21 Sep, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Polisiye

Petros Markaris’in Türkçe’de son yayınlanan kitabı, bu yazın tarihini ve “Eskiden, Çok Eskiden” ismini taşıyor. “Eskiden, çok eskiden” deyimi bana Murathan Mungan’ın dizelerini hatırlatıyor her seferinde.
“hani herkes arkadaş
hani oyunlar sürerken
kimse bize ihanet etmemiş
biz kimseyi aldatmamışken
hani biz kimseye küsmemiş
hani hiç kimse ölmemişken
eskidendi, eskidendi, ah eskiden.”
“Eskiden, Çok Eskiden” yazarın çok iyi tanıyıp, “yurdumdur” dediği İstanbul’da geçen bir hesaplaşma öyküsü.

21 Sep, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Öykü

Balkan Blues incecik bir öykü kitabı. İçinde dokuz öykü var ve bu dokuz öykünün ikisinde konuk olarak Komiser Haritos’la karşılaşıyoruz (Komiser Haritos, Petros Markaris’in Gece Bülteni, Alan Savunması, Che İntihar Etti ve Eskiden Çok Eskiden adlı kitaplarının kahramanı). Öykülerin hepsi Atina’da geçiyor ve Markaris Balkanlardan gelen mültecilerin hayatlarının kenarında dolaştırıyor bizi.

21 Sep, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Polisiye

Petros Markaris’in Türkçe’deki 3. kitabı “Che İntihar Etti” adını taşıyor ve önceki macera Alan Savunması’nın bittiği yerden, hastaneden başlıyor. Hay Allah, bunu hiç açık etmek istemiyordum ama başka türlü bu kitabı anlatmama imkan yok. Çünkü Komiser Haritos hikayenin neredeyse sonuna kadar raporlu. Bu rahatsızlığın ona tek yararı pek düşkün olduğu kızı Katerina’nın yanında olması. Derken Haritos öğreniyor ki, Katerina babasının doktoru Fanis ile flört etmeye başlamış. Na kafa karışıklığı! Bu arada onun raporlu olduğu süre için yerine vekaleten aptal Yanutsos’u…
20 Sep, 2010
Yazan: habbele | Kategori: Polisiye

Türkçe’de yayınlanma sırasına göre, Petros Markaris’in 2. kitabı Alan Savunması adını taşıyor. Bu hikayemiz Santorini Adasında başlıyor. İşlerin yoğunluğu yüzünden bir türlü eşinin istediği tatile çıkamayan komiser Haritos, sonunda ısrarlara dayanamayarak eşiyle beraber baldızının yanına tatile giderler. Herşey yolunda gitmekte ve Haritos kendini yaz tatili rehavetine kaptırmak üzereyken adada bir akşam deprem olur. Heyecan içinde tüm ada halkı evlerinden dışarı fırlarlar ve geceyi köy meydanında geçirirler. Bu arada bir türlü şehirden köye yardım gelmemekte ve halk da söylenip durmaktadır. Sabah…

Ben böyleyim işte, bir yerde bir yazardan ve kitaptan ilgimi çekecek şekilde bahsedildiğini görmeyeyim, sessiz bir takıntı haline getiriyorum. Petros Markaris’te de aynısı oldu. Nasıl mı? Önce birkaç gün arayla farklı yerlerde ondan bahsedildiğini okudum. Engin Ardıç onun için “Yunanlıların Stieg Larsson’u” diyordu mesela. Yorgo Kırbaki “Hemşehrim, soydaşım Petros Markaris ile mutlaka tanışacağım. İstanbul aşkımız bunu gerektiriyor” diyordu. Ben de başladım bir ara internette bu yazarla ilgili bilgi toplamaya. Okudukça şaşırdım, şaşırdıkça meraklandım. Sonunda onun Türkçe’de yayınlanmış 5 kitabını ve…
Katilin Şeyi romanından tanıdığımız acemi dedektifler Vedat Kurdel ve ortağı Tefo yeni bir macerayla karşımıza çıkıyorlar. Ama durumlar biraz değişmiş. İlk kitaptaki seri katilin bulunmasının üzerinden yaklaşık 1 sene geçmiş, bu arada Tefo, Ayla ile evlenmiş, balayına gitmiş. Vedat kendisini biraz kandırılmış, biraz terkedilmiş hissediyor, çünkü Tefo, Ayla ile gezerken Vedat’ın ruhu bile duymamış. 10 yaşından beri yediğinin içtiğinin ayrı gitmediği, kendisi gibi ailesiyle birlikte yaşayan –böylece kendisine bir hayat kurması gerektiğini, artık kazık kadar adam olduğunu söyleyen ailesine; bakın…
Kahramanımızın adı Vedat Kurdel. Özel dedektif. Bir de ortağı var. Can dostu Tefo. Asıl adı Tevfik ama, adının yanlış söylenmesinin önüne geçemediği için kendisine kısaca Tefo denmesini istiyor. Vedat ve Tefo kitabın başında henüz dedektif değiller ama, sonunda oluyorlar. Yada Tefo’nun babasının dediği gibi, ki kendisi polis emeklisi babacan bir amcadır ve çıkan özel dedektiflik yasası sayesinde bu iki adama bir iş sahası sağlamıştır, ha oldu ha olacak kıvama geliyorlar.
Kitapta anlatılan olaylar 2005 yılında acemi dedektiflerimiz 35 yaşındayken başlarından geçiyor.…
28 Mar, 2010
Yazan: Dulcinea | Kategori: Polisiye
Sherlock Holmes’un sinema filmini, çeşit çeşit dizilerini izlemiş ama hiç kitabını okumamamıştım. Kardeşimin bir Holmes hayranı olduğunu, her kitabını hem İngilizce hem Türkçe okuduğunu da hesaba katarsak, sebebi olmadan baya bir uzak durmuşum bu seriden. Sonunda bu huysuz ve ukala karakteri, Plato Yayınları’ndan çıkan bu kitap ile okumuş oldum.
Plato Yayınları’nın bir seri halinde sunduğu kitapların beşincisi olan bu polisiye roman iki hikayeden oluşuyor. Her kitapta başka hikayeler olduğu için beşinciden başlamamın pek bir etkisi olmadı diyebilirim. Aslında Leach’in paylaştığı ve…
07 Jul, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Polisiye
Patricia Highsmith’in diğer kitapları gibi, bir suç bir cinayet romanı olmasına rağmen, türünün dışına taşan bir romandı. Yazarın okuduğum bu ikinci kitabı, diğer kitaplarını da okuyacağımdan emin olmamı sağladı. Detaylar, karakterler, diyaloglar, tepkiler, zengin ve tutarlıydı. Sadece cinayetle ilgili değil, suçluluk ile ilgili bir çok soru oluşturdu kafamda. Kitabı çok beğendim ve El Sürçmesi’ni tatilde okumak üzere ayırdım.

21 Jun, 2009
Yazan: Dulcinea | Kategori: Polisiye
Beceriksiz; Ripley adlı tanınmış karakterin yaratıcısı Amerikalı kadın yazar Patricia Highsmith’in 1954 tarihli polisiye romanı. Polisiye romanlar aslında cinayet romanıdır, suç ve suçluluk duygusundan çok, karakterlerin suç işleyecek hale gelişinin psikolojik çizgisini veya delil ve katil arayışını (Agatha Christie romanlarında olduğu gibi) anlatırlar. Ancak Patricia Highsmith hem kurgu hem de diyaloglar bakımından cinayetin kendinden çok ruhtaki izi ile ilgilendiğini belli ediyor.
