Tunus’un sıcak ve durağan atmosferinde, birbirinden alabildiğine farklı birkaç karakterin amaçsız birliktelikleri sırasında gerçekleşen ölümler, kendilerini sorgulamaları ve aralarındaki ilişkilere etkileri üzerine bir suç romanı. Particia Highsmith bu kitabında da cinayetten çok kadınlar, ilişkiler, aşk, ihanet, suçluluk, vicdan azabı gibi bir çok konuya değinmiş. Yazar cesurca Araplar, İsrail, Amerikalılar, Avrupalılar, değer yargıları, hayata bakışları ve birbirleri hakkındaki düşünceleri hakkındaki farklı fikirleri de yazmış.
Kitabın kahramanı Howard Ingham Amerikalı bir yazardır, bir senaryo ile ilgili olarak yönetmeni ile buluşmak ve çalışmak için Tunus’a gider. Burada bir türlü gelmeyen yönetmenini beklerken bir yandan romanını yazar bir yandan da Amerikalı bir anti komünist ve Danimarkalı homoseksüel bir ressam ile arkadaşlık eder. Ingman’ın yazdığı kitap da bir suç kitabıdır. Patricia Highsmith, Ingman’a hem çevresindeki ölümler, hem de yazdığı kitaptaki karakterin suçları ile iligli kendini sorgulatmaktadır.
Bu kuralları ve insanları farklı ülkede, tam bir oryantalist dekorda para kaygısı olmadan yer, içer, çalışırlar. Sürekli bir tatil yapar gibidirler. Sırf aynı anda, aynı yerde oldukları ve birbirlerinin dilini konuşabildikleri için birlikteler gibi görünmelerine rağmen bir çok ortak noktaları vardır. Karakterlerin bir çok konudaki ilginç fikirlerini öğrensek de iç çatışmaları hakkında, sonuçları dışında pek bir şey öğrenemiyoruz. Yazar buraları bize bırakmış.
Gerçekleşen ölümler sonrasında karakterler kendilerinin ve birbirlerinin vicdanını rahatsız etmeye başlarlar. Esas konu;hiç kimsenin gerçekleştiğini bilmediği bir suçun var olup olmadığıdır. Öldüğü asla bilinemeyecek bir kişinin katili suçlu mudur? Ya öldürülen adi bir hırsızsa? Cezası olmayan bir suç itiraf edilmeli midir? Bir yandan da Batılıların Doğulular karşısındaki vicdanı sorgulanmaktadır.
Kitabın atmosferini ve karakterlerini beğendim. Hayat tarzları da oldukça keyif doluydu. Tatilin bu ilk kitabını kıvançla paylaşırım. Son olarak beğendiğim bir iki cümleyi de yazmak istiyorum.
Sıcaklar insanın başına ne dertler açıyor, dedi kendi kendine.
Kadınlar kendilerine aşık olan erkekleri seviyorlar, dedi kendi kendine, aşık olmasalar yüzlerine bile bakmayacakları erkekleri.