosundaki güzelin kim olduğunu öğrenmek için sabırsızlanan Switters’ın, merakını giderip gidermediğini ise sadece kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.
Tom Robbins’in yine hızını alamayıp coştuğu, hatta coşmanın da ötesinde taştığı bir kitap. Mutlaka okunması gerekir. Elinde olmayanların (fiyatı biraz pahallı da olsa) acele edip alması gerektiği kanaatindeyim. Zira, gördüğüm kadarıyla kitapçılardaki adedi azalmış.
Kitabın ilk başlarında konuya adapte olmak biraz zor. Tom Robbins’in malum stili gereği, sıcak ülkedeki gözlem ve ruh hali betimlemeleri insanı biraz yoruyor. Pes etmeyip devam ederseniz, olay örgüsü hızlanıp sizi içine çekmeye ve eğlendirmeye başlıyor. Kitap sayfa olarak oldukça hacimli olmasına karşın, inanın hiç bitmesin istedim. Switters’dan ayrılmanın beni epey üzdüğünü de itiraf etmeliyim. Çünkü Tom Robbins’in, kitaplarında övdüğü pagan kültüründen gelen bakış açısıyla (belki de fıtratı gereği) kadına bakış açısı, insanı sarıp sarmalıyor ve ne kitaptan ne de kendisinden kopmanıza izin veriyor. Bir taraftan sarışın-yeni yetme Suzy’nin masumiyeti ve enerjisi ile diğer taraftan kumral ve olgun güzel Domino’nun bilgeliği ve ağırbaşlılığıyla kendinden geçen Tom Robbins, ikisine de sahip olma arzusunu dile getirerek kadında aradığı özellikleri vurguluyor.
Ne diyeyim. Herkese iyi eğlenceler…