Ne Okudum

17 May, 2010

Gülün Günlüğü - Ursula K. Le Guin

Yazan: elfy Kategori: Öykü

ggkUrsula K. Le Guin’in benim için ne anlama geldiğini doğru ifade etmem çok zor. Mutsuzken okurum, mutluyken okurum, yalnızken okurum, kendimi iyi hissettiğimde,  kendimi kötü hissettiğimde okurum . Büyürken okudum, yaşlanırken okuyorum. Ben değişirken ona bakışım da değişti zamanla. İlk okuduğumda Ged gibi olmak istemiştim, sonra okuduğumda Tenar gibi. Ama hep sığındığım kitaplardan oldu onunkiler. Kitaptan önceki ben ile, kitaptan sonraki ben hep farklı oldu onun kitaplarında. Evrendeki hangi gezegeni,  hangi zamanı, nereyi ve kimi anlatırsa anlatsın, hep ama hep insanı anlatan Ursula K. Le Guin’den bir sürü şey öğrendim kendimce. İnsanlık hallerini, kadınlık hallerini, annelik hallerini. Başka türlü bir şeyin mümkün olduğunu öğrendim. Başka hayatların, başka hayallerin, başka dünyaların mümkün olduğunu. En önemlisi de başka türlü bakmanın mümkün olduğunu… Becermeye çalışıyorum bunu ve hala öğrenmeye devam ediyorum ondan. 1929 doğumlu bu bilge kadın, bu genç ejderha bir gün gidecek buralardan ve o gidince daha da yalnız kalacağız  diye korkuyorum.

Elimde okumadığım bir Le Guin kitabı kalmasına özen gösteririm mesela. Lavinia’yı okumak için, yeni bir kitabının çıkmasını bekliyorum desem, daha iyi anlatabilirim sanırım Ursula K. Le Guin tutkumu ve onulmaz hastalığımı.

Gülün Günlüğü Türkçeye çevrilmiş ama okuyamadığım tek kitabıydı Ursula K. Le Guin’in. Ayrıntı Yayınlarından 2 baskı yapmış ama baskısı tükenmiş, sahaflarda bile yok. Yayınevi’ne telefon açmışlığım, mail atmışlığım vardır: “Depolarınızda da mı yok? Peki basmayacak mısınız yeniden?” diye. Yokmuş, ne depolarında ne de planlarında.

En nihayet bir arkadaşım halime acıdı da, kendi kitabından fotokopi çektirdi bana. (Kitabı bana emanet etmekten korktuğu için, fotokopiyi de kendi çektirmiş hatta, benim ısrarla sen zahmet etme, ben çektiririm dememe rağmen:) )

Gülün Günlüğü birbirinden güzel öykülerin olduğu bir kitap. Bir öykünün kahramanı çok tanıdık. Urras’tan Anarres’e göç edenlerin lideri Odo’nun son günlerine tanıklık ediyoruz ve efsanevi Odo ile yaşlı bir kadınken tanışıyoruz Devrimden Önceki Son Gün öyküsünde. Başbakan İonoilte’ye küfreden, polislere sataşan, aşağılayan ve tekmeleyen ve rahiplerin suratına tüküren ve herkesin ortasında Hükümet Meydanı’ndaki A- 10 EGEMEN ULUS DEVLETİ BURADA KURULMUŞTUR FALAN FİLAN yazılı bakır anıta işeyen, o, şırrrrrrrrrrrrrrr hepsini üstüne! Ve şimdi herkesin büyükannesiydi, şirin hanım teyze, tatlı yaşlı abide, gelin ve rahminin önünde tapının. Ateş söndü çocuklar, yanıma gelebilirsiniz, tehlike yok. Yaşlanmış ve yorgundur artık Odo; Kendine bakmak ve çirkin bulmak, işe bak! Düzgün bir beden bir nesne değildir, bir araç, hayran olunacak bir mülk değildir yalnızca sensindir o, kendin. Ancak artık sen olmaktan çıkıp da senin olunca, sahip olunan bir şey olunca onun için endişelenmeye başlarsın.

Yeni Atlantis adlı öykü uzak gelecekte Amerika’da geçiyor. Evlilik yasaklanmıştır. Örneğin geçen yüzyılda geçen best-seller kitaplardan biri şöyledir: Yazar bütün karakterlerin evli olma olgusundan çıkarabildiği her türlü gerilim unsurunu sonuna kadar kullanmış. Sonunda bütün evli çiftlerin, çocukları şizofren keşler olduktan sonra birbirlerini vurdukları bir roman. Ama bizim çiftimiz yasadışı olarak evlenmişlerdir, bu ve buna benzer isyankâr tavırları yüzünden adam tutuklanmış ve nihayet serbest bırakılarak evine dönmüştür. Çünkü bazı insanlar yasadışılığı sırf yaşadışılık uğruna severler. Kadınlardan ziyade erkekler. Yasaları yapan, uygulayan ve çiğneyen erkeklerdir ve sonra bütün bu gösterinin ne kadar harika olduğunu düşünürler. Kadınların çoğuysa yasalara aldırmamakla yetinir.  

Kazazede Bir Yabancının Derb Kadanh’ına Sunduğu İlk Rapordur öyküsünde, bir insanın bir dünyayı betimleme çabasını görüyoruz. Büyük halasını mı anlatsa acaba bir dünyayı anlatabilmek için?

Akasya Tohumlarının Yazarı öyküsünde ise karınca yuvasına bulunan el yazmalarından karıncaların edebiyatını keşfedip, penguen şiirleri ile karşılaştırma yapma olanağı buluyoruz.

Zaman Azlığı Sorununa İlişkin Bazı Yaklaşımlarda minnacık delik teorisini, biyolojik olarak çözünemeyen an yaklaşmını, zaman korumacı hareketi inceliyoruz. Niye hep az gelir zaman, niye hiç yetmez?

