
Hüsnü Arkan ile tanışmam Ezginin Günlüğü ile olmuştur aslında. Yazar kimliğinden önce şarkıcı ve besteci kimlikleriyle. Çok severek dinlediğim bir grup olduğundan grup üyelerini farklı mecralarda gördüğümde merakım depreşir. Hüsnü Arkan’ın yazar kimliğiyle tanışmam da işte böyle bir merakla keşfettiğim iktidarsiz.com adlı siteyle başladı. Çok keyifli bir site olduğunu düşünüyorum ve yazarında yazılarının başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitaplarıyla buluşmam ise bugünü buldu. Yazarın 4 romanı birde şiir kitabı bulunuyor. Uyku yazarın 4. romanı.
Kitap, Müdür Bey diye adlandırılan karakterin günlüğü niteliğinde yazılmış. Ancak bu bir önyargı oluşturmasın. Klasik günlük kurgusunun çok uzağında bir anlatımla ve kitabın giriş bölümüyle oldukça ilgi çekici bir hal alıyor.
Müdür Bey, “Pangloss Karşıtları” ile nasıl tanıştığını anlatıyor ilk önce. Çünkü Müdür Bey’in kaderinin değiştiği an oluyor bu tanışma.
Pangloss: Voltaire’in Candide isimli kitabındaki iyimserlik abidesi kişidir. Kitabın ilk sayfasında Candide’den bir alıntı göze çarpmaktadır:
“(Pangloss) Derdi ki: Eşyanın başka türlü olamayacağı kanıtlanmıştır. Çünkü her şey bir amaç için yaratılmış bulunduğuna göre, her şey zorunlu olarak en iyi amaç içindir. Şuna iyi dikkat edin ki, burunlar gözlük taşımak üzere yaratılmışlardır; bundan dolayı gözlüğümüz vardır. Bacakların çorap ve pantolon giymek için yaratılmış oldukları bellidir; o yüzden çorap ve pantolonlarımız var. Taşlar yontulmak ve kendilerinden şatolar yapılmak üzere meydana getirilmişlerdir; bu sebeple de efendimizin pek güzel bir şatosu vardır; eyaletin en büyük baronunun en çok rahatlık şartlarına sahip bulunan bir yerde oturması gerekir. Domuzlar ise yenmek için yaratılmış bulunduklarından yıl boyunca hep domuz yeriz. İşte bütün bu hallerden dolayı da, her şeyin iyi olduğunu söylemiş olanlar ahmakça bir söz söylemişlerdir; çünkü her şeyin en iyi halde olduğunu söylemek gerekirdi.”
Pangloss Karşıtları kitapta yaratılmış ve aslında iyi olmadığına inandıkları dünyayı, iyi bir dünya haline getirmeye çalışan ve bu yönde eylemler yapan bir gruptur.
Müdür Bey, sistemin içinde, ona ayak uydurmuş normal bir insandır. Bir karısı, bir kızı ve işi vardır. Ona yapılması gereken olarak öğretilenler bunlardır ve o da bu gerçekliğin dışında başka bir gerçeklik hayal etmemiştir. Ancak Pangloss Karşıtları ile tanışmasından sonra tüm bunlar değişir. Bu grup, internet sitesi üzerinden insanların gördükleri rüyaları anlattıkları ve insanların bu rüyalara yorum yaptıkları bir site olarak girer hayatına Müdür Bey’in. Bu olaylar gittikçe derinleşir ve grubun eylemlerine katılırken bulur kendini. Sonrasında tutuklanır ve 16 yıl uyutulma cezasına çarptırılır. Tam ceza uygulanacakken kendini bir adada bulur.
Bu ada farklı bir gerçekliği temsil etmektedir. Adadaki karakterler; konuşan keçiler, cambaz, doktor, mantarcılar,cüce gibi farklı karakterlerdir. Müdür Bey burada ki yaşama ayak uydurmaya çalışır. Ada da yaşanan olaylar gösterir ki olması gerekenle olan arasında kesişim noktaları vardır. Olması gerektiğine inandığımız şeylerde bir süre sonra sapmalara uğrayabilir. Kitapta ütopyalara da eleştirel bakılabileceği ustaca bir dille aktarılmış. Keyifli bir okuma olacağına inandığım bu kitapta sorgulatan çok şey olduğunu düşünüyorum. İçine sıkıştığımız kalıplar, değer verdiklerimizin esaretine boyun eğmeler, toplumdan dışlanmalar gibi bir çok konuya bir kez daha farklı bir perspektifle bakmamı sağladı.
Yazarın kitapla ilgili bir söyleşisine de şu linkten ulaşabilirsiniz: http://www.cumhuriyet.com.tr/?im=yhs&hn=36536