Kitabı bitireli bayağı oldu. Yani bu yazıya başlamadan önce demlenmesi için yeterince bekledim. Kitabın arka kapağında Usta ile Margarita’nın bir baş yapıt olduğu yazıyor. Ben de aynen öyle düşünüyorum.
Bugalov 1891 yılında doğmuş ve eserini tamamladığı 1940 yılında ölmüş. Eserin yazılması 12 sene sürmüş. Kitap da ölümünden ancak 26 yıl sonra, o da bazı bölümlerinin sansürlenmesi suretiyle basılabilmiş ve kendi ülkesinde kendi insanları tarafından okunmuş. Bukalov’un hayatının talihsiz bir hayat olduğunu düşünüyorum. Neredeyse tüm ömrü Stalin’in iktidarında geçmiş. Küs olduğu bir…
30 Jun, 2010
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Fantastik

Hobbit Bilbo Baggins ve 13 cücenin ejderha Altın Smaug’a karşı çıktıkları seferi anlatan Hobbit edebiyat literatürüne “masal” olarak girmiş olsa bile aslında o gelecek muhteşem eserin sadece giriş paragrafıydı. Koskoca bir Oxford profesörünün bir masal yazması beklenmedik bir durum olsa da sempati ile karşılanabilirdi. Ama içinde büyücülerden tutun binbir tane garip yaratığın bir adet yüzüğün peşinde oradan oraya gitmesini anlatan bir roman! işte bu kesinlikle kabul edilemezdi. Ayn Rand’ın Hayatın Kaynağı’nda da anlattığı gibi insan azmi ve hayalgücü kesinlikle gem…
Leo, Manhattan’da, Waverly Place sokağının yine Waverly Place sokağıyla kesiştiği olasılık dışı bir noktada karlı ve rüzgarlı bir gecede onunla karşılaştı. Kadının kıyafetleri simsiyahtı, başındaki şapkanın altından uzun siyah saçları sırtına doğru dökülüyordu ve yere düşürdüğü anahtarlarını arıyordu. Leo karların arasında bulduğu anahtarları kıza verirken, bu anahtarlarla kendisi için tarifsiz bir maceranın kapısını açtığından habersizdi. Bu Leo’nun Veronica’yı ilk görüşüydü. İkinci kez gördüğünde, kendisine bakan gözlerin birinin mavi birinin yeşil olduğunu fark etti.
Veronica’nın hayatına girmesiyle birlikte, Leo kendini açıklanamaz bir…
Sandık Odası Sezgin Kaymaz’ın on sekiz hikayeden oluşan ilk hikaye kitabı. Aslında bu kısa hikayeler hakkında, daha doğrusu hikayelerin bende bıraktığı tat -duygular hakkında tam olarak karar veremedim. Okurken hikayelerin çoğundan rahatsız oldum, ama elimden de bırakmak istemedim. Belki de beni huzursuz eden hikayelerin ağırlıklı olarak ölümle ilgili olmasıdır. Ölümün ya da ölüme dair duyguların, korkuların bu kadar net anlatılmasıdır. Sezgin Kaymaz’ın romanlarını sevmeme neden olan dili, anlatımı hikayeye de çok yakışmış, öyküler kolayca okunuyor ama, maalesef anlatılanların hazmı o kadar kolay…
Etiketler:
Ateş Canına Yapışsın,
Fantastik,
Geber Anne,
hikaye,
Kaptanın Teknesi,
Lucky,
Medet,
Sandık Odası,
Sezgin Kaymaz,
Uzunharmanlarda davetsiz bir misafir,
Zindankale
Londra’ya gitmeden önce Richard Mayhew’in el falına bakan esrarengiz ve yaşlı kadın ona ; “Senin yerinde olsam, kapılara dikkat ederdim.” dedi.
Richard Londra’ya gideli neredeyse 4 yıl olmuştu. İyi bir işi, çok güzel ama biraz fazla talepkar bir nişanlısı vardı. Hayat onun için kendi rutinini yakalamıştı. Bir akşam kaldırımda kanlar içinde yatan bir kıza, Door’a rastladı ve hayatının ritmi bozuldu. Kız polise haber verilmesine ve hastaneye götürülmeye şiddetle itiraz ediyordu. Onu yolun ortasında, yaralı ve çaresiz bir şekilde bırakamayan Richard, nişanlısı…
19 Apr, 2010
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Fantastik
“Büyücünün İlk Kuralı: İnsanlar aptaldır. Doğru biçimde yönlendirirseniz, herkes her şeye inanabilir. İnsanlar aptal oldukları için bir yalana bile kolayca inanırlar çünkü onun doğru olduğuna inanmak isterler ya da doğru olabileceğinden korkarlar. İnsanların zihinleri bilgilerle, gerçeklerle ve inançlarla doludur. Bunları çoğu yanlıştır ama yine de hepsinin doğru olduğunu düşünürler. İnsanlar aptaldır. Doğruyla yalan arasındaki farkı ender olarak ayırt edebilirler ama kendilerine çok güvendikleri için bunu yapabileceklerine inanırlar, bu nedenle daha da kolay kandırılırlar.
Büyücünün İlk Kuralı yüzünden büyücüler, gerçeği öğrenmek için…
12 May, 2009
Yazan: Dragon Reborn | Kategori: Fantastik
Aslına bakarsanız Türkiye’de yayımlanmış kitaplarla ilgili yazdığımda mutlaka Türkçe kapağının resmini buraya koymaktı isteğim. Ama Metis, Marifet’lerin kapağını o kadar kötü, o kadar kötü yapmış ki, buraya koyasım gelmedi. Zaten Türkiye’de özellikle bilimkurgu ve fantastik eserlerin çevirilerinde böyle uyduruk kapaklar kullanmak çok sık rastlanan bir şey. Bu işin piri de İthaki’dir. İnternetten buldukları baskıya uygun olmayan imajları çamur olmuş bir şekilde kitaplarında kullanmaktan çekinmiyorlar. Metis en azından bunu yapmamış ama ortaya çıkan kapak da evlere şenlik. O yüzden ben de…