09 Mar, 2010
Yazan: Tosbaa Kategori: Kurgu

Hüsnü Arkan ile tanışmam Ezginin Günlüğü ile olmuştur aslında. Yazar kimliğinden önce şarkıcı ve besteci kimlikleriyle. Çok severek dinlediğim bir grup olduğundan grup üyelerini farklı mecralarda gördüğümde merakım depreşir. Hüsnü Arkan’ın yazar kimliğiyle tanışmam da işte böyle bir merakla keşfettiğim iktidarsiz.com adlı siteyle başladı. Çok keyifli bir site olduğunu düşünüyorum ve yazarında yazılarının başarılı olduğunu düşünüyorum. Kitaplarıyla buluşmam ise bugünü buldu. Yazarın 4 romanı birde şiir kitabı bulunuyor. Uyku yazarın 4. romanı.
Kitap, Müdür Bey diye adlandırılan karakterin günlüğü niteliğinde yazılmış. Ancak bu bir önyargı oluşturmasın. Klasik günlük kurgusunun çok uzağında bir anlatımla ve kitabın giriş bölümüyle oldukça ilgi çekici bir hal alıyor.
Okumaya Devam »
05 Mar, 2010
Yazan: nazimo Kategori: Kurgu
Franklin Flayer 1929 yılında Büyük Buhran’ dan bir kaç saat önce, 11 aydır gidip geldiği işinden istifa etmiş ve biraz hava almak için çalıştığı ofisin de içinde yer aldığı Küre Binasının çatısına çıkmıştı. Uzaklardan gelen oyuncu bir rüzgar –belki de kaderin nefesi- başındaki sarı şapkasını uçurarak karşıdaki Buz ve Ateş Sigorta Şirketi binasının 60 katındaki açık bir camdan içeri savurdu. Franklin aşağıya inerek, şapkasını almak üzere söz konusu binadaki 6000 numaralı terkedilmiş ofise gitti. Bu 6000 numaralı ofise ilk girişiydi. 6000 numaralı ofis, onu ofise getiren sarı şapkası, ofiste üzerine uzanıp yattığı terkedilmiş koltuk, masada bulduğu bir kadın fotoğrafı ve kaderin onu itekleyen nefesi aslında bir şekilde onu bir daha hiç terk etmedi.
Okumaya Devam »
Simya ile ilgili okuduğum bu ikinci kitapta simya tarihi ve bu öğreti ile uğraşanlar hakkında bilgiler bulunuyor. Simyanın ne olduğu ile ilgili zaten çok daha heyecan verici bir kitap okuduğum için bu kitapta benim için ilgi çekici ve yeni olan yıllarını simyaya vermiş bilim adamları, krallar, kraliçeler, imparatorlar ve sanatçılarla tanışmak oldu. Bir çoğu hayatlarının sonunda idam edilmiş, hapsedilmiş, eziyete şantaja uğramış simyacıların mükemmel maddeyi arayışları sırasında yaptıkları icatlar da sürecin araştırmacı yönüne ışık tutuyordu.
Okumaya Devam »
19 Feb, 2010
Yazan: elfy Kategori: Kurgu

Masalları çok severim, dinlemeyi, okumayı, dilim döndüğünce de anlatmayı. Masalların gizli bir dili olduğuna, hatta büyülü olduklarına inanırım. Binlerce yılda birikmiştir çünkü. Kurtlarla Koşan Kadınlar ve onların yanında, onlarla birlikte koşmaya cesareti olan adamlar biriktirmiştir kelimeleri. Yolda zenginleşmiş, çoğalmıştır, ta bana kadar gelmiştir. Her masal bana anlatılır, her masal beni anlatır.
Kuzey içine girdiğim en güzel masallardan biri.
Okumaya Devam »

Nazi Almanya’sında Yahudilerin gettolara ve toplama kamplarına nakil edilmesinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Arjantin Buenos Aires’te Mossad tarafından yakalanıp, yargılanmak üzere İsrail’e kaçırılır. Aylar süren mahkeme sırasında 15 ayrı suçtan yargılanır. Bunların arasında Nazi dönemi boyunca, özellikle de 2. Dünya Savaşı sırasında Yahudilere ve insanlığa karşı işlediği suçlardan suçlu bulunur ve idama mahkum edilir.
Okumaya Devam »
16 Feb, 2010
Yazan: nazimo Kategori: Kurgu
Saatçi Bayırı’nı ilk kez yayınlandığı 2006 yılında okumuştum. Kitabı neden satın aldığımı, niye seçtiğimi bilmiyorum. Çünkü ne Ayça Şen’i tanıyordum ne de yayınevini. Kapağının da o kadar albenili bir görüntüsü yoktu. Takdir-i ilahi işte. Kaderde Ayça Şen’le tanışmak varmış.
Yıllar sonra kitaplığıma hangi kitaba başlasam diye göz gezdirirken, gözüm yine Saatçi Bayırı’na takıldı. Okurken ne kadar çok eğlendiğimi hatırladım. Ayça Şen’le tanışmama sebep olan bu kitaptan sonra, onun Radikaldeki yazılarının da takipçisi olmuştum. İkinci romanını da okumuştum. Birden bu romanı tekrar okumak istedim. Belki bunda kitabı “neokudum.com” a yazma hevesi de biraz etkili olmuş olabilir.
Okumaya Devam »
02 Feb, 2010
Yazan: Tosbaa Kategori: Öykü

