
Bu kitap tarihin en utanç verici dönemlerinden biri olan Nazi Almanyasından bahsediyor. Kitaplara, sinemaya ve iletişim mecralarına çokça konu olan dönem bu kitapta oldukça farklı bir bakış açısıyla anlatılıyor. Kitap bir gettoyu orada yaşayan bir grup insanın gözünden aktarıyor.
Jakob, bir gün akşam gezintiye çıkar. Burada akşam saat 8’den sonra sokağa çıkma yasağı bulunmaktadır. Gözetleme kulelerinden birinde projektör ışığı yanar ve Jakob’ a bu saatte dışarıda ne aradığını sorarak bir binayı işaret eder. Oraya bakan Jakob karakolu fark eder. Burayı bilmektedir Jakob; eskiden vergi dairesi olan binayı şimdi Almanlar karakol olarak kullanmaktadırlar. Bu binaya giren bir Yahudinin oradan çıktığına henüz kimse tanık olmamıştır. Jakob çaresizce oraya yönelir ve içeri girer. Uzunca bir koridorda kimseyi göremez. Bir kapının önünde durur ve buraya girip girmemeyi düşünür. Yanlış kişilere bir şey sormak daha kötü olacaktır. Kapıda durup içeriyi dinler ve bir radyoda Rusların Bezanika’da olduklarını öğrenir. Bir anda çok sevinir Bezanika bulundukları yere yakındır. Kapı açılınca sevinci yarım kalır, tekrar nöbetçiyi aramaya başlar. Nöbetçiyi bulur ve 8’den sonra dışarıda olduğu için gözcünün onu oraya yolladığını söyler. Nöbetçi saate bakar ama saat henüz 8 değildir. Gözcü onunla alay etmiştir. Ve oradan çıkarak hemen eve gider Jakob. Radyodan duyduğu haberi söyleyip söylememek arasında kararsızdır. Kendiyle alay edildiğini,aşağılandığını bile unutur. Ertesi gün işe gittiğinde ( vagonlara yük taşımaktadırlar) Mischa’nın patates yüklü vagondan patates çalmaya çalışma girişimini fark eder. Onu durdurmak içinde duyduğu haberi söyler ve riske girmemesini ister. Bu haberi kendi radyosundan duyduğunu söyler. Haber hızla yayılır. Jacob Heym bir anda gettonun gözdesi olur. O bu haberden sonra insanların canlandığını ve burada yaşamak için gerekli olan umudu bulduklarını düşünerek yalanlara devam eder. O güne kadar bir çok intihar olmuştur. İnsanlar yaşadıkları aşağılanmalara ve yasaklara dayanamayıp ölmek istemektedirler. Bu haberler yayıldıktan sonra neredeyse hiç intihar haberi alınmamıştır. Jacob daha ne kadar yalan söyleyebileceğini bilemez ama artık geri adım da atamaz.
Çaresizce insanların bir yalana nasıl sarıldıklarını anlatan bu roman bence oldukça başarılı bir perspektiften anlatıyor yaşananları. Günümüzde hala bir çok şekilde insanları çaresizliğe sürüklüyoruz. Değişik baskılarla onları insanlık haklarından mahrum bırakıyoruz. Ve buldukları umutlara sarılışlarını beklide gülerek izliyoruz. Bu kanlı dönemi anlattığı için değil sadece insanların ağaçlara özlemini görmek için bile okunabilir kitap. ( Gettoda ağaç da yasak.)