Kadın, Kocasını Anlatıyor öyküsü tersine bir kurt-adam öyküsü. Kurtlar mı tehlikeli ve vahşi? Bir daha düşünmek lazım bunu da…

Labirentler’de bu kez, labirente konan bir kobay gözünden bakıyoruz tüm sürece. Niye buradayım? Neden benim danslarımla ve şarkılarımla kurmaya çalıştığım iletişime karşılık vermiyor? Neden bu kadar ilkelce davranıyor sürekli bana bakan bu canlı?

Arzunun Patikaları; hayal gücünün neler yaratabileceğine dair bir öykü içinde öykü.

Schrödinger’in Kedisi ise , kedinin yaşaması veya ölmesi dışında üçüncü bir ihtimali sorguluyor.

SQ; IQ’yu ölçtük, insanları sınıfladık. O bitti EQ’yu ölçtük, insanları sınıfladık. Bitti mi? Hayır! SQ var bir de. Tüm dünyayı test edip, kriterin altında kalan milyarlarca insanı tedavi etmeliyiz şimdi de…
 
Gülün Günlüğü öyküsü ise, 1984 filmindeki dünyayı mumla aratacak bir dünyada geçiyor. Her şey ama her şey kontrol edilmelidir. Bir çiçeği bile nasıl hayal edeceğinizi biz söyleriz.

Kitapta benim en sevdiğim öyküyü aşağıda okuyabilirsiniz. Benim bir çok yerde rastlayıp okuduğum, bir çok zaman hatırladığım, içimden, ruhumdan çıkmayan bir öykü  Omelas’ı Bırakıp Gidenler”. Bence bir insan  sadece bu öyküyü yazmış bile olsa, yeterince şey söylemiş sayılabilir.  Umarım aynı şeyi hissedersiniz.

Omelas’ı Bırakıp Gidenler
(William James’ in Bir Teması Üstüne Çeşitlemeler)

“Bu psikomitosun temel fikri, günah keçisi teması, Dostoyevski’ nin Karamazov Kardeşleri’nde geçer. Buna karşın, neden William James’in adını andığımı sordu bazıları, biraz da kuşkuyla. Doğrusu Dostoyevski’yi çok sevmeme rağmen yirmi beş yaşımdan peri tekrar okuyamamıştım, bu fikri kullanmış olduğunu unutuvermişim. Ama William James’ in “Ahlak Felsefesi ve Ahlaki Yaşam”ında karşıma çıkınca birden tanıdık geldi. William James sorunu şöyle koyuyordu:

Ya da öyle bir dünya varsayalım ki Fourierlerin, Bellamylerin, Morrislerin ütopyalarını solda sıfır bırakıyor olsun ve milyonlarca insan sürekli mutlu yaşasın, ama bir şartla; uzaklarda bir yerde bir yitik ruh tek başına eziyet çekmek zorunda olsun. Bir an için içimizden bize sunulan mutluluğa yapışmak gelse bile yine ilk kapılacağımız özgül ve bağımsız duygu, bile isteye böylesi bir pazarlık yaparak elde edilen mutluluğun ne kadar çirkin bir şey olduğudur.

Amerikan vicdanının ikilemi bundan daha iyi ifade edilemezdi. Dostoyevski büyük bir sanatçı ve radikaldi, ama ilk zamanlardaki toplumsal radikalizmi tersine döndü, onu azılı bir gerici haline getirdi. Öylesine munis, öylesine safdilce efendi görünen -bakın, nasıl “biz” diyor tüm okuyucularını kendisi gibi soylu görerek- Amerikalı James ise hakikaten radikal bir düşünürdü, öyle kaldı ve hala öyledir. “Yitik ruh” pasajından hemen sonra şöyle devam ediyor: Tüm yüce, etkileyici idealler devrimcidir. Kendilerini, geçmiş deneyimlerin etkileri olarak değil de koşullarının ve bunların şimdiye kadar bize verdiği dersleri, ayak uydurması gereken etkenler olarak sunarlar.

Bu iki cümle bu öyküye, bilimkurguya ve geleceğe dair tüm düşüncelere doğrudan uygulanabilir. “Gelecekteki deneyimlerin olası nedenleri” olarak idealler; çok ince ve hayranlık uyandıran bir söz bu.

Elbette oturup hadi şimdi şu “yitik ruh” üzerine bir öykü yazayım diye başlamadım. Bu işler bu kadar basit olmaz genellikle: Oturup bir öykü yazmaya başladım, çünkü içimden öyle geliyordu. Kafamda “Omelas” sözcüğünden başka bir şey yoktu. Bir karayolu levhasından geliyordu bu: Salem’in (Oregon) tersten okunuşu. Karayolu levhalarını tersten okumaz mısınız siz de? RUD, ŞAVAY, TAKKİD, Ocsicnaif Nas. Salem eşittir Schelomo, eşittir Selam, eşittir Barış. Melas. O Melas. Omelas Homme helas. Bu fikirleri nereden buluyorsunuz Bayan LeGuin?” Dostoyevski’yi unutarak ve karayolu işaretlerini tersten okuyarak tabii ki. Başka nasıl olabilir?

