
Abidin Dino’yu eskiden beri nedensiz severim. Duygularının doğallığıyla oluşturduğu çizimler, zorlamasız yazıları beni hep etkilemiştir. Bu kitabında da durum değişmedi ve Abidin Dino beni yine etkiledi.
Kitapta 1934 - 1940 yılları arasında yayınlanmış 5 öykü ve yayınlanmamış 3 kısa film öyküsü bulunmaktadır. Kitapta yazarın çizimlerine de yer verilmiştir. Bu da kitaba ayrı bir keyif katmış diye düşünüyorum.
Öykülerin yazıldığı tarihlere bakıldığında anlatımda ki sadelik ve akıcılık, yazarın döneminin çok önünde olduğunu gösteriyor. Ferit Edgü’de kitabın girişinde “ O dönemin Türk öykücülüğünde, bu öykülerin benzeri yok.” diye bahseder bu öykülerden.
Öykülerin tümünde Yeditepe’ye ilişkin, oldukça farklı, bir o kadar da keyifli betimlemeler var:
“ Yeditepe hiç de bildiğiniz gibi değildir. Yeditepe, yedi derya, yedi rüzgar, yedi gurbet bağlar. Yeditepe’ye balık akın etti mi, denize basıp İsa gibi dolaşırsınız, balığın kaldırımdan farkı yoktur. ”
“ Geceleri, Yeditepe rutubet ve yangın kokardı. Yeditepe iki denizi bağlardı. Yeditepe fırtınaların savaş alanı, aşk yatağı, hasret payitahtı idi.
Yeditepe’nin üst katında oturanlar başka, alt katında oturanlar başkadır.
Yeditepe’nin yarısı rakı içer, yarısı içirirdi.”
“ Yeditepe gemiye benzer, akşamüstü denizlere açılır, direkleri, ışıkları ve insanları ile beraber sabahı arar.”
Öyküleri ve öykülerinde ki karakterlerin anlatımları da farklı ve yüzünüzde bir tebessüm oluşturuyor.
Bir çırpıda okunan ve tadı damağınızda kalacak bir kitap diye düşünüyorum.
Not: “ Sinan” adlı kitabına da değinmeden geçemeyeceğim. Mimar Sinan’ın hayatı kesin olarak bilinmediği için Abidin Dino, kendince Mimar Sinan’ın hayatını kurgulamış ve yazıya ustaca aktarmış. Her yerde bir izi olan Sinan’ın hayatına bir de Abidin Dino’nun gözüyle bakın derim. Böylelikle önünden geçtiğiniz her Sinan yapısına bakarken gülümseyip bir taş da siz koyacaksınız bu hayat hikayesine.
Yılın ilk kitabını biraz gecikmiş de olsa yazıyorum. Herkese daha çok okuduğumuz bir yıl diliyorumJ