Bu dünya hakkında bütün ama bütün bildiklerinizi unutun. Uyuduğumuzda gittiğimiz rüyalar alemi hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Cennet ve Cehennem hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Masallar hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Mitoloji hakkında bütün bildiklerinizi unutun. Sandman evrenine adımınızı atın, gözlerinizi sımsıkı kapayın ve derin bir nefes alın. Buradayken görmek için gözlerinize ihtiyacınız yok. Neil Gaiman’ın hayal ettiği, başkalarının resmettiği, bir başlayınca sizin de elinizden bırakamayacağınız bir çizgi roman, yolculuk kitabı, rüya hikayesi olan Sandman’de 10 tane kitap içinde anlatılan yaklaşık 75 tane…

William Shakespeare, okunmakla tükenmeyecek, hatta dönüp dönüp okunacak biri. Yıldızların altında anlatılabilecek, insana dair her şeyi anlatmış olduğunu düşünürüm zaman zaman. Tüm aşk hikayeleri Romeo ve Juliet oyunundan çıkmış gibidir sanki. Murathan Mungan’ın “Ben sende bütün aşklarımı temize çektim” dizesi Romeo’nun Juliet’e söylediği “Senin dudaklarınla, dudaklarım günahtan arındı.” repliğinin başka türlü söylenişi gibi gelmiştir hep bana. Kıskançlık mı? Shakespeare yazmıştır. İhanet? Elbette Shakespeare yazmıştır. İktidar? “Dostlar, Romalılar, vatandaşlar, beni dinleyin: Ben Sezar’ı gömmeye geldim, övmeye değil.” Komedi? Yine Shakespeare. Hele de Can…
Evet işin suyunu çıkartmış olabilirim. Ne kadar suyunun çıktığını Dulcinea’ya sorabilirsiniz. Sonuçta çoğu gece bağırış çığırış oyunu oynarken onun kafasını şişiriyorum. Ama bu teneke kafalı adam her nedense ilgimi çekiyor. Onun için ister yazılı olsun ister görsel hakkında bulabildiğim her şeyi okuyorum, seyrediyorum. Sağolsun Halo evrenini yaratan Bungie’de bu konuda beni yalnız bırakmıyor. Oyunu, kitabı derken ilk çizgi romanı da okuma şansına eriştim.