Yaz şenliği, deniz kıyısındaki parlak kuleli Omelas kentine kırlangıçları havalandıran çan sesleriyle geldi. Limanda salınan teknelerde bayraklar dalgalanıyordu. Kırmızı damlı evler ve resimlerle süslü duvarlar arasındaki sokaklarda, mazıların büyüdüğü eski bahçeler arasında ve ağaçlı bulvarların altında, büyük parkların ve kamu binalarının yanlarında geçit alayları yürüyordu. Bazıları gösterişliydi: Mor ve boz renkli, uzun, süslü giysilere bürünmüş yaşlı insanlar, mağrur zanaatkârlar, kucaklarında bebekleri, gevezelik ederek yürüyen şen kadınlar. Kimi sokaklardaysa müzik daha bir hızlı çalıyor, gonglar ve davullar gümbürderken insanlar dans ediyordu. Yürüyüş değil danstı sanki bu. Bütün geçit alayları kentin kuzey yakasına, parlak güneş altında çıplak ayakları ve dizleri çamura bulanmış, uzun, kıvrak kollu genç erkek ve kızların toplanıp yerlerinde duramayan atlarını yarışa hazırladığı Yeşil Çayırlar denilen sulak otlaklara yönelmişti. Atların koşumları yoktu, yalnızca gemsiz yularlar takılmıştı. Yeleleri altın, gümüş ve yeşil şeritlerle süslenmişti. Burun deliklerini hızlı hızlı açıp kapayarak birbirlerine soluyor, böbürleniyorlardı. At bizim törenlerimizi kendisininmişçesine benimseyen tek hayvan olduğundan hepsi çok heyecanlıydı. İleride, Omelas’ı körfez boyunca yarı yarıya çevreleyen kuzey ve batı dağları uzanıyordu. Sabah havası öylesine berraktı ki, masmavi göğün altında, Onsekiz Tepelerini taçlandıran karlar güneş ışığının aydınlığıyla millerce uzunlukta beyaz-altın rengi parıltılar saçıyordu. Yarış yolunu belirleyen bayrakları ara ara dalgalandırmaya yetecek kadar rüzgâr vardı. Geniş, yeşil çayırların sessizliğinde, kentin sokaklarından süzülen, bir yaklaşıp bir uzaklaşan ve gitgide daha yaklaşan müzik duyuluyor, zaman zaman titreşen, birleşen ve çanların büyük coşkulu çınlamasıyla patlayan havanın neşeli ve belli belirsiz tatlılığı hissediliyordu.

Coşkulu! Coşku nasıl anlatılır? Omelas’ın yurttaşları nasıl betimlenebilir?

gg1Mutlu olsalar da basit insanlar değillerdi, anlıyor musunuz? Oysa bizler, neşe sözcüklerini pek söylemiyoruz artık. Tüm tebessümler miladını doldurdu. Böyle bir betimlemeyle karşılaşınca insan belli varsayımlar yapmaya meylediyor. Böyle bir betimleme ile karşılaşınca gözler, soylu şövalyelerin etrafını çevrelediği muhteşem bir aygıra ya da belki de kaslı kölelerce taşınan altın kakmalı bir tahtırevana kurulmuş bir kral arıyor hemen. Ama kral yoktu burada. Kılıç da kullanmıyorlardı, köleleri de yoktu. Barbar değillerdi. Toplumlarının kurallarını ve yasalarını bilmiyorum, ama pek az sayıda kural ve yasaları olduğunu sanıyorum. Monarşi ve kölelik olmadan yaşadıkları gibi, işlerini borsa, reklâmlar, gizli polis ve bombalar olmadan da görüyorlardı. Yine de tekrarlıyorum, basit insanlar değillerdi; kendi halinde çobanlar, soylu vahşiler, safiyane ütopyacılar değildiler. Bizden daha az karmaşık değillerdi. Sorun şu; ukalalarla züppelerin kışkırttığı kötü bir alışkanlığımız var bizim, mutluluğu aptalca bir şey gibi görüyoruz. Sadece acı entelektüel, sadece kötülük ilginç geliyor bize. Sanatçının ihaneti bu: Kötülüğün sıradan ve acının müthiş sıkıcı olabileceğini bir türlü kabul edememek. Onlarla baş edemiyorsan onlara katıl. Canını yakıyorsa yinele. Oysa acıyı yüceltmek sevinci lanetlemektir, şiddeti kucaklamak bütün diğer şeyleri elden kaçırmaktır. Handiyse, hiçbir dayanağımız kalmadı; mutlu bir insanı betimleyemiyoruz artık, neşenin değerini bilmiyoruz. Omelas’ın insanlarını nasıl anlatabilirim ben sizlere? Saf ve mutlu çocuklar değil onlar; onların çocukları mutlu ama. Onlar, yaşamları mahvolmamış, olgun, zeki, tutkulu yetişkinler. Ey mucize! Ah keşke daha iyi betimleyebilsem. Keşke sizleri inandırabilsem. Omelas, benim sözcüklerimle, evvel zaman içinde, çok eski zamanlarda ve uzaklarda kalmış bir masal kentini andırıyor. Belki de en iyisi onu kendi düş gücünüzle kurmanız, düşlerinizin gerçek olduğunu varsaymanız; zira hepinizi memnun edemem tabii ki ben. Mesela teknoloji ne durumda? Caddelerde dolaşan arabalar, havada uçuşan helikopterler yoktur herhalde. Omelas’ın insanlarının mutlu olmasından belli bu. Mutluluk, gerekli olan ile gereksiz ama zararlı olmayan ve zararlı olan arasında doğru bir ayırım yapılmasına dayanır. Orta kategoridekilere gelince -gereksiz ama zararsız şeyler, konfor, lüks, gösteriş, vesaire- merkezi ısıtma sistemleri, metroları, çamaşır makineleri ve burada henüz icat edilmemiş her türden harika araçları, uçuşan ışık kaynakları, yakıtsız güç kaynakları, nezleye karşı çareleri olabilir pekâlâ. Ya da hiçbiri olmayabilir: Fark etmez. O size kalmış. Ben, şenliğe birkaç gün kala tepedeki ve kıyıdaki kasabalardan kalkıp Omelas’a gelenlerin çok hızlı küçük trenlere ve iki katlı tramvaylara bindiğini ve Omelas tren istasyonunun, muhteşem Çiftçiler Pazarı kadar cafcaflı olmasa da aslında kentin en güzel binası olduğunu düşünme eğilimindeyim. Ama trenleri de olsa Omelas, şu ana kadar bazılarımıza “eh idare eder” dedirtiyor korkarım. Tebessümler, çanlar, geçit alayları, atlar, eh. Öyleyse bir de orji ekleyin bari. Orji işinize yararsa hiç çekinmeyin. Ama güzel çıplak rahip ve rahibelerin, yarı esrik bir halde, önlerine ilk çıkan erkek veya kadınla, sevgiliyle veya yabancıyla çiftleşmeye hazır, kanın derin tanrısallığı ile birleşmeye duydukları arzuyla içinden çıkıverdikleri tapınaklar olmasın. İlk düşündüğüm buydu, ama Omelas’ta tapınaklar olmasın daha iyi. Hiç olmazsa insanlı tapınaklar. Dine evet, din adamlarına hayır. Elbette, çıplak güzeller, kendilerini arzulayanların açlığına ve tenin hazzına kutsal bir tatlı gibi sunarak dolaşabilirler ortalıkta. Onlar da katılsın geçit alayına. Çiftleşenlerin üzerinde davullar gümbürdesin ve gonglarla arzunun zaferi ilan edilsin (ve yabana atılamayacak bir nokta), bu haz dolu ayinlerden doğan çocuklar herkes tarafından sevilsin ve büyütülsün. Bildiğim bir şey varsa o da Omelas’ta suçluluk duygusu olmadığı. Ama başka ne olmalı? Başlangıçta uyarıcılar olmamalı diye düşünmüştüm, ama pek sofuca bu. Sevenleri varsa, drooz’un hafif, kalıcı ve kararlı tatlılığı doldurabilir kentin sokaklarım. Drooz zihni ve kasları büyük bir ışık ve parıltıyla kaplar önce, birkaç saat sonra bir düş rehavetiyle ve nihayet, evrenin en gizli sırlarıyla ilgili harika görüntülerle birlikte inanılmaz bir cinsel haz uyandırır; üstelik alışkanlık da yapmaz. Daha mütevazı beğeniler için de bira olabilir sanıyorum. Başka ne, başka ne olabilir coşku kentinde? Zafer duygusu elbette, cesaretin kutlanışı. Ama din adamları olmadan yapabiliyoruz madem, askerler de olmasın. Başarılı katliamlara dayalı coşku haklı bir coşku değil; işimize yaramaz, korkunç, basit. Bir dış düşmana karşı olmaktan değil, tüm insanların ruhundaki en güzel ve en haklı şeylerle, dünyadaki yazın ihtişamıyla birleşmekten doğan sınırsız ve cömert mutluluk: Omelas’ın insanlarının göğüslerini kabartan budur ve kutladıkları zafer de dirimin zaferi. Çoğunun drooz’a gerek duyduğunu da sanmıyorum aslında.

