Bir kitapla ilgili hayal kırıklığı yaÅŸamak nedir, iÅŸte onu yaşıyorum. Kitabı 2 gün oldu bitireli, özellikle bekledim azıcık başım durulsun diye. Belki dedim farketmediÄŸim bir ÅŸeyi farkeder ve uyanırım bu kötü rüyadan! Heyhat, her ÅŸey gerçekti. Sene 1812, Rusya’dayız. 4 ajan-asker arkadaÅŸ Moskova’da durmuÅŸ, yavaÅŸ yavaÅŸ kendilerine doÄŸru ilerleyen Napolyon’un ordusuna karşı ne yapabileceklerini düşünüyorlar kara kara. Derken içlerinden biri –ismi Dimitri ve anlatıcımız olan Aleksey’in hayatını önceki bir savaÅŸta kurtarmış- daha önce Eflak’ta Türklere karşı beraber çarpıştığı gözüpek savaşçıları…
Bana  göre insanlar iki tipte aşkı yaşarlar. Birincisi aşka aşık olanlar, ikincisi gerçekten sevebileceği kişiye ait olanlar.
Alacakaranlık kitabının devamı olan Yeniay’da kitabın öznesi İsabella Swan gerçekten aÅŸkı yaÅŸadığı insanı kaybeder…
Bu kayıp, kitabın 3/4′ü boyunca bizlere onun daha ne kadar dibe vurabilmek için uÄŸraÅŸtığını anlatmakla geçiyor. Çünkü İsebella her dibe vurmak istediÄŸinde göğüsünde açılmış olan bu kocaman deliÄŸi hem kapatmaya çalışıyor hem de O’nu zihninde yaÅŸatabilmesini saÄŸlıyor. Bunun nedeni çok basit İsabella hayatına devam etmek zorunda peki ama yaÅŸadıkları ve kendini…

Vampirler hakkında yapılan birçok uyarlamadan sonra, yüzlerce yıl yaşadıklarını, sarımsaktan korktuklarını, uçabildiklerini, nefes almadan yaşayabileceklerini ve bunun gibi birçok özelliklerini öğrendik ve hala da öğrenmeye devam ediyoruz. Ama birçok filmde veya kitapta vampirlerin hiç sevebilme ihtimaline değinilmemiş olması veya yüzeysel değinilmiş olması bu kitabın yani Alacakaranlık’ın doğmasına neden olmuş.(aslına bakarsanız yazar tüm bu hikayeyi gördüğü bir rüyadan sonra karalamış.)
