Ne Okudum

08 Dec, 2009

Zaman Yolcusunun Karısı – Audrey Niffenegger

Yazan: nazimo Kategori: Fantastik| Kurgu

zaman-yolcusunun-karisi1Kitap bitti,  sonlarına doğru çok ağladım. Utanmasam masalara kapanıp ağlayacaktım. Gözyaşları boğazımda düğüm oldu, suyla bile yutamadım. Kitap bittiğinde, altmışlı yıllarda, ellerinde mendilleri, ağlamaktan kızarmış gözleriyle, yazlık sinemalardan çıkan ve “ay çok güzel filmdi, görsen nasıl da acıklıydı, bir ağladık, bir ağladık, sorma” diyen tombul teyzeler tadındaydım.

Ara not: Yazı spoiler içerebilir, ama koy verdim gitti, kimse kusura bakmasın.

 

Kitap 26 Ekim 1991’ de  kahramanlarımız Henry ve Clare’in, Henry 28, Clare 20 yaşındayken karşılaşmasıyla başlıyor. Öykünün gerçek zaman başlangıç noktası (GZBN) bu tarih. Ne acayip bir ifade oldu değil mi? Ama böyle bir nirengiye ihtiyacımız var, siz de biraz sonra niye lazım olduğunu anlayacaksınız.

Henry genlerindeki bir dizilim bozukluğu nedeniyle -genetik krono bozukluğu- kazandığı bir özellik sonucunda, istemi dışında oluşan ataklarla, zamanda ileri ve geriye doğru yolculuklar yapmaktadır.  GZBN noktasında Henry, Clare ile yeni tanışıyorken, Clare Hanry’i 14 yıldır tanımaktadır ve tüm çocukluğunu ve genç kızlığını Henry’nin 32 yaşı ve daha ileri zamanlardan kendisini ziyarete gelen “ötekileri” ile geçirmiştir. Hayatlarını birlikte geçirirlerken, Clare’in sahip olduğu çocukluk anılarına, Henry yıllar geçtikçe ve geçmişe yolculuk yaptıkça sahip olacaktır ve her yolculuk sonrası Henry, Clare’e daha fazla bağlanacaktır. Aralarında her an zenginleşen ve gelişen, zamanlara, yıllara yayılmış vazgeçilmez bir aşk vardır. 

Kitabın bölüm başlıkları, zaman kırılmalarının daha iyi anlaşılabilmesi için, olayın hangi zamanda geçtiği ve Clare ile Henry’ nin kaç yaşında olduğu bilgisi ile belirtilmiş.

29 Eylül 1977, Perşembe (Clare 6, Henry 35)
9 Şubat 2000, Çarşamba (Clare28, Henry 36)
27 Ekim 1984, Cumartesi (Clare 13, Henry 43)
7 Haziran 1973, Perşembe (Henry 27 ve 9) (Büyük Henry Küçük Henry’i ziyarete gitmiş)

Her bölümde kitabın anlatıcısı değişiyor, kimi zaman Clare oluyor, kimi zaman da Henry. Yazar anlatıcı değişikliklerini paragraf başlarında  isim belirterek okuyucuya bildiriyor. Clare ve Henry, her ne kadar aynı zamanı paylaşarak, birlikte yaşasalar da, dağarcıklarında hep birbirlerinden farklı anılara sahip oluyorlar ve geçen zaman bu anıları birbirine yaklaştırıyor. 

Henry’ nin yaptığı zaman yolculuklarının seyahat koşulları, bizim bu güne kadar okuduğumuz bilim kurgu kitaplarındaki zaman yolculuklarına pek benzemiyor.  Henry zamanda yolculuklarında yanında hiç bir şey götüremediği için, gittiği yerde, çırılçıplak, parasız, kimi zaman olumsuz iklim koşullarına maruz kalarak ve yolculuğun bedeninde yarattığı tahribat nedeniyle bitkin ve aç, birdenbire beliriveriyor. Gittiği zamanda, diğer insanların dikkatini çok fazla çekmeden, giyecek ve para çalması gerekiyor, çoğu zamanda polisle ve halkla başı belaya giriyor, kovalanıyor, dayak yiyor, tutuklanıyor. 