Yürüyüş alaylarının çoğu Yeşil Çayırlara vardı bile. Yeşil ve mavi mutfak çadırlarından nefis bir yemek kokusu geliyor. Küçük çocukların sevimli incecik yüzleri; bir adamın müşfik aksakalına bir pastanın kırıntıları takılmış. Genç erkekler ve kızlar atlarına bindiler ve başlangıç hattında toplanıyorlar. Ufak tefek, şişman ve güleç yüzlü yaşlı bir kadın elindeki sepetten çiçekler dağıtıyor ve uzun boylu genç erkekler ışıl ışıl saçlarına onun çiçeklerini takıyorlar. Dokuz, on yaşlarında bir çocuk kalabalığın dışında oturmuş, kendi başına kaval çalıyor. İnsanlar dinlemek için susuyor ve gülümsüyorlar. Ama onunla konuşmuyorlar. Çünkü çalmayı hiç bırakmaz, onları hiç görmez, koyu renk gözleri şarkının tatlı, incecik büyüsüne dalmıştır.

Bitiriyor ve kavalı tutan ellerini yavaş yavaş indiriyor.

Bu küçük özel sessizlik bir işaret vermiş gibi birden başlangıç çizgisinin yakınındaki bir çadırdan bir boru ötüyor; görkemli, hüzünlü, içe işliyor. Atlar arka ayakları üzerinde şahlanıyor, bazıları kişneyerek karşılık veriyor. Ciddi suratlı genç süvariler atlarının boynunu okşayıp yatıştırmak için fısıldıyorlar onlara: “Sakin ol, sakin ol güzelim, sakin ol umudum…” Başlangıç çizgisinde sıra olmaya başladılar. Yarış pisti boyunca uzanan kalabalıklar rüzgârda sallanan bir çimen ve çiçek tarlasına benziyor. Yaz Şenliği başladı.

İnanıyor musunuz? Şenliği, kenti, coşkuyu kabul ediyor musunuz? Hayır mı? Öyleyse bir şey daha anlatayım sizlere.

Omelas’ın güzel kamu binalarından birinin bodrumunda, belki de ferah evlerden birinin mahzeninde bir oda var. Kapısı kilitli, penceresi yok. Mahzenin bir yerindeki örümcek ağları bürümüş bir pencereden vuran küçük tozlu bir ışık tahtaların arasındaki bir çatlaktan sızıyor. Küçük odanın bir köşesinde, bir çöp kovasının yanında uzun saplı, kötü kokulu, pisliğe bulanmış bir çift süpürge duruyor. Yerler pislik içinde, dokununca hafif bir ıslaklık geliyor ele; mahzen pislikleri genellikle böyle olur zaten. Oda üç adım boyunda, iki adım eninde: Bir sandık odası ya da kullanılmayan bir araç gereç dolabı.

gg2

Odada bir çocuk oturuyor. Bir kız da olabilir, bir oğlan da. Altı yaşında gösteriyor, ama aslında on yaşına yaklaştı. Geri zekalı gibi görünüyor. Belki sakat doğmuş, belki korku, kötü beslenme ve ilgisizlik yüzünden aptallaşmış. Kova ve süpürgelerin en uzağındaki köşede iki büklüm oturmuş, burnunu karıştırıyor, ayak parmakları ya da cinsel organlarıyla oynuyor. Süpürgelerden korkuyor. Onları korkunç buluyor. Gözlerini kapatıyor, ama süpürgelerin hala orada durduğunu, kapının kilitli olduğunu, kimsenin gelmeyeceğini biliyor. Kapı hep kilitli; hiç kimse gelmiyor, sadece zaman zaman -çocuğun zaman ve süre kavramı yok- kapı gıcırdayarak açılıyor ve birisi ya da birkaç kişi görünüyor. İçlerinden biri gelip çocuğu tekmeleyerek kaldırıyor. Ötekiler yaklaşmıyorlar hiç, yalnızca korku ve tiksintiyle süzüyorlar onu. Yiyecek kabı ve su çanağı çabucak dolduruluyor, kapı kilitleniyor, gözler kayboluyor. Kapıdaki insanlar hiçbir şey söylemiyor, ama bu odada doğmamış olan, gün ışığını ve annesinin sesini hatırlayabilen bu çocuk arada bir konuşuyor. “İyi olacağım” diyor. “Lütfen bırakın beni. İyi olacağım!” Hiç cevap vermiyorlar. Çocuk, eskiden geceler boyu yardım ister ve bol bol ağlardı, ama artık inliyor yalnızca “ah-haa, ehhaa” ve gitgide daha az konuşuyor. O kadar zayıf ki bacakları çöp gibi, midesi kemiklerine yapışmış, günde yarım tas mısır ve lapa ile yaşıyor. Çıplak. Sürekli dışkısı üzerinde oturduğundan kalçaları ve baldırları pişik ve yanık izleriyle dolu.