Abidin Dino’yu eskiden beri nedensiz severim. Duygularının doğallığıyla oluşturduğu çizimler, zorlamasız yazıları beni hep etkilemiştir. Bu kitabında da durum değişmedi ve Abidin Dino beni yine etkiledi.
Kitapta 1934 - 1940 yılları arasında yayınlanmış 5 öykü ve yayınlanmamış 3 kısa film öyküsü bulunmaktadır. Kitapta yazarın çizimlerine de yer verilmiştir. Bu da kitaba ayrı bir keyif katmış diye düşünüyorum.
Okumaya Devam »
Zamanya aynı evi paylaşan 2 arkadaşın bir gününün öyküsü. Bir şirkette çalışan ve o gün 28 yaşına basan Selim ile işi olmayan ve o gün bir iş görüşmesine gidecek olan Kerim.
Kerim’in kendince çok dürüst olarak hazırladığı özgeçmişine istinaden teklif edilen esrarengiz iş görüşmesi , saat 05:10’ da Kerim’in evden alınmasıyla başlar. Kerim’i aralarında görmek isteyen Zaman şirketi, Kerim için aynı günde 4 kıtada, 12 ayrı şehirde, birbirini takip eden görüşmeler ayarlamıştır.
Okumaya Devam »

Arz’da ormanların tümü kesildiği ve hiç ağaç kalmadığı için, dünyanın kereste ihtiyacını karşılamak üzere 27 ışık yılı uzaktaki Athsheli gezegenine gidilmiş ve orası kolonileştirilmişti. Askeri ekipteki Yüzbaşı Davidson sert bir adamdı. Arz’lıydı ve Arz ehlileşmiş bir gezegendi, oysa burası için aynı şey söylenemezdi. Burada olma nedeni de buydu zaten, gezegeni ehlileştirmek. Kendisini bir dünya-terbiyecisi olarak görmekten hoşlanıyordu. Ekiptekiler de sıkı çocuklardı. Mühendisler, psikologlar, doktorlar gibi uzmanlar dışındakiler yani.
Okumaya Devam »
11 Jan, 2010
Yazan: elfy Kategori: Kurgu

En son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, kitap tam bir cümbüş, hatta cümbüş içre cümbüş. Bir tarafıyla tam Tarantino’luk bir roman, bir tarafıyla o kadar bizden ve bu topraklara ait ki! Romanın tam ortasında misafir sanatçı olarak Ersin Karabulut’un çizdiği bir hikaye de olunca, Kill Bill’de (O-Ren’ Ishii’nin çocukluğunu anlatan kısımda) olduğu gibi, Tarantino’nun kulaklarını çınlatmamak olmaz.
Birbiri içine geçmiş hikayeler ve birbirine ille de dokunan karakterlerle dolu olan bu kitap, bir aşk romanı, bir cinayet romanı, bir intikam romanı hatta bazı kısımları ile de fantastik bir roman. Bunca karmaşadan da gayet lezzetli bir şey çıkmış ortaya doğrusu.
Okumaya Devam »
Romanda kendisine verdiği isimle Kafka, 15. doğum gününde evden ayrılacağına çok önceden karar vermiş ve hem zihnini hem de bedenini yıllardır bugün için hazırlamaktadır. 4 yaşındayken, annesi yanına evlat edinilen ablasını almış, kendisini, öz oğlunu arkasında bırakıp evi terk etmiştir. Kafka kendi yarattığı, alter-egosu diyebileceğimiz “Karga adındaki delikanlı” ile yollara düşer. Nereye gideceğinin hiçbir önemi yoktur, yeter ki evinden ve uzun bir süredir konuşmadığı babasından uzak bir yer olsun. Babasının kendisi ile ilgili kehanetinden kaçmaktadır.
Okumaya Devam »
Yine bir Türk yazarı, yine bir ilk kitap ve yine yeni bir tanışma. Alper Canıgüz’ün ismine Murat Menteş’in “Dublörün Dilemması” adlı kitabının arka kapağı için yazdığı yazıda rastladım. Kendi kendime bu Alper Canıgüz, Murat Menteş’in kitabının arkasına yazı yazıyorsa, kesin o da aynı taifedendir dedim ve internette yaptığım araştırma sonucunda, Sabitfikir sitesinde kendisinin kitaplarına ulaştım. İyi ki de ulaşmışım.
Kitabın kapağı üzerinde “Psiko-Absürd Romantik Komedi” ifadesi yer alıyor. Yazar kitabını bu şekilde tanımlamış.
Okumaya Devam »
04 Jan, 2010
Yazan: elfy Kategori: Kurgu

15 Kasım 1992’de bir Pazar sabahı Mariquita’da her şey çok sıradan başlamıştır ama kilise çanları dokuzuncu vuruşu henüz yapmışken, bir anda ortaya çıkan üç düzine kadar adam bağıra çağıra ve havaya ateş açarak kasabaya dalar. Niyetleri karınlarını doyuracak kadar yiyecek ve yardım almak olan gerillalar, kasabalıların kendilerine adeta dilenci gibi davrandıklarını görünce isteklerini değiştirler ve kasabadaki tüm erkekleri kendilerine katılmaya zorlarlar. Gönüllü olarak katılmayanlar ise oracıkta vurulur.
Okumaya Devam »