Henry bazen 10 dakikalığına yok oluyor, bazen de günlerce görünmeyebiliyor. Henry yokken, Clare onun başına neler gelmiş olabileceğini düşünerek endişeleniyor. Henry’ nin kendisine yaptığı ziyaretlerde onun zarar görmemesi için elinden geleni yaptığını biliyor ama diğer seyahatlerde başına gelebilecekleri düşündükçe, hiç bir şey yapamamanın çaresizliğini yaşıyor.

CLARE: Geride bırakılmak çok kötü. Henry’i bekliyorum. İyi olup, olmadığını, nerede olduğunu bilmeden. Geride bırakılan olmak zor. Kendimi oyalıyorum, böylece zaman daha çabuk geçiyor. O, elinde olmadan ve hiç istemeden, habersizce ortadan kayboluyor. Ben de onu bekliyorum. Beklemekle geçirdiğim her an bir yıl kadar uzun geliyor. Her dakika,çok yavaş ve cam gibi saydam sanki. Her dakikada, art arda sıralanmış bekleyen sonsuz dakikaları görebiliyorum. Neden onun peşinden gidemeyeceğim bir  yere gitti?

HENRY: Ne hisseder insan? Ne hisseder?
Bazen, dikkatiniz bir an için dağılmış gibi gelir. Sonra, başlangıçta, elinizde tuttuğunuz kitap, pamuklu ekose beyaz düğmeli kırmızı bluz, en sevdiğiniz siyah blucin, bir topuğu neredeyse delinmiş kahverengi çoraplar, oturma odası, mutfaktaki çaydanlıkta kaynamakta olan çay, hepsi yok olur. Kendinizi, bilinmeyen bir kır yolundaki bir hendekte, ayak bileklerinize dek buz gibi suyun içerisinde bir alakarga gibi çırçıplak buluveririsiniz. Acaba tekrar kitabınıza, evinize vs. Dönebilir misiniz diye, bir an beklersiniz. Yaklaşık beş dakikayı küfredip titreyerek ve ortadan yok olmak için deli gibi dua ederek geçirdikten sonra, herhangi bir yöne doğru yürümeye başlarsınız.

Kitabı, hep içimde şimdi kötü bir şey olacak hissiyle tedirginlik içerisinde okudum. Henry’ nin çaresiz yolculuklarında yoruldum. Allahtan o hep geri geldi. Ben de Clare’le birlikte sevindim. Kitap, bu güne kadar edindiğim “zaman yolculuğu kavramı” hakkındaki ezberimi bozdu. Zaman yolculuğu, bu sefer teknolojik bir buluş, arzulanan bilimsel bir hedef değil, tehlikelere açık bir hastalık, kendi isteğinizle seçemediğiniz bir yere doğru yapılan bir savrulma olarak karşıma çıktı. Anıları, özellikle de kötü anıları, tekrar ve tekrar yaşamak zorunda kalmak ne kadar yıpratıcı. “Sizin hiç anneniz öldü mü?” diye sormak yerine “Sizin hiç anneniz defalarca kez aynı şekilde öldü mü?” diye sormak. Sonra aşk. Siz bu zamanda uyurken, geleceğinizle birlikte, geçmişte filizlenen aşk. Ya da, şimdiki zamanda sevgilinizle dans ederken, uzaklardan bir yerlerden sizi seyreden, size gülümseyerek bakan, ve küçükken sizinle birlikte dondurma yemiş olan, 15 yaş daha büyük sevgiliniz. İfade etmesi bile zor değil mi?

Kitap, uzun zamandır okuduğum, en sıra dışı aşk hikayesiydi. Size de şiddetle tavsiye ederim.