Hepsi, Omelas’ın tüm insanları onun orada olduğunu biliyor. Bazıları görmeye geliyor, diğerleri orada olduğunu bilmekle yetiniyor. Orada olması gerektiğini biliyor hepsi. Bazıları nedenini anlıyor, bazıları anlamıyor; ama hepsi de farkındalar ki mutlulukları, kentlerinin güzelliği, dostluklarının sıcaklığı, çocuklarının sağlığı, alimlerinin bilgeliği, zanaatkarlarının ustalığı, hatta hasatlarının bolluğu ve göklerinin berraklığı tümüyle bu çocuğun dayanılmaz sefaletine bağlı.
 

Çocuklara, sekiz ile on iki yaşları arasında anlayabilecek duruma geldiklerinde anlatılır ve bu çocuğu görmeye gelenler çoğunlukla gençlerdir. Ama sık sık yetişkinlerden biri de çocuğu görmeye ya da bir kez daha görmeye gelir. Mesele onlara ne kadar iyi anlatılırsa anlatılsın, bu genç seyirciler gördüklerinden şaşkına döner, sersemleşirler. Aşmış olduklarını sandıkları tiksinti duygusuna kapılırlar. Tüm açıklamalara rağmen öfke, kızgınlık, çaresizlik hissederler. Çocuk için bir şeyler yapmak isterler. Ama ellerinden gelen hiçbir şey yoktur. Eğer çocuk, o iğrenç yerden gün ışığına çıkarılırsa, temizlenir, beslenir ve rahat ettirilirse bu iyi bir şey olacaktır, doğru; fakat bu yapılırsa eğer, o gün ve o saatte Omelas’ın tüm refahı, güzelliği ve hazzı yok olacak, yıkılacaktır. Koşullar bunlardır. Omelas’taki her bir yaşantının iyiliğini ve güzelliğini tek, küçük bir düzelme uğruna feda etmek; tek bir insanın mutluluğu uğruna binlerin mutluluğunu fırlatıp atmak: Suçluluk duygusunu içeri almak olacaktır bu.
 
Koşullar sert ve kesin; çocuğa güzel bir söz bile söylenemez.

Genç insanlar çocuğu gördükten ve bu korkunç paradoksla yüz yüze geldikten sonra gözyaşları içinde ya da gözyaşsız bir hiddetle eve dönerler çoğu kez. Haftalar veya yıllar boyu düşünebilirler bunun üzerinde. Ama zaman geçtikçe anlamaya başlarlar ki çocuk salıverilse bile özgürlüğünü elde edemez: Sıcaklık ve yiyeceğin vereceği, küçük, belli belirsiz bir zevk, tamam, ama hepsi bu. Gerçek bir coşkuyu tanımayacak kadar aşağılanmış ve aptallaşmıştır. Korkudan kurtulamayacak kadar uzun bir süre korkarak yaşamıştır. Alışkanlıkları insanca muameleye uyum göstermez. Öyle ki onu koruyacak duvarlar, gözleri için karanlık ve üstüne tüneyeceği dışkı olmazsa mahvolacaktır. Gerçekliğin korkunç adaletini anlamaya başlayıp kabullenince bu acı adaletsizlik için akıttıkları gözyaşları kurur. Yine de gözyaşları ve öfkeleri, iyiliklerini sınamaları ve çaresizliklerini kabullenmeleridir belki de yaşamlarındaki ihtişamın gerçek kaynağı. Mutlulukları ruhsuz, sorumsuz bir mutluluk değildir. Çocuk gibi kendilerinin de özgür olmadıklarını bilirler. Duygudaşlığı bilirler. Mimarilerini soylu kılan, müziklerine o görkemi veren, bilimlerini yücelten şey, işte bu çocuğun varoluşu ve onun varlığını bilmeleridir. O çocuk sayesinde çocuklara böylesine iyi davranırlar. Bilirler ki zavallı çocuk karanlıkta acı çekmezse öteki, flüt çalan çocuk, genç süvariler yazın ilk sabahı, tüm güzellikleriyle gün ışığında yarışmaya hazırlanırken o coşkulu müziği yaratamaz.

Şimdi inanıyor musunuz onlara? Daha inanılır oldular değil mi? Ama anlatacağım bir şey daha var ve buna inanmak pek kolay değil.

walk_away_from

Zaman zaman, çocuğu görmeye giden ergen kızlar ve oğlanlardan biri ağlayarak veya hiddetle dönmez evine. Daha doğrusu, evine dönmez. Kimi zaman daha yaşlı bir adam ya da kadın bir-iki gün susar kalır, sonra evini terk eder. Bu insanlar sokağa çıkar, sokakta bir başlarına yürürler. Yürüdükçe yürürler ve güzel kapılardan Omelas kentinin dışına çıkarlar. Omelas’ın tarlaları boyunca yürür dururlar. Her biri tek başına gider, oğlan veya kız, erkek veya kadın. Gece bastırır; yolcular köy sokaklarından, sarı ışık yanan pencerelerin arasından geçer ve tarlaların karanlığına doğru gider. Her biri, tek başlarına batıya veya kuzeye doğru, dağlara doğru giderler. Yollarına devam ederler. Omelas’ ı bırakır, karanlığın içine doğru yürürler ve geri gelmezler. Gittikleri yer çoğunuz için mutluluk kentinden bile daha zor tahayyül edilebilir bir yerdir. Onu hiç betimleyemem. Belki de yoktur. Ama nereye gittiklerini biliyor gibiler Omelas’ı bırakıp gidenler.”

"Gülün Günlüğü - Ursula K. Le Guin" için 10 Yorum

1 | okuryazamaz

May 24th, 2010 saat 6:24 am

Avatar

Müstearından ufak tefek biri olduğuna hükmettiğim Elfy arkadaş. Bu kadar uzun kitap yorumu olur mu? Bu blogun takipçisi bir olarak senden beklediğimiz, okuduğun kitabın iyi ya da kötü olduğunu söylemen. Yukarıda bunu bir cümlede özetlemişsin “…Gülün Günlüğü birbirinden güzel öykülerin olduğu bir kitap…” diyerek. Bunu söyledikten sonra niye kendini helak ediyorsun, uzun uzun yorum yazacağım diye?

2 | elfy

May 24th, 2010 saat 7:49 am

Avatar

Merhaba Okuryazamaz

Öncelikle yorumun ve yapıcı eleştirin için teşekkür ederim.

Aslında yorum kısmı pek uzun değil ama, sevdiğim cümleleri alıntılayınca, bir de Omelas hikayesini ekleyince hacimli görünüyor sanırım:)

Kitap ortalarda yok ya, Omelas’ı çok sevdim ya, eh biraz da takıntılıyım ya, ille okutayım istedim Omelas’ı.

Duydun mu Omelas’ı bırakıp gidenler varmış!

3 | Dragon Reborn

May 25th, 2010 saat 12:32 am

Avatar

Elfy’nin yazdığı yazılarda bazı bölümleri kitapların arkasındaki ekler gibi görüyorum, derine inmek isteyenlerin okuduğu. Beni rahatsız etmiyor açıkcası.

4 | Tosbaa

May 27th, 2010 saat 2:22 am

Avatar

Yazı uzun olunca yeni bitirebildim:)) biraz parça parça okudum. Elfy’nn yazılarının uzunluğu beni de rahatsız etmiyor hatta bu kadar yazabiliyor olmasını takdir ediyorum. Ekrandan okuma problemim olduğundan bi çırpıda okuyamıyorum ama:)
“Omelas’ı Bırakıp Gidenler” çok etkileyici bir öyküydü gerçekten teşekkürler. Bir de yayınevleri kitapları basmamak konusunda neden direnir bilmiyorum, bu yazarların az satmış çok satmış durumu da yok artık her zamanın yazarları durumundalar. “Karanlığın Sol Eli” kitabını da bir arkadaşım çok aramıştı uzun bir süre baskısı yapılmadı ama yeniden basmışlar sonunda.

5 | hypatia

June 2nd, 2010 saat 8:38 am

Avatar

elfy ye çok teşekkürler. yorumunun uzun olması ve alıntı yapması çok hayra geçti.zira yana döne aranılan, hiç bir yerde 2. eli dahi olmayan, ayrıntı yayınevinin 2010 da bir çok kitabın yeni baskısı yapmasına karşın, bir türlü basılamayan kitaplardandır bu kitap:)

6 | elfy

June 2nd, 2010 saat 11:40 am

Avatar

hypatia!

kesinlikle tanışmalıyız:)

7 | hypatia

June 3rd, 2010 saat 3:17 am

Avatar

çok teşekkürler:)
sizler gibi, kitapların her birine ayrı dünyalar gözüyle bakan zarif insanlarla tanışmaktan onur duyarım.

8 | Nilgün

October 29th, 2010 saat 7:17 am

Avatar

Sevgili elfy
çok çok teşekkürler ederim size…
yıllar evvel okuduğum ama kitabını bir türlü bulamadığım Omelas’ı bana hatırlatacak bir şeyler ararken sizin bu yazıyı buldum… Harika oldu…. Elinize sağlık…

9 | umay

November 21st, 2010 saat 3:03 pm

Avatar

Daha geçen gün bir arkadaşıma “Hep O’nu okumak istiyorum” diyordum. Evde sırasını bekleyen kitaplar varken gidip iki Ursula kitabı daha aldım. O yüzden sanırım Elfy, yazının ilk paragrafı beni anlatıyor sandım :) Omelas’ı Bırakıp Gidenler’i ilk kez bu yazı sayesinde okudum ve okuyunca sarsıldım doğrusu. Çok teşekkür ederim. Sanırım tekrar basılana dek gözlerim raflarda Gülün Günlüğü’nü arayacak…

10 | Naciye

December 25th, 2010 saat 8:17 am

Avatar

Öyküyü tek başıma sesli okudum. Ursula K. Le Guin sesli okumanın öneminden bahseder.

Elfy, beni o kadar mutlu ettin ki… Yolun bir gül bahçesi gibi latif olsun.

Yorumunuzu Yazın

Neden?

Okuyorduk, çok okuyorduk. Bencil olmayalım, okuduklarımızın başkalarına da bir faydası dokunsun dedik ve bu siteyi açtık. Şimdilik sayımız fazla değil ama çoğalacağımıza inancımız büyük. Mottomuz: Okuyalım güzelleşelim. Başka yollarla güzelleşenlere karşı değiliz, güzelliği severiz.

Ne Okudum Twitter

  • Admin sizinle gurur duyuyor. Nisan ayında tam 23 kitap girmişiz. Bravo Ne Okudum! 2010-04-28
  • Altı ayda 100 kitap! Teşekkürler ve mutlu yıllar Ne Okudum! 2009-12-31
  • İlk 100'e çok az kaldı! 2009-11-21
  • More updates...