"Zaman Yolcusunun Karısı – Audrey Niffenegger" için 5 Yorum

1 | fezzy

December 9th, 2009 saat 8:35 am

Avatar

Kitabı okumadım ama filmini seyretmiştim. Güzel hoş bir filmdi ama beni öyle çok etkilememişti, sakin gelmişti ve filmin sonunda da ağlamamıştım..Yorumuna güvendiğim Nazimo, kitabı yorumlarken sıradışı aşk hikayesi olarak tanımlıyor. Meraklandım kitabın siparişini verdim bende okuyacağım. Ellerine sağlık…

2 | Dulcinea

December 13th, 2009 saat 11:47 am

Avatar

Sevgili Nazimo, spoiler içeriyor dedin diye, filmi izleyene kadar yazının tamamını okuyamayacağım. Ama umarım yollarda çok ağlamamışsındır.

3 | salender

December 25th, 2009 saat 12:26 am

Avatar

Yıllar evvel Audiobook’unu dinlemiştim(bendemi zaman gezginiyim ne). Herhalde 5 sene olmuştur. Kitap aslında pek yeni bir kitap değil, türkçeye çevrilmesi nedense uzun zaman almış. İşin acı tarafı pek çok iyi kitap çevrilmiyor bile ve yabancı dil bilmeyenler bu kitaplardan mahrum kalıyor.

Her neyse, audiobook olarak dinlemek çok keyifliydi, zira Henry konuşurken bir erkek, Clare konuşurken bir bayan konuşuyordu. Nazimo’nunda dediği gibi kitapta melankolik ve endişe verici bir hava var. Kurgu orjinal ve yine Nazimo’nun dediği gibi bildiğimiz zaman yolculuğu kavramından(nasıl bir şeyse) farklı. Genel olarak bayanların daha çok ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bir kitap.

4 | yasin yeşilyurt

May 23rd, 2010 saat 11:11 am

Avatar

filmi yeni izledim ve çok etkilendimm.gözlerim zaman zamn doldu.ağladığım sahne ise henry öldükten sonra eşi clare ile buluşma sahnesi .bence mükemmel film .nedense ben ramntik filimleri çok sevdiğimdendir

5 | Itzpapalotl

July 17th, 2010 saat 3:26 pm

Avatar

Bende ağladım okuduktan sonra sonra gittim filmini izleyip tekrar ağladım.Gerçekten çok beğendiğim bir kitap ve okumak çok keyifliydi.Clare’in 6 yaşından ölene kadar Henry’ye duyduğu sevgiyi,aşkı zaman zaman yolculuklar yüzünden duyduğu özlemi,merakı okumak çok güzeldi.Henry’nin olucakları değiştiremiyceğini anlaması,küçüklüğüne bir takım ona lazım olabilicek şeyler öğretmesi benim için dokunaklıydı.

Yorumunuzu Yazın


  • BEHİDE ÖZTÜRK: harika bir kitap ahmet ümit bana suriçi eski istanbulu tanıtığın için teşekkür ederim bir sonraki kitabını sabırsızlıkla bekliyorum y
  • utku kurt: Şunu sölemeliyim ki bu benim okuduğum ilk Grange kitabı. Bazı arkadaşlarım hatta birçok arkadaşım kitabın sonunun kolaylıkla kestirebildi
  • Cansu: Kitabı genel olarak beğendim..Yalnızca anlatım 1.tekil şahıs ağzından olmasaydı çok daha iyi olurdu bence.Bir de bazı bölümler de diyalog

Neden?

Okuyorduk, çok okuyorduk. Bencil olmayalım, okuduklarımızın başkalarına da bir faydası dokunsun dedik ve bu siteyi açtık. Şimdilik sayımız fazla değil ama çoğalacağımıza inancımız büyük. Mottomuz: Okuyalım güzelleşelim. Başka yollarla güzelleşenlere karşı değiliz, güzelliği severiz.

Ne Okudum Twitter

  • Admin sizinle gurur duyuyor. Nisan ayında tam 23 kitap girmişiz. Bravo Ne Okudum! 2010-04-28
  • Altı ayda 100 kitap! Teşekkürler ve mutlu yıllar Ne Okudum! 2009-12-31
  • İlk 100'e çok az kaldı! 2009-11-21
  • More updates...

Powered by Twitter Tools