Powered by Twitter Tools

  • broadcast spreaders tow spreaders
  • schecter poultry corp v u s schecter
  • webquests and literature webquests
  • cosplay com view profile michela cosplay
  • chlamydia trachomatis microbiology chlamydia
  • rv camp power 2800 genset 2800
  • wallis kansas city oil distributor wallis
  • quest lab palatka fl palatka
  • ways to conserve energy in homes conserve
  • typewriter charts typewriter
  • strong musem of science musem
  • callie jenkins fl callie
  • compusa pci video card compusa
  • rabbits that live in the tundra rabbits
  • phantasy star blue burst registration phantasy
  • cite nyc restaurant cite
  • physio locums physio
  • croscill wall border croscill
  • vidal pinot noir 07 marlborough noir
  • norton systemworks standard torrent with keygen systemworks
  • southern pines january 2009 events january
  • ubc restroom per square foot restroom
  • $99 rooter denver rooter
  • frommers kansas city missouri frommers
  • elizabethan england music elizabethan
  • japanese weekend maternity wrap dress maternity
  • donegan magnification visor magnification
  • century 21 foxfire realty group andrews foxfire
  • shook up girl shook
  • journeyman plumber journeyman
  • live ce pharmacist hours online pharmacist
  • kubota b7100 crankshaft used crankshaft
  • familie van dalen familie
  • metal detectors bad for cell phones detectors
  • ebay physicians advice sking care sking
  • croce del sud croce
  • casion handheld tv casion
  • metal supplies painesville ohio painesville
  • willam h macy birthday macy
  • irmgard stiegler irmgard
  • recluse victory recluse
  • keithley instruments cleveland oh instruments
  • heavy layering fringe hairstyle fringe
  • walmart legal threat black friday threat
  • net metering calculator metering
  • acclaim powered by phpbb acclaim
  • 101st ww2 veterans 101st
  • good beginner pointe shoes beginner
  • rowland water district rowland
  • proctor and gamble wet strength britain gamble
  • employer illegal witholding tax employer
  • usta flex league mobile alabama usta
  • kool kovers buildings kool
  • deschutes country electical permit deschutes
  • prothetics for cleft palate cleft
  • vapor pressure curve sulfur dioxide vapor
  • university of pittsburgh vipor influenza research influenza
  • trippy mushroom myspace layouts trippy
  • liscence plate holder liscence
  • how far by martina mcbride lyrics mcbride
  • voigt kunagi harada voigt
  • consideration has been discussed elaborately consideration
  • my bridesmaid speech bridesmaid
  • palabras celebres calidad palabras
  • kymco people 150 bulb kymco
  • jacque brown jacque
  • wonder pets party theme wonder
  • distraction advanced guestbook 2.2 distraction
  • history of the bently car bently
  • 1937 oldsmobile 2 door hardtop model hardtop
  • tax deductible goodwill donation kansas city deductible
  • avid shortcut diagram avid
  • sir william herschel infrared handbook herschel
  • inflatable baby tub surround standard bathtub inflatable
  • trainning for iron man trainning
  • monty python sketches small shoe box sketches
  • spore ctrl shift c on emachines ctrl
  • ambergris caye golf cart rentails caye
  • renew tees valley renew
  • corrective action samples corrective
  • snow bunting identification bunting
  • tonya channell murder 1981 channell
  • adolph hitler success adolph
  • religion modern society religion
  • rubber duck apparel duck
  • walt mattecheck walt
  • stefanie krahn stefanie
  • metallica stanger mp3 metallica
  • elke jochmann elke
  • isuzu 6bd1 engine weight isuzu
  • billboards chart for april 18,2007 billboards
  • fireworks dover delaware dover
  • borges food borges
  • unshielded vs shielded network cable shielded
  • audobaun street merrimack nh 03054 merrimack
  • 2008 dodge challenger srt8 photos srt8
  • marriage chappel huntsville al chappel
  • website canadian consulate new york city consulate
  • lion king minneapolis minnesota orpheum theater orpheum
  • bullshit lingo bullshit
  • lakeside veterinary clinic lakeside
  • dog obedience goal setting obedience
  • syed yousaf raza gilani speech syed
  • 2008 ratings imus in the morning imus
  • atchison insurance st charles atchison
  • purchasing volume operating costs operating
  • jeff teresa graves elkins ar elkins
  • lebanese astrologers 2009 horoscope astrologers
  • bibb county law enforcement bibb
  • visual studio runtime update runtime
  • campos de flores campos
  • women's choral concert dresses choral
  • camp maranatha ustream maranatha
  • bloodlines instal error instal
  • sarah brightman my imagination brightman
  • sigma alpha epsilon phi epsilon
  • boxster colortech porsche boxster
  • the eels novocaine for the soul eels
  • autodesk 3ds max 9 tutorials autodesk
  • karl christiansen porterville ca christiansen
  • bakken oil exploration companies exploration
  • muskoka ontario works muskoka
  • dr shauna farr-jones shauna
  • most populated cities in the us populated
  • sate of pa sate
  • deeds in dedham ma deeds
  • serato emulation scratch live emulation
  • denso fuel pump denso
  • bitmap free powered by vbulletin bitmap
  • incontinence treatment for men incontinence
  • condo lasalle condo
  • coated rebar vs non coated rebar coated
  • spouse forged credit spouse
  • laguna niguel department of homeland security niguel
  • what represents the typical australian represents
  • hofstetter serenade sheet music serenade
  • plotting maps plotting
  • wedding dress boutiques northern california boutiques
  • wilsons nursery frankford ky frankford
  • dvd discs 8x vs 16x discs
  • hail and formation hail
  • waves of praise hymnal 1923 hymnal
  • motivational awards catalogs elephant lasting impression catalogs
  • uverse support uverse
  • what famous novels did jhon steinbeck jhon
  • wheatland county accident oct 3,2007 1 wheatland
  • lean mixture on spark plugs mixture
  • mrsa black savee mrsa
  • grasshoppers in esops fables grasshoppers
  • real estate batesville arkansas batesville
  • shelly parrish cassie parrish
  • resturaunts in qualicum beach resturaunts
  • east meadow real estate meadow
  • catholic belief and the apocalypse belief
  • funny kiwi jokes kiwi
  • spock logical quote spock
  • which lake equator pass through equator
  • old buckets graphic art and photos buckets
  • esri san diego esri
  • totally free warrent search in texas totally
  • physical therapy work excuse letter excuse
  • nissan pembroke pines pembroke
  • dr waite defenders bible defenders
  • blimp air travel blimp
  • cantonese garden brisbane chinese cantonese
  • cathleen fiebrich cathleen
  • dove frogs chickens greek frogs
  • constitutional law natural law constitutional
  • dates celebrated in august celebrated
  • lackawanna community boxing center lackawanna
  • vegetable delight granada hills delight
  • fluconazole gel fluconazole
  • liza cashmere furniture upholstery cashmere
  • john cena ameriacan made muscle cena
  • good tailgating music tailgating
  • stacy lowrance sacramento lowrance
  • quote patent commissioner already invented commissioner
  • snowboarding apparel yeti snowboarding
  • myst uru complete chronicles cd-rom repair complete
  • pyramid and giza and light inside giza
  • asap print asap
  • johnnie foodmaster charlestown johnnie
  • 1944 vintage zenith console 1944
  • children's luau food luau
  • west onslow beach north carolina onslow
  • cargo cinch jeans cinch
  • cobra starship gym class heroes starship
  • the sims 2 pets ps2 cheats sims
  • what can betta fish live with betta
  • deductions 2007 deductions
  • hilfiger outlet secaucus nj secaucus
  • lahore restaurant london e1 lahore
  • fire raging sounddogs raging
  • kootenai id county tax records kootenai
  • samuel and john meily coverlet weavers coverlet
  • rama 5 atlanta rama
  • practicing surgeon practicing
  • bulk quantity sheet metal enclosures india enclosures
  • zara phillips facebookzara phillips gossip
  • search 990 finder
  • new england patriots 80
  • tea party medicare
  • la ink bob tyrrell
  • tea party agenda
  • chad ochocinco career stats
  • search cfisd.net
  • bernina
  • greg olsen vikingsgreg olsen wife
  • greg olsen puzzles
  • connecticut natural gas
  • bengals insider
  • cspan presidents
  • dis quand reviendras-tu
  • professions
  • chad ochocinco ultimate catch cast
  • search optics
  • russia
  • la ink phone number
  • chad ochocinco johnson
  • troll
  • search engines other than google
  • cspan goldman sachs hearingcspan history
  • vince young 3rd 30
  • freida pinto plastic surgery
  • hp support 2133
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • mtv 30 years
  • connecticut 100 club
  • hp support 6500a plus
  • search 78search 800 numbers
  • tea party hobbits
  • vince young released
  • mtv kings of leon
  • connecticut sun
  • hp support id
  • extra
  • search engines 9
  • greg olsen puzzles
  • stryker
  • vince young football camp
  • connecticut limo
  • tea party young people
  • idiot
  • new england patriots 50
  • slot
  • hp support 6310hp support 7200
  • chad ochocinco age
  • battleship hacked
  • new england patriots 07
  • hp support 1010
  • hp support hard drive replacement
  • chad ochocinco bears
  • new england patriots 4
  • mtv 25 lame
  • c span 4 to 5
  • randy moss height
  • zara phillips and the queen
  • zara phillips dating
  • hp support driver downloads
  • hp support center
  • cspan question timecspan radio
  • chad ochocinco celebrationschad ochocinco dating
  • chicago bears 61
  • rotating
  • battleship aurora
  • vince young to eagles
  • bea nipa
  • search engines compared
  • la ink show
  • mtv rivals
  • vince young jersey texas
  • la ink 2011 season 5
  • bea 2011 map
  • chad ochocinco vs skip bayless
  • search and seizure
  • la ink bam margera
  • vince young rivals
  • search xml file
  • bengals qb situation
  • speedster
  • chicago bears expo 2011
  • chad ochocinco to patriots
  • rimfire
  • bengals cats for sale
  • greg olsen boulder
  • magnifier
  • cspan ap government review
  • zara phillips wedding hat
  • toto
  • hp support center
  • trick
  • tea party nj
  • vince young z
  • buble
  • new england patriots 98.5
  • battleship vittorio veneto
  • search 50 cent
  • connecticut department of labor
  • carey
  • greg olsen no greater love
  • flour
  • zara phillips baby
  • battleship galactica
  • mtv website
  • bea spells a lot
  • hp support repair
  • exact
  • bea rims
  • randy moss combine results
  • dying
  • new england patriots 98.5
  • zara phillips fascinator
  • la ink 3rd season
  • search engines watch
  • romanian
  • freida pinto zac posen
  • connecticut juvenile training schoolconnecticut kids
  • chad ochocinco yesterday
  • tea party birthday
  • bear gryllsbea hive dance studio
  • searchbugsearch engines
  • randy moss vikings 2011
  • tempo
  • 4pm cspancspan area 51cspan 90.1
  • connecticut lottery
  • bea luna
  • tea party texas
  • new england patriots gillette stadium
  • invitational
  • la ink tattoos
  • freida pinto glamour 2011
  • randy moss mix
  • greg olsen website
  • bengals 09
  • battleship ipad
  • bea test
  • pickering
  • christina
  • lightbulb
  • chad ochocinco nascar
  • purifier
  • fleetwood
  • vince young jay cutler
  • cspan hosts
  • bea karp
  • chicago bears 2009 roster
  • dis boards cruise
  • search chuck norris
  • chad ochocinco height and weight
  • search domains
  • cspan facebook
  • chicago bears 1985
  • la ink ink
  • c span yesterdayc span zelaya
  • dis v44
  • battleship yamato 2010
  • bea fox
  • wonderful
  • cleaners
  • drip
  • mavic
  • randy moss university
  • search 4
  • chicago bears posters
  • orchid
  • new england patriots 1997 roster
  • dis poem
  • new england patriots emblem
  • chicago bears training camp
  • search engines questions
  • beeman
  • search engines of the world
  • chicago bears zip hoodie
  • connecticut airports
  • search engines no follow
  • la ink book an appointment
  • bengals arrests
  • bea 71 16
  • randy moss wonderlic
  • button
  • telnet
  • censor
  • mtv youtube channel
  • ronin
  • quarts
  • disloyaldis magazine
  • la ink season 5 